Yerel Değerlere Sahip Çıkmak

Son dönemlerde özellikle de iktidar mensupları tarafından sıkça kullanılan bir kavram “yerli ve milli”

Küresel ilişkilerin hakim olduğu bir dünyada ne kadar gerçekçi olur bilemem ama en azından söylediklerine de sahip çıkmayan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Dünyada aşı üretme dahil halk sağlığıyla ilgili bir dolu ilklere imza atmış bir Hıfsızsıhha Kurumunuz var iken, hangi akla hizmet bu kuruluşu kapatacaksınız?

Cumhuriyetin ilk yıllarında verem dahil akciğer hastaları için yaptırılan Adalardaki sağlık kurumunu, hiçte ihtiyacı yok iken Diyanet İşleri Başkanlığına devreden bir zihniyet nasıl olurda yerli ve milli politikalar uygulayabilir?

En zor ve ağır koşullarda yoksul halkın aşından ekmeğinden tasarruf edilerek kurulan tüm fabrikaları yok pahasına satan, kapatan, işletme hakkını devreden bir iktidarın yerli ve milli olabilmesi ne kadar mümkün olabilir?

En önemlisi ülkemiz için stratejik bir yatırım olan Tank Paleti tesislerini yangından mal kaçırırcasına, ne muhalefete ne halka tek bir bilgi vermeden satan! (pardon) işletme hakkını devreden iktidara bu halk nasıl güvensin?

Bakın hiç Katar falan demiyorum.

Benim için bu ülkenin zenginlik kaynaklarının kime verildiğinden çok, niye verildiği önemlidir.

Bu işlemlerden kimlerin rant devşirdiği önemlidir.

Daha da önemlisi iktidar tarafından başlatılan bu uygulamalar Türkiye de elbette bir ilk değildir.

Ama hiç bu kadar “kör gözüm parmağına” örneği pervasızca yapılmamıştı.

Üstelik bu kötü örnek devletin tüm kurum ve kuruluşlarına da yansımıştır.

Yerel yönetimlerde de benzer uygulamalara tanık oluyoruz.

Yapılan her hizmet ya da ekonomik ilişki de amaç rant olunca da, ne liyakat ne adalet ne de hukuktan söz edemezsiniz.

Tüm bu sorunların kaynağı da yapılan işlerde şeffaf davranılmaması.

Öyle olunca da en doğrusunu bile yapsanız; söylentilerin, abartıların, komplo teorilerinin önünü alamazsınız.

Şu günlerde hepimizi yakından ilgilendiren konu bildiğiniz üzere covid 19 denilen korkunç virüs ve bundan korunabilmenin yolları.

Daha şimdiden on binlerin üzerinde yurttaşımızın yaşamını yitirdiği bu beladan kurtulmanın en kalıcı yöntemi aşı olarak görünüyor.

Böylesine yaşamsal bir konuda bile tartışmalara bakın.

Hangi aşı, ne zaman, hangi dozda gelecek, net değil.

Kimlere, hangi tarihte , hangi yöntemle yapılacak bilinmiyor.

Belki biliniyor ama kamuoyuna doyurucu açıklama yapılmıyor.

Bu belirsiz durumu fırsat bilen medya kuruluşları da neredeyse 24 saat bu sorunu uzman olan, olmayan kişileri tartıştırarak vatandaşın kafasını iyice karıştırıyor.

Durum böyle olunca da sağlık sistemi hiçte uygun olmayan zeminlerde sorgulanmaya başladı.

Kuşkusuz ekonomik sistem olduğu gibi devletin en temel görevlerinden olan eğitim ve sağlık sistemi de sorgulanmalıdır.

Ama tartışmaların, polemiklerin bu düzeye indirilmesi sorunun çözümünü de zorlaştırıyor.

Eğer biz kendi elimizdeki “yerli ve milli” değerleri koruyabilseydik belki de bu felaketi daha az zararla atlatabilir, daha az insanımızı bu uğurda yitirmiş olurduk.

Aynı anda hem işsizlik oranının hem de istihdamın azaldığını söyleyerek aklımızla alay eden yetkililer, şimdi de yoksulluk diye bir sorunumuz olmadığına inanmamızı istiyorlar.

Aynı yetkililer, dünyanın en iyi doktorlarının, tıp bilim insanlarının ülkemizde olduğunu söylüyor ama aşı konusunda niye bu kadar geri kaldığımızın cevabını veremiyorlar.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Ancak bizim derdimiz sorunları sıralamak değil, bu sorunların çözümüne katkı sunmak.

Yeter ki söylenenlere, anlatılanlara kulak veren olsun.

Yeter ki, böylesi felaket dönemlerinde bile hala durumdan vazife çıkartarak kendi statülerini ve çıkarlarını korumaya çalışan, krizden rant devşirmeye çalışanlara fırsat verilmesin.

Böylesi kriz dönemlerinde en tehlikeli olan da, halkı paniğe sevk edecek açıklama ve uygulamalardır.

Bunun yolu da tüm gerçeklerin en açık, net ve anlaşılır bir dille kamuoyuyla paylaşılmasından geçer.

Aynı durum yerel yönetimler için de geçerlidir.

Belediyeler de hiçbir şeyi saklamadan kent paydaşlarına gerekli açıklamaları yapmak, kenti birlikte yönetmek zorundalar.

Tüm siyasi önyargıları bir kenara koyup, iktidarı muhalefetiyle toplumsal bir silkinmeye ihtiyacımız vardır.

Her zaman söylediğim gibi bunun yolu da tüm demokrasi güçlerinin birlikteliğinden geçiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: