Emeğin Başkenti’nden, Madenci Heykelinden, “Sivas Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!” haykırışı yükseldi.

2 Temmuz Sivas Katliamının üzerinden tam 29 yıl geçti.Ne acılar unutuldu, nede katliamı gerçekleştirenler.Her 2 Temmuz’da başta Sivas olmak üzere ülkenin dört bir yanında ‘Sivas Hala Yanıyor” mesajları yükselmeye devam ediyor.

Zonguldak’ta, Demokrasi Platformu’nun öncülüğünde 2 Temmuz’da yaşamını yitirenler için anma ve protesto etkinliği düzenlendi.

Demokrasi Platformu adına Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Çağlar Öztürk basın açıklamasını yaptı.

Basın Açıklamasına, Demokrasi Platfomu bileşenlerinin yanı sıra, CHP, Sol Parti, EMEK Partisi, Yeşil Sol Parti,devrimci-Demokratlar da açıklamaya destek verdiler.

“Sivas katliamı; aydınlığa,insan haklarına,bir arada yaşama kültürüne yapılan bir saldırıdır”

Çağlar Öztürk basın açıklamasında; “Bundan 29 yıl önce gerçekleşen katliamda sadece 35 güzel insanımızı değil, sanatımızla, edebiyatımızla ve kültürümüzle olan değerli bağlarımızı yitirdik. O gün Madımak Otelini saran ateşin ve dumanın içinde, insanlığımız ve vicdanımız onarılmaz yaralar aldı

Sivas katliamı; aydınlığa,insan haklarına,bir arada yaşama kültürüne ve demokrasiye, yapılan bir saldırı olarak insanlık tarihindeki yerini almıştır. Sivas katliamını gerçekleştirenler ile bu katliamı engellemek için kılını kıpırdatmayanlardan o günden bu güne hesap sorulamamış, hesap sorulmadığı gibi, halkları birbirine düşürmeyi hedefleyen provokasyonlar ve gerici-ırkçı saldırılar artarak devam etmiştir. 2 Temmuz 1993’te aydınların diri diri yakılmasına neden olanları korumaya çalışanlar, yaşanan acıları unutturmaya yada gerçek katilleri yalan haberlerle aklamaya çalışmışlardır.

Aradan 29 yıl geçmesine rağmen her geçen yıl daha büyük ve kitlesel bir öfke ile lanetlenmesi, ülkemizin gericiliğe ve ırkçı-şoven odaklara asla teslim olmayacağının en somut göstergesidir. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu sancılı süreçte demokrasinin, barış, kardeşlik ve özgürlük taleplerinin kararlılıkla savunulması; iktidarın baskıcı, anti demokratik uygulamalarına karşı kararlı mücadelenin güçlenmesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

“İnançlar üzerindeki baskı ve ayrımcı uygulamalara son verilmelidir”

Ülkemizde din ve devlet işlerinin birbirinden bağımsız, gerçek bir laik yapıya kavuşturulması, bütün dinsel, mezhepsel, etnik oluşumlara eşit mesafede durulması sağlanmadıkça, halkları birbirine karşı kışkırtma girişimlerinin önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Geçek bir demokrasi için; Sivas Katliamı ve Türkiye tarihindeki bütün provokatif eylemler, tertipler, cinayetler, 12 Eylül askeri darbesi başta olmak üzere bütün darbeler, plan ve girişimler bütün yönleriyle soruşturulmalıdır. Ayrıca Suruç katliamını, Ankara Gar katliamını yapanlar, arkasındaki güçler ve bu ortamı yaratanlar açığa çıkarılıp yargılanmalıdır. Bizzat siyasi iktidar eliyle yaratılan her türlü inanç ayrıcalıkları, inançlar üzerindeki baskı ve ayrımcı uygulamalara son verilmelidir.

Tarihimizle yüzleşmeden, geçmişimizle hesaplaşmadan ortak bir gelecek inşa edemeyiz. Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmanın bu denli büyük olmasının ardında, yaşadığımız toplumsal travmalar karşısında ortak duygular geliştiremememiz, ortak tavır alamamamız yatmaktadır. Üzerinden geçen bunca yıla rağmen bizler Sivas Katliamı ile yüzleşemedik. Düşünceleri, inançları, yaşam tarzları farklı olduğu için insanları katleden karanlıkla hesaplaşamadık.

“Barış üzerine inşa edilmiş ortak bir gelecek umudunu yeşertmemiz gerekiyor”

Hesaplaşamadığımız o karanlık, yıllar içinde kendini büyütüp, geliştirdi. Bugün ülkemizde hâlâ farklı yaşam tarzları, farklı inançlar, farklı kültürler sistematik bir şiddet ve dışlamayla yüz yüze kalıyor. Tek tip yaşam tarzı, tek mezhebe indirgenmiş bir inanç sistemi, erkek egemenliğine dayalı toplumsal ilişkiler ve muhafazakâr kültürel değerler iktidar tarafından tüm topluma dayatılıyor.

Toplumumuzu içten içe çürüten, birbirimizle olan derin bağlarımızı sürekli kemiren bu yozlaşmayı durdurmamız gerekiyor. Bunun için de tarihimizle hesaplaşmamız, sorumlulardan hesap sormamız gerekiyor. Dinci gericiliğin, faşizmin ve ırkçılığın bizi sürüklediği bataklık karşısında, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış üzerine inşa edilmiş ortak bir gelecek umudunu yeşertmemiz gerekiyor.

Bizler, Demokrasi Platformu Bileşenleri olarak, 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşadığımız katliamı lanetliyoruz. Gericiliğin ülkemizde gerçekleştirdiği en büyük katliamlardan birisi olan  2 Temmuz Sivas Katliamında katledilen, aralarında çok değerli aydın ve sanatçının da bulunduğu yurttaşlarımızı saygı ile anıyoruz.

Kimsenin düşünceleri, inançları ve yaşam tarzları nedeniyle katledilmediği aydınlık bir Türkiye için mücadele kararlılığımızı bir kez daha dile getiriyoruz.