170 YILLIK ESARET

Köy yakınlarında patlayan bombalar, köylüleri korkutmaz aksine bayram havasını başlatan bir işarettir aslında.

Üzülmez ‘den, Gelik ‘ten yola çıkan işçiler; Çaycuma, Gökçebey, Perşembe istikametindeki köylerine gitmek için yukarıdan, dağdan, tepeden, ormanlık aladan köylerine ulaşıyordu. Yanlarına, ocaklardan temin ettikleri dinamitler alan işçiler, köy yakınlarına yaklaştığında dinamit patlatırlardı. Böylelikle köydekiler, patlama sesini duyduğunda ,aylarca görmedikleri eşine, oğluna, babasına kavuşma heyecanı yaşıyordu.

Kolay değil; o zamanlar radyo dahi olmayan köylerde, aylarca habersiz ,maden ocağı gibi çok tehlikeli bir yerde çalışan yakınlarının “sağ salim” eve döndüğünü görüyor olmanın sevinciydi bu.

Bütün bunların farkında olan madenci sabırsızlıkla, geldiğini önceden haber verme ihtiyacı duyuyordu.

Üzerlerinde madenlerde çalıştıkları kıyafetler. Tabi; o zamanlar bugünkü gibi soyunma odaları da yok, temiz giyecekleri başka kıyafetleri de yok. Aylarca giymeyecekleri kıyafetleri neden yanına alsın ki !

Günlerce boğazından geçen tek yemek, mısır unundan yapılan “Malay”.

Belki bir kaç günde bir hoşaf, bazen de “kara mancar”.

Şimdi bir sonraki mesaisine kadar (15 gün ila 3 ay) köyünde de dinlenemeyecek, tarladaki işler onu bekleyecekti.

Aslında asıl şimdi gerçek mesaisi başlıyordu. Zira geçimini tarladan sağlıyordu.

Kömürün Zonguldak’ta varlığının bulunması ile değişen kaderi babadan oğula geçecek ağır bir travmadan sonra; madencilik kanıksanmış bir meslek haline gelecek, hatta para kazandıran mesleği olacaktır. O günlerde en yalın tabiri ile ocak sahiplerinin kölesi haline getirilmeleri ve zorla çalıştırılmaları bir yana, bugün torunları ocaklarda iş alabilmek için çalmadık kapı bırakmayacaktı.

170 yıllık esaret yerini isteğe bırakacaktı.

Tarlalar halen durmasına ramen karın doyurmaz hale gelecek, çiftçilik yapılamaz durumdayken tek geçim kaynağı ocakların ise ,elinden kayıp gittiğine şahit olacaktı.

Geriye tek seçenek kalıyor ; toprağını terk etmek.

Bugün bir çok köyün nüfusunun yarısından fazlası dışarıya göç etmek zorunda kaldı.

Bir zamanlar dinamit patlatarak geldiği köy , artık uzaklarda kalan topraktan başka bir şey değil.

Madencilik Zonguldaklılara zorla giydirilmiş bir meslektir. Her ne kadar yetkililer esareti devam ettirme gayreti içinde olsa da; taşkömürü Dünya’da bırakılan enerji kaynaklarından biri oldu. Bir kaç sene sonra kapatılmak zorunda kalınacak ocaklara alternatif yok. Üstelik hiç bir hazırlığı da yok. Bakalım bu şehrin üstüne giydirecekleri yeni kıyafeti ne olacak. Ama bu şehirde ne yazık ki esaret her zaman kalacak.

Hayati Yılmaz ile

Zonguldak Tarih