gusenkal@gmail.com

Badallamak: Battal etmek. Bozmak.

Derleme Sözlüğüʹnde badallamak’ın anlamı ʹBozmak, yıpratmak, şeklini değiştirmek.ʹ olarak verilmiştir. Ünye ile Devrek arasında birçok yerde de bu anlamda kullanılmaktaymış. Badallamak fiilinin, battal etmek birleşik eyleminden kaynaşarak türemiş olması muhtemeldir. Zaten battal sözcüğü Arapçada (baṭṭāl), ʹhükümsüz, geçersiz, işe yaramazʹ anlamlarına gelmektedir.

Bakla: Fasulye.

Sözcük Arapça ʹot, yeşillikʹ anlamına gelen /bḳl/ kökünden türemiştir. /baḳl/ ise sebze ve özellikle fasulye türünden sebzeleri karşılar. Günümüz Türkçesinde genellikle bir fasulye türü (Vicia Faba) için kullanılır. Fasulye sözcüğü ise Yunanca fasolia’dan gelir (Phaseolus Vulgaris).

Bambal: Karaağacın ilkbaharda yapraklarından önce verdiği küçük  çiçek yaprakçıkları…

Derleme Sözlüğüʹnde yer alan bambal sözcüğünün dördüncü anlamı ve derlendiği yöre şöyledir: ʹKaraağacın meyve veya çiçekleri. (Aliköy *Çaycuma

-Zn.) Bazı bölgelerde erkek bal arısına veya arı büyüklüğünde yeşil başlı bir cins sinekʹe  bambal/banbal denilmektedir (Eyuboğlu). Karaağaç çiçeğinin bu arı ya da sineğe benzetilmesi, bambal sözcüğünde anlam genişlemesine yol açmış olabilir. 

Başını kelebeye dolamak: Başını belaya sokmak.

Bu deyimin, ʹbaşına dolamakʹ deyimiyle benzer anlama geldiğini düşünüyoruz. Aksoy, deyimi şöyle açıklar: Başına dolamak (sarmak, yıkmak). Kendisine, uğraşıp duracağı bir iş yamamak, zor bir işi onun üzerine bırakıp gitmek. Negatif anlam taşıyan başına dolamak deyimi, eylemin yöneleceği kişi açısından belirsizdir (aynı durum başına çorap örmek deyimi için de geçerlidir). Kişi, sonuçları hoş olmayan eylemi kendi başına da, başkalarının başına da dolayabilir.

Kelep sözcüğü, Eyuboğluʹnda şöyledir: Farsça kelâbe (ipek, iplik bağı)ʹden kelep (iplik tutamı). Yeni Tarama Sözlük’te ise ʹBükülmüş iplik kangalı, çile. (İplik kumaş gibi şeyler için).ʹ Sözü geçen deyim de ʹbaşını çileye, yumağaʹ dolamak halka halka anlamında ʹbaşını belaya sokmakʹ olarak düşünülebilir. 

Bat barıştıramamak: Bir türlü anlaşamıyor olma durumu. Geçimsizlik.

Buradaki bat sözcüğü Farsça baht(baxt) sözcüğü olsa gerektir. Baht sözcüğünün karşılıkları şunlardır: Talih, kısmet, yazgı, alınyazısı, kut, felek… Anlam kaymasıyla ʹyıldızı barışmamakʹ deyimiyle aynı anlamda kullanıldığını düşünüyoruz.

Beke(t)mek: Tıkamak. Kapatmak.

Bek sözcüğü Türkçede sert, katı, sağlam anlamlarına gelmektedir. Bek etmek biçiminde bir birleşik fiil bugün kullanılmamaktadır. Ancak Eski Türkçede (ve Eski Osmanlıcada) ʹkatı sert; sağlam, sıkı; kuvvetliʹ anlamlarına gelen berk sıfatından (sıfattan fiil yapan) -i- ekiyle türetilen berki- fiili vardır. Bu fiilin ettirgen hali olan berkit-/berkid, ʹsıkıca yerleştirmek, bağlamakʹ anlamındadır (Tietze). Sözcüğün TDK Güncel Sözlük’teki karşılığı da ʹSağlamlaştırmak, tahkim etmek, takviye etmekʹtir.

Bek sözcüğü, berk sözcüğünün bir varyantıdır. Sözcükteki /r/ sesi sonradan türeyerek berk mi olduğu ya da /r/ sesi düşerek bek mi olduğu konusunda dilciler arasında bir görüş birliği yoktur.   

Bezerne: Bezelye

Bezelye, İtalyanca piselli sözcüğünden Yunancaya (bizélia) oradan da Türkçeye geçmiştir (Tietze). TDK’daki anlamı ise ʹ(Rumca) 1- Baklagillerden, yurdumuzun her yanında yetiştirilen, fasulyeye benzer, tırmanıcı bir bitki (Pisum sativum). 2- Bu bitkinin yuvarlak tanesi.ʹBezerneʹnin bezelye sözcüğünün ikinci ve üçüncü hecelerinin hece sınırındaki /ly/ʹnin /rn/ʹye dönüşmesiyle oluştuğu görülüyor. l > r dönüşümü sık görülen bir ses olayı değildir. Yukarıda yazdığımız badallamak sözcüğünün Safranbolu, Cide ve Ulus’ta badarlamak biçiminde sesletildiğini göz önünde bulundurursak, burada da ikinci hecenin sonunda bir l > r dönüşümüyle karşılaşırız. Bulunabilecek benzer örneklerle dönüşümün sıklığı (frekans) tespit edilmeye, buradaki ses olayı ve bunun bir ağız özelliği olup olmadığı araştırılmaya değerdir.

Bıyırdım: Yaban çileği.

Bıyırdım, sözlüklere koca yemiş (TDK’nın basılı eski sözlüklerinde bitişik yazılıyordu) olarak girmiş bir çalı türü ve onun yemişinin yöresel adıdır. Tanımı şöyledir:1- Fundagillerden, 3-6 metre yüksekliğinde, çiçekleri beyaz veya pembe, kışın yapraklarını dökmeyen, odunu sert olduğundan kolay işlenemeyen ve kömür yapımında kullanılan bir ağaççık, sandal ağacı (Arbutus unedo). 2- Bu ağacın 1-2 santimetre çapında, kırmızı renkli meyvesi.

Yöresel olarak dağ çileği, çilek ağacı, davulga (? tavulga adlı kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan bir söğüt türüne benzetilerek), sultan böğürtleni gibi adlarla da anılmaktadır.  

Böğemek: Akan suyun önünü tıkamak.

Bu sözcük, Tietze’de ʹsuyun önüne bent yapıp toplanmasını sağlamakʹ anlamına gelen böğe-/büğe- kökündendir. Kökeni, Türkçeye Moğolcadan geçmiş ʹtıkaç, setʹ anlamına gelen bög sözcüğüdür.  

Bürgün: Bir ya da birkaç gün sonrası.

Bu sözcük Türkmenceden Türkçeye geçmiş olmalıdır. Türkmencede bἶrigün (bi:rigün), öbür gün anlamına gelir. Birisi gün ve biri gün gibi yazımlarına da rastlanmaktadır.  

Kaynaklar:

Bakla: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bakla

Birigün: https://tr.wiktionary.org/wiki/birigün

Derleme Sözlüğü 2, TDK Yayınları, Ankara 1993

Ekrem Gül, Türkçe Sözlükʹe Halk Ağzından Girmiş Kelimeler ve Kökenleri (A-G), Yüksek Lisans Tezi, http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/1/11716/5493.pdf?sequence=1

İlhan Çeneli, Türkmen Türkçesi Sözlüğü,

Koca yemiş: https://tr.wikipedia.org/wiki/Koca_yemiş

Ömer Asım Aksoy, Deyimler Sözlüğü 2, TDK Yayınları, Ankara 1984

Talat Tekin, Mehmet Ölmez, Emine Ceylan, Zuhal Ölmez, Süer Eker (Haz.), Türkmen-Türkçesi Sözlük, Simurg Kitapçılık ve Yayıncılık Ltd. Şirketi, Ankara 1995

Not: Kaynaklar yalnızca bir kez gösterilecektir.