Dayakçı Öğretmenler hangi sendika üyesi

Bu hafta, ekonomi, para-kur politikalarını geride bırakan ve ülke gündemine çocuk şiddeti girdi.

Birincisi kamuoyuna haber şöyle yansıdı; “Aksaray İlinin Ortaköy ilçesindeki Şehit Salih Aksu Ortaokulu’nda görev yapan matematik öğretmeni Ali Rıza Y. 14 Aralık günü bir öğrencisi ‘Hocam, T.K. size küfretti’ deyince sınıftaki T.K.’yi koridora çıkardı. Erkek öğrenci T.K.’ye neden küfrettiğini soran Ali Rıza Y. onu defalarca tokatlayıp, boğazını sıktı. Gürültüleri duyup, sınıftan çıkan teknoloji ve tasarım öğretmeni Gülcan Ünlü, burnu kanayan T.K.’yi meslektaşının elinden aldı. Olay anı güvenlik kamerasına yansırken, T.K. de yaşadıklarını babası Duran K.’ye anlattı. Oğlunu hastaneye götüren Duran K. 10 günlük rapor alıp, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ayrıca İl Milli Eğitim Müdürlüğü, görevden uzaklaştırdığı Ali Rıza Y. hakkında idari soruşturma başlattı”diye devam etti.

Diğeri ise; İstanbul Kadıköy’de yaşandı. İki öğrencisinin kulağını çekerek odasına götüren okul müdürü, güvenlik kameralarına yansıdı.Haber bültenlerinde, “Ne acıdı, ne vicdanı sızladı, ne de pişman oldu. Öğrencilerin kulaklarından tuttu. Çekiştire çekiştire odasına götürdü. O anlar ise güvenlik kameralarına anbean yansıdı.”

Açıkça bu iki olayda da çocuklara şiddet uygulayan öğretmenlerin hangi eğitim sendikasına üye olduklarını merak ettim doğrusu.

Ama bu merakımda öte, aslında bu konu gündeme düşmesiyle birlikte neden eğitim emekçileri sendikaları, meslek kitle örgütleri bu konuda sessiz kalmalarıydı.

Bu refleksler genelde vatandaşın kamu görevlisine yönelik olunca ülkenin en ücra noktasında da yaşansa (Sağlıkçılara, güvenlik güçlerine, öğretmenlere) ilgili kurumların sendikaları buradan destek, dayanışma, geçmiş olsun açıklamaları yaparak yaşananları kınardı.

Öğretmenlerin çocuklara yönelik şiddeti ise sadece devletin görevi gereği, kamu davası yönünde attığı olumlu adımlar oldu. Neden sessiz kalındı?

Eğer bu konudaki kronikleşmiş, adına ‘meslek dayanışması’, ‘meslek şovenizmi’, ‘örgüt şovenizmi’ tutumların ötesine geçebilirsek, gerçeği görmeye, demokratik, hukuk devlet ilişkilerine bir adım daha yaklaşmış oluruz.

Eğer o çocuklara şiddet uygulayan öğretmen ve müdürün bağlı olduğu sendika, bir kınama ve tepki gösterseydi, süreç tamamlanıncaya, adalet yerini buluncaya kadar üyelikleri askıya alındığını duyurulmuş olsaydı, işte o zaman bu sendikalar, demokratik-kitle örgütü olma vasfına bir adım daha yaklaşacaktı.

Eğitimde olmuyorda örneğin vatandaştan ameliyat için bıçak parası alan Dr,Türk Tabibler Birliği üyeliğinden atılsa idi, Hukuku, Anayasa’yı kişisel amaçları için delen Avukat, Hakim bağlı bulundukları meslek kuruluşlarından çıkarılsa idi. Bugünkü Türkiye’de suç örgütü liderlerinin açıklamalarından bilgilenmez, onların verdiği açıkladığı karanlık sayfalardan medet ummazdı.

Demokrasiyi önce yerelde, kendi içimizde, en alt kademede yaşayabilirsek, yukarı doğru daha özgür daha demokratik bir Türkiye’yi yaratmaya da o kadar yaklaşmış olurduk.

Dünyada daha güzel bir geleceğin, yukarıdan, tepeden, baskıyla, otoriterlikle geldiğini henüz bu insanlık görmedi.

Büyük usta Nazım Hikmet’in dizelerinde ki;

 “…..Büyük insanlığın toprağında gölge yok

sokağında fener

penceresinde cam

ama umudu var

büyük insanlığın umutsuz yaşanmıyor.

7 Ekim, Taşkent, 1958

AKP’ye Toplantı Salonu mu yok?

Güç bende, ben ne dersem o olur. Sözü tamda yerine oturtan bir konu yaşandı.

AKP İl Danışma Kurulu bir kamu kuruluşu olan Aile ve Sosyal Hizmetler Zonguldak İl Müdürlüğü binasının salonunda gerçekleşti. Aklıma hemen AKP içinde bir atama kavgası mı var da, özellikle Veli Köktürk’ün vekâleten İl Müdürlüğüne baktığı makamın salonu sık sık seçili yor, diye kafam kurcalandı.

Çünkü geçmişte benzer tutumlar İl Gençlik Müdürlüğün de de kimi politik etkinlikler için kullanılmıştı.

Bu iki kurum bir anlamda iktidarın kitleye kamu yararı adı altında ulaştığı en güçlü kurumlardan Tıpkı Kızılay gibi.

Biliyorsunuz orada da görevden almalar sonrası Kızılay Başkanlığı için isimler konuşuluyor.

AKP’li vekiller isim beğenecek falan.

Zonguldak’ta AKP’nin İl Danışma toplantısı yapacak parası yok desem ayıp olur.Salon yok desem var. Beş Yıldız lısından hemde.Nerede istersen.

Peki niye bu salon tercih edildi o zaman.?

Soruyu bilen işi çözecek.

Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’a iş düşüyor. Kentin, devletin valisi olarak, iktidarı elinde tutan siyasi partilerin kamu kurumlarının salonlarını istediği gibi kullanmasının önüne geçmesi, kentin birliği, bütünlüğü, huzuru için uygun olur düşüncesindeyim.

AKP’nin vicdanı olarak bilinen Bülent Arınç bir TV kanalında ki söyleşisinde (mealen söylüyorum) bizde diyor Arınç, “Devlet aslında ana gibidir, saran, sarmalayan, birleştiren.Ama neyazık ki bugünkü devlet daha çok baba rolünde

Sağlıcakla kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: