sorunlarını dile getirmek için, “29 Mayıs’ta Beyaz Mitingdeyiz!” mesajıyla Ankara’da buluşuyor.

SES Zonguldak Şube Yönetim Kurulu konuyla ilgili Basın açıklaması yaptı ve tüm halkı sağlık emekçileriyle dayanışma içinde olmaya ve mitinge davet etti.

SES Zonguldak Şube Yönetim Kurulu, aynı zamanda taleplerini de sıraladığı basın açıklamasında;AKP’nin iktidara gelir gelmez, “sağlıkta devrim” diye pazarlamaya çalıştığı “Sağlıkta Dönüşüm Programı”  ile hem sağlığımız ve cebimiz, hem de sağlık emekçileri daha fazla tehdit edilmektedir. Neo liberal politikaların sağlık alanına taşınmasının eseri olan program ile koruyucu sağlık hizmetlerine ve halk sağlığına yönelik politikalar rafa kaldırılmıştır. Daha maliyetli olan tedavi edici sağlık hizmetlerinin ağırlığı artırılmıştır.”dedi

“Ülke olarak çoklu bir kriz sürecinden geçiyoruz. Ekonomiden, hayat pahalılığından iç ve dış politikaya, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasından yargının siyasal iktidarın sopasına dönüştürülmesine kadar uzanan bu çoklu krizin faturası emeğin tüm bileşenlerine ve halka kesiliyor.

Ülkede hakim hale gelen çoklu kriz ortamında elimizde kalan tüm alanlar daha fazla tahrip ediliyor, yok ediliyor.  Bu alanların başında da sağlık ve sosyal hizmetler alanı gelmektedir.

AKP’nin iktidara gelir gelmez, “sağlıkta devrim” diye pazarlamaya çalıştığı “Sağlıkta Dönüşüm Programı”  ile hem sağlığımız ve cebimiz, hem de sağlık emekçileri daha fazla tehdit edilmektedir. Neo liberal politikaların sağlık alanına taşınmasının eseri olan program ile koruyucu sağlık hizmetlerine ve halk sağlığına yönelik politikalar rafa kaldırılmıştır. Daha maliyetli olan tedavi edici sağlık hizmetlerinin ağırlığı artırılmıştır.

Sağlık bütçelerinden ilaç şirketlerine, özel hastanelere, taşeron şirketlere aktarılan aslan payı gittikçe büyümüştür. Buna karşın zorunlu GSS ile halkın sırtına ilave bir sağlık vergisi yüklenmiştir. Tedavinin her aşamasında cepten ödemenin önü açılmış,  sağlık hak olmaktan tamamen çıkarılmış, “satın alınan bir hizmete” dönüştürülmüştür.

Sağlıkta dönüşüm programı” sadece hastaları, vatandaşları değil,  sağlık emekçilerini de vurmuştur. Sağlık emekçilerinin çalışma yaşamı güvencesizlik, esnek-kuralsız çalışma, performans, atanma baskısı,  her gün tırmanan şiddet ile alt üst edilmiştir.

Yeterli sayıda sağlık çalışanı istihdam edilmediği için uzun nöbetler, birkaç serviste birden çalışma, görevi dışında işler, hizmetler yapma gibi her tür angarya çalışma artmıştır. Örneğin bugün OECD ortalamasına göre her bin kişiye 9 hemşire hizmet verirken Türkiye’de her bin kişiye 2,4 hemşire hizmet vermektedir. Yani Türkiye’de bir hemşire OECD ortalamasına göre neredeyse dört hemşirenin işini yapmaktadır. Yine Türkiye’de bir Doktor OECD ortalamasına göre neredeyse iki doktorun işini yapmaktadır.

Buna karşın Sağlık Bakanlığı Bütçesinde personel giderlerine ayrılan pay dönüşüm programı öncesine göre yarı yarıya düşürülmüştür. Sağlık emekçilerinin mali, sosyal, özlük hakları yok sayılmıştır.

29 Mayıs’ta Beyaz Mitingdeyiz!

29 Mayıs ‘taki Sağlık sendikacılarından biri olan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri sendikası (SES) olarak diyoruz ki, Sağlık Hepimizindir.

Sağlık Hepimizindir. Çünkü Bugün Geldiğimiz Noktada:

  • Gerçek bir sosyal güvenlik sisteminde mükellef olmamaları gereken en yoksul kesimler elektrik, su faturası öder gibi GSS primi ödemeye zorlanmaktadır.
  • Hastane kapısında, koridorunda kuyruk dönemi bitti dediler. O kuyruklar görünür kuyruklardı. Bugün ise hepimizin payına telefon başındaki sanal kuyruklar düşüyor. Bu sanal kuyruklarda üç aydan önce randevu alamıyoruz. Aylarca ameliyat sırası bekliyoruz. Aylar sonrasında randevu alabildiğimizde ise derdimizi bile anlatmaya yetmeyen üç, beş dakikalık muayenelerle geçiştiriliyoruz.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan ilaç listeleri uzayıp gidiyor. Bedelinin tamamının cepten ödeyerek aldığımız ilaçlar artıyor.
  • Her geçen gün artan katkı-katılım farkları ödüyoruz. “Fark ücreti”,” ilave ücret” adına cebimizden çıkan ödemeler artmaya devam ediyor.
  • “Teminat paketleri” küçültülüyor, yararlanabildiğimiz sağlık hizmetleri her geçen gün azalıyor.

Tamamlayıcı sigortaya (özel sigorta) geçmeye zorlanıyoruz. Özel sigorta yaşımıza, cinsiyetimize ve hastalığa sahip olmamıza bakıyor, ona göre primleri yükseltiyor. Yüksek primi versek dahi her hizmeti alamıyoruz