Koray Atalı’nın 90’lı yılların son döneminde kulüpten çöpe atılan belgelerden yola çıkarak yazdığı “İşçi Milli Takımı Zonguldakspor – Biz de varız – Bir şampiyonluk öyküsü” adlı kitap, ZOKEV Yayınları arasında çıktı. Kitapta, Zonguldakspor’un şampiyon olarak 1. Lig’e çıktığı 1973-74 sezonu tüm ayrıntılarıyla anlatılırken o yılların ülke ve Zonguldak panoraması da sunuluyor. 

Işıkveren’de, 1979’da doğan Koray Atalı’nın, Zonguldakspor’un şampiyon olarak 1. Lig’e çıktığı 1973-74 sezonunda yaşananları anlattığı “İşçi Milli Takımı Zonguldakspor – Biz de varız – Bir şampiyonluk öyküsü” adlı kitabı, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) Yayınları arasında çıktı. Aydın, büyük boy 320 sayfalık kitabında, o yılların ülke ve kent panoramasını zengin belge ve arşiv bilgileriyle anlatırken, bizzat yaşayanların bile unuttuğu birçok olayı, tüm detaylarıyla ortaya koyuyor. Eski Spor Toto Teşkilat ve Futbol Federasyonu Başkanı Erdenay Oflas’ın önsözünü yazdığı kitabın arka kapağındaysa, Eski Zonguldak Belediyesi ve Zonguldakspor Başkanı Hüseyin Öztek’in bir yazısı yer alıyor. 

Kitabın İlk Adımını Çöpten Topladığı Belgelerle Attı 

Kitabın ilginç bir de öyküsü bulunuyor. 1990’lı yıllarda delice tutkun olduğu Zonguldakspor’un ateşli bir taraftarı olan Koray Atalı, zaman zaman yaptığı kulüp ziyaretlerinden birinde, çöpe bazı kâğıtların atıldığını görüyor. Aralarında bazı efsane futbolcuların lisanslarının da bulunduğu evrakları çöpten alan Aydın, o günden sonra Zonguldakspor’la ilgili ne varsa toplamaya başlıyor. Topladıkça hevesi ve heyecanı artan Atalı, ulaştığı her bilgiyle uçsuz bucaksız bir deryanın içine daldığını anlıyor.  

Binlerce Gazete Ve Derginin Arşivini Taradı, Dönemin Yaşayan Tüm Aktörleriyle Görüştü 

Dönemin neredeyse tüm dergi ve gazete arşivini inceleyen Atalı, şampiyonluğun, halen yaşayan tüm aktörleriyle birebir görüşürken, ölenlerin yakınlarıyla röportajlar yapıyor. Kulüp tarihinin kendi düşündüğünden çok daha ihtişamlı olduğunu gören yazar, hiç yazılmamış, unutulmuş, bilinmeyen ve Zonguldaklılar için son derece gurur verici olan bu tarihi yazmaya karar veriyor. 

Üzerinde Tam Sekiz Yıl Çalıştı 

Zonguldaspor’un “Kömürspor” olarak kurulduğu 1942 yılından bu yana tüm tarihini yazmak için yola çıkan Atalı,  yalnızca 1973-74 yıllarında yaşanan olayların bir kitap konusu olabileceğine kanaat getirip, çalışmalarını bu doğrultuda hızlandırıyor. Büyük bir titizlikle yaptığı sekiz yıllık çalışma sonucunda, kaybolmaya yüz tutan bir tarihin ileriki kuşaklara aktarılması ve Zonguldak’ta sporun tarihi üzerine çalışacak insanlara kaynak olması umuduyla “İşçi Milli Takımı Zonguldakspor – Biz de varız – Bir şampiyonluk öyküsü” adlı kitabı ortaya çıkarıyor.  

Bir Kent İmecesinin Ürünü 

Kimi insanların elindeki belge ve bilgileri vermek istememesine karşın bir kent imecesi olarak gördüğü kitabı, dışarıdaki yayınevleri yerine Zonguldak’ta bastırmaya karar veren Atalı, bu doğrultudaki çalışmalarını takdirle takip ettiği ZOKEV’le iletişime geçerek niyetini açıklıyor. Teklifi bir görev olarak kabul eden ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun, metni, kitap haline dönüştürürken, Yönetim Kurulu Üyesi Üzeyir Karahasanoğlu düzeltmelerini yapıyor. Mütevelli Heyeti Üyesi Aykut Kırbıyık’ın basım aşamasındaki çabalarıyla gün yüzüne çıkan kitap, Zonguldaklılık ruhunun en yükseklere çıktığı bir dönemi tüm ayrıntıları ile anlattığı için kent tarihi için de özel bir önem taşıyor. 

Öztek: “Bir Kıvanç Güneşinin Mutluluk Saçan Işıkları” 

Zonguldak’ın efsane Belediye Başkanı olmasının yanı sıra şampiyonluk sezonunda kulüp başkanlığı görevini de yürüten rahmetli Hüseyin Öztek, kitabın arka kapağına alınan yazısında, “Kurulduğundan beri unutulmuş, Türkiye’nin kaderine ve uygarca yaşamına vaz geçilmez bir suretle etkili olmuş bulunan Zonguldak’ın ve onun fedakâr insanlarının gönüllerinde, şu anda bir kıvanç güneşinin mutluluk saçan ışıklarının görür gibiyim. Kara bahtım kör talihim türküsündeki yanıklık yanar taşta erisin istiyorum. Yirminci yüzyılda herkesi aydınlığı çıkardığı halde kendisi karanlıkta kalan, memleketin sanayisini ayakta tutup trenlerini, vapurlarını, fabrikalarını işlettiği ve tüm yurdu ısıttığı halde kendi bunlardan yoksun olan, yer altı ve yer üstünde en çok ölen ve en çok yaralanan bir insan topluluğu düşününüz ki, hastasını, yaralısını, cenazesini götürecek karayolundan mahrum dünyada başka bir insan topluluğuna rastlamak acaba mümkün müdür? Ve üstelik Zonguldak köyleriyle, kentleriyle mütecaviz hırçınlıklar göstermeyen insanların diyarıdır. Bu büyük fedakâr insanların suskunlukları acizlikten değil hiçbir cemiyet ile ölçülmeyecek kadar görüş ve diğerkâm tabiatlı oluşlarındandır. Bu insanların suskunluklarını iyi değerlendirmek için imtiyazlı bir vurdumduymazlığa lüzum yoktur sanırım.”