KESK Zonguldak Şubeler Platformu İktidarın ekonomik politikasına ve kamuda adil bir ek gösterge düzenlenmesin yapılmalı ve taban 3600 ek gösterge alınarak bütün Kamu Emekçileri yapılan düzenlenmeden faydalandırılması konusunda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Zonguldak Vergi Dairesi önünde gerçekleşen Basın açıklamasını Büro Emekçileri Sendikası (BES) Zonguldak Şube Başkanı Hayri Anıl Çetin yaptı.

Çetin, “Sıkıştıklarında “aynı gemideyiz” söylemini dilinden düşürmeyen iktidara Kanadalı Şair Cohen’in şiirinden bir bölümle cevap vererek açıklamamızı bitiriyorum. 

Herkes biliyor geminin su aldığını, 

Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini, 

Herkes biliyor zarların hileli olduğunu… “

Açıklamada özetle şu görüşler yer aldı:

“1990 yılından bu yana Kamu Emekçilerinin ekonomik demokratik hakları için mücadele ediyoruz. 30 yılı aşan bu dönemde sayısız eylem ve etkinlik yaptık, örgütlenme hakkı talebiyle çıktığımız yolda toplu sözleşme ve grev hakkı için mücadelemizi bugün de sürdürüyoruz. 

“Mağduriyetlere karşı mücadele etmekten bir gün bile vazgeçmedik”

12 Eylül askeri darbesi sonrası emekçilerin haklarının gasp edildiği maaş ve ücretlerin baskılandığı dönemlerden, 1994 krizi sonrası uygulanan 5 Nisan kararlarına, 2001 krizinden 2008 küresel ekonomik krizine kadar yaşanan zorlu süreçlerde kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyetlere karşı mücadele etmekten bir gün bile vazgeçmedik. 

• Eğitim Sağlık ve sosyal güvenlik başta olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasalaşmasından, Kamu Emekçileri arasındaki ücret adaletsizliğine, 

• Adaletsiz ek gösterge sisteminden, Kamuya işe alım ve kamuda yapılan görevde yükselme sınavlarında mülakat sınavları marifetiyle yaşanan haksızlıklara, 

• Emekli yaşının yükseltilmesinden, emekli maaşlarının düşüklüğüne, 

• Kamuda siyasi kadrolaşmalardan, liyakat sistemine, 

• Güvencesiz çalışma rejimlerine karşı, iş güvencesine, 

• Kamu emekçilerinin insanca yaşam talepleri ile birlikte barış içerisinde demokratik bir ülkede eşit ve özgür yurttaşlık için mücadele ettik, bugün de etmeye devam ediyoruz. 

Mücadele tarihimizde taleplerimizi görmeyen, gereğini yapmayan siyasi partilerin seçim barajlarının altında kaldığı, siyaset sahnesinden silindiklerini de hep birlikte gördük. 20 yıldır tek başına hükmet olan AKP’de benzer bir sona doğru adım adım gidiyor.

Türkiye’yi A.Ş gibi yönetme iddiasındaki sistemde ülke hisselere bölünerek satılmaya başladı, konut alan yabancılara vatandaşlığın promosyon olarak verildiği, para eden ne varsa haraç mezat satıldığı, geçiş garantili köprü ve yollar, hasta garantili hastaneler, kur korumalı mevduatlarla, emekçilerin ödediği vergiler ile gelir kayıpları; savaş ve güvenlikçi politikalar ile servet sahiplerine aktarıldığı bir sisteme geçildi  

Mevcut iktidar kötü ekonomi yönetiminden kaynaklı kur artışlarını bahane ederek Kur Korumalı Mevduat ve benzeri piyasa araçları üzerinden kamu kaynaklarını yandaşlarına servet olarak aktarmanın sonucundan yılın yarısında bütçeyi bitirdiğinden, Cumhuriyet tarihindeki en büyük ek bütçe talebiyle ortaya çıkmıştır. Bütçe hazırlanırken söylediğimizi bir kez daha buradan ifade ediyoruz. Hazırlanan bu ek bütçe de ekonomik krizle mücadele eden geniş toplum kesimlerinin derdine deva olmayacak, bu ek bütçede güvenlikçi politikalara ve savaşa, ranta ve faiz lobisinin lehine harcanacaktır. 

 “AKP, Memur Sen ortaklığı ile kamu emekçileri yoksullaşmaya devam ediyor”

Bu kör bakış açısı yüzünden ekonomik veriler yönünden Cumhuriyet tarihinin en kötü yılını yaşadığımız bir dönemde 2022 yılı için imzalanan %5+%7 maaş zammına imza atan Memur-Sen’in halen yetkili sendika olmasının utancı ile yaşıyoruz. AKP, Memur Sen ortaklığı ile kamu emekçileri yoksullaşmaya devam ederken bu işleyişin aparttı olan TÜİK’e yönetici dayanmıyor. 

2022 yılına girerken asgari ücrete ve kamu emekçilerine yapılan maaş zamlarının satın alma gücü açısından korunması siyasi iktidarın görevidir. 

Altı ay ya da bir yıl sonra gerçeği yansıtmayan enflasyon rakamları üzerinden verilen farkları zam diye sunmak, 

Enflasyon tahminlerini tutturamayan, siyasi iktidarın TÜİK eliyle enflasyon rakamlarını maniple etmek, “Enflasyon yok hayat pahalılığı var” diyerek aklımızla alay etmesi değil, enflasyondan kaynaklı kayıplarımızın bir sonraki ay karşılanması gerekir. Emekçiler olarak bizler de enflasyon korumalı maaş istiyoruz. 

Büro Emekçileri Sendikası olarak yıllardır kamuda ki ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi ve emeklilik maaşlarımızın hesaplanmasında dikkate alınmayan ek ödemelerimizin temel ücrete yansıtılması için mücadele etmekteyiz.  

Adil bir ek gösterge talebi, emekli maaş bağlanma oranlarının yıllar itibariyle düşmesi sonucu ortaya çıkmış bir taleptir. Bunun için başından beri ifade ettiğimiz gibi kamuda adil bir ek gösterge düzenlenmesin yapılmalı ve taban 3600 ek gösterge alınarak bütün Kamu Emekçileri yapılan düzenlenmeden faydalandırılmalıdır. Bu düzenlemenin yanı sıra Kamu Emekçilerinin çalışırken elde ettiği gelirlerin emeklilikte garanti altına alınması, kıdem hesaplarında üst sınırın kaldırılması ile ek gösterge talebimizin karşılanmasının mümkün olacağını bir kez daha ifade ediyoruz. 

Emekçilerin işe gitmek için katlandığı maliyetlerin başında gelen ulaşım ve öğlen yemeği giderlerinin payı oransal olarak giderek artıyor, metropollerde ve turistik il ve ilçelerde konut kiraları neredeyse maaş tutarına yaklaşmış durumda, çalışan anne ve babaların çocukları için kreşlerin yanından bile geçemiyor. Acil olarak servis ve ücretsiz yemek, kira ve kreş yardımı istiyoruz! 

Bizler sabahın sahipleriyiz, hesap sormayı da biliriz yaralarımızı sarmayı da… Biz üretmezsek hayat durur. 

Sıkıştıklarında “aynı gemideyiz” söylemini dilinden düşürmeyen iktidara Kanadalı Şair Cohen’in şiirinden bir bölümle cevap vererek açıklamamızı bitiriyorum. 

Herkes biliyor geminin su aldığını, 

Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini, 

Herkes biliyor zarların hileli olduğunu… 

Bizi yok sayan siyasi iktidarı bir kez daha uyarıyoruz! 

Biz eşitlik, adalet, demokrasi ve barış istiyoruz! 

Biz insanca bir yaşam, güvenceli iş, güvenli bir gelecek istiyoruz!