Hafta sonu TMMOB Maden Mühendisleri odası yeni yönetimini seçti. Gelenek halini alan kongre sürecinin birinci günü daha çok protokol, konukların konuşmaları, faaliyet ve çalışma raporlarının okunması tartışılması olarak geçiyor. İkinci gün ise seçime ayrılmış. Bu kez de aynı süreç yaşandı. Bende birinci günü izledim, tartışmaları, konuşmaları elimizden geldiğince de kayıt altın aldık. Konukların konuşmalarını SusmaTV Yutube https://m.youtube.com/channel/UCVHmhLPbKtxyCcQTOA80fJQ kanalından izleyebilirsiniz.

Kongre ile ilgili olarak üzücü olan, yada eksik olan önemli konu, kentin ana damarı denilecek olan kömürün, konuşulduğu kongrede kentin Valisi, Milletvekilleri, Meslek Odaları temsilcileri, TTK bürokratları, hatta Özel Maden işletme temsilcileri bu kongrede yoktu.

Bürokrasiyi anlamakta zorlanıyoruz. Bir bakıyorsunuz Kanarya severler kongresinde herkes var.Sergi açılışlarında,spor aktivitelerinde hurra herkes orada ön safta, ama Maden Mühendisleri Odası kongresi oluyor o bildik kalabalık yok.Çok ilginç.Hatta bizim meslektaşlarımızın da ağırlıklı bölümü yok.

Kongrede konuşmacılar kentin ekonomik-politik-sosyal alanlarına yönelik olarak, kendi pencerelerinden fikirlerini ifade ettiler. İsterdim ki farklı bakış açılarına sahip, siyasetçi, bürokrat, işletmeci bu kongreyi bir anlamda da kentin yarınında nasıl bir ekonomik panaroma beklediğini, kömürün-katı yakıtların geleceğimizde ne olacağını konuşma fırsatı yaratsalardı, olmadı.

Geçmişte bunları yaşadık, Valilerin, TTK Genel Müdürlerinin kongreye geldiği zamanları gördük.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi (tek adam rejimi)nin baskısından olacak ki, kentin kaderinde önemli yer tutan kongrelere değil de, spor karşılaşmalarına, ödül törenlerine,açılışlara gitmek,güncel anlatımla yandaş ilişkilerin içinde olmak, risk yaratmayan sularda gezinmek daha fazla yer alıyor.

Olsun diyip geçelim çünkü bu durumda kalıcı olmadığını biliyoruz.

Kongrede çok farklı meslekten katılımcılar konuşma yaptı.

Hepsi önemli, değerli konuşmalardı. Ben bu kongrede özellikle Çevre Derneği Başkanı Ahmet Öztürk’ün konuşmasını gündeme çektim. Manşetten verdim.

Birincisi; Ahmet Öztürk Çevre Derneği Başkanı olması nedeniyle bölgenin durumuna yönelik düşüncelerini ifade etti.

İkincisi belki de daha da önemlisi, yeni seçilecek yönetime, TMMOB İKK’ya, hatta Filyos Vadisi özelinde Halk Sağlığını kapsayan meslek odalarına (TTB,İşçi Sağlığı İş Güvenliği, İşyeri Hekimlerini) yaşanan duruma müdahil olmalarını, sorumluluk almalarını, teknik-bilimsel çalışma yapmalarını ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmalarını dile getirdi.

TMMOB İKK’nın hatta Demokrasi Platformu bileşenlerinin teknik komisyon kurarak çıplak gözle,yerinde incele yaparak bölgede yaşanan talanı, doğa katliamını,tarım arazilerinin nasıl betonlaştığını,tarihsel,kültürel mirasın nasıl yok edildiğinin açığa çıkarılmasının önemine değindi.

Bugüne kadar gerek TEMA gerekse Çevre Derneği birçok adım atıklarını, mücadele ettiklerini biliyoruz.Ama , Öztürk’ün de belirttiği gibi, üniversitelerin susturulduğu, bilir kişilerin yanlı raporları sürecin tersine işlediğini gösteriyor.İktidarların, kamuoyunu istihdam ve ekonomik girdi üzerinden manipüle edişini bölgede Termik santraller aşamasında yaşayarak öğrendik.Bu çalışma aynı zamanda gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun da bir parçası olarak almak gerektiğine inanıyorum.

Z Haber’e saldırı tüm basına yapılmıştır

Z Haber İnternet sitesi bugünlerde 3.kuruluş yıldönümünü kutluyor. Kentte önemli bir boşluğu dolduğuna inanıyorum. Başta Genel Yayın Yönetmeni Atilla Öksüz olmak üzere tüm ekibi kutluyorum.

Z Haber ekibi geçtiğimiz gün saldırıya uğradı. Kilimli Sahil Yolunun yüklenici firması ÖDF personeli, Z HABER canlı yayın ekibine saldırdı! genç meslektaşlarımız Eren Aşkar ve Ali Sencer Arslan saldırıyı hem canlı olarak yayınladı hem de halkın haber alma özgürlüğüne yapılan müdahaleye tepki gösterdiler.Meslektaşlarımın bu davranışını kutluyorum.Cesaretli davranışlarından dolayı tebrik ediyorum.

Eksik olan ise basına yönelik saldırının hemen arkasından meslek örgütlerinin konuya sessiz kalmaları. Saldırıyı KGD’nin dışında kınayan olmadı. Bunun nedenini meslektaşlarımızın geçmişte yaşadığı ve kötü örnek davranışlarından olacak ki, Atilla Öksüz, “Teşekkürler Zonguldak” diyerek  ifade ettiği; “Şikayetçiyiz!Kilimli Sahil Yolu’nda yaptığımız yayınlar sonrası arkadaşlarımız avukatımız ile görüştü.

Suç duyurumuzu yapıyoruz.Bazı bilgi ve belgeleri de ayrıca ekliyoruz.

Akla gelebilir.ÖDF firması ile bugün veya yarın hiçbir ticari pazarlığımız olmaz – olamaz!Bizlere güvenen dostlarımızın hiç endişesi olmasın.”sözü her şeyi anlatıyor aslında.

Yinede ne olursa olsun meslek örgütüne düşen, demokrat çevreye düşen görev basına yapılan bu saldırıya anında tepki gösteren tutum almak ve bunu kamuoyu ile paylaşmak.meslek örgütlerinin görevi olduğuna inanıyorum.

Sağlıcakla kalın