31 Temmuz’da yapılan KPSS sınavında ÖSYM bir skandala daha imza attı.  Yediiklim yayınevine ait soru kitapçığından 20 sorunun cevap şıklarıyla birlikte aynı şekilde yer aldığı ortaya çıktı ve durumu inkâr eden ÖSYM başkanı görevden alındı.

Konuyla ilgili olarak EMEK Partisi Zonguldak İl Başkanı Ateş, Türeli basın açıklaması yaptı ve; “KPSS sınavında yaşanan fiyaskonun sorumluları başta ÖSYM başkanı olmak üzere hesap vermelidir. Ancak sorunun kaynağı sadece eğitim bürokrasisinden birkaç kişi değildir.”dedi

Türeli açıklamasında; “Demokratik bir ülkeyi kazanmanın yolu nasıl ki mücadeleden geçiyorsa bu skandalların, yolsuzluğun, usulsüzlüğün kaynağı çürümüş bürokrasinin yerine halkın seçtiği, denetlediği, gerektiğinde görevden alabildiği demokratik bir sistemin kazanılmasının da yolu emek ve halk güçlerinin mücadelesinden geçmektedir.”diye ifade ettiği değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi;

“Ortaya çıkan rezalet ne ilktir ne de ÖSYM içindeki bir grup çıkar çevresinin kötü niyetiyle açıklanabilir. Sorun eğitim ve sınav sistemindedir. Her yıl hatta bir kısmı yılda birkaç kez de yapılabilen YGS, LYS, ALES, KPSS, TUS gibi lise, üniversite ve kamu kurumlarına yerleştirme sınavlar ile akademik kariyer ve görevde yükselmelere dair sınavlarda her dönem yolsuzluk, usulsüzlük iddiaları olmuştur. Sorumlular, üzerinin kapatılmasının mümkün olmadığı durumlarda, kamuoyu baskısıyla, zoraki açılan soruşturmalarla adeta durumu idare etmeye çalışmışlar ve her türlü yolsuzluğun zeminini korumuşlardır. 2016 yılında liselileri ayaklandıran şifreleme rezaleti hala hafızalardadır. Sınav yolsuzlukları başlığıyla arama motoruna girildiğinde ÖSYM tarafından yapılan her sınav için yer alan şaibeli durumlar ve ciddi usulsüzlük dökümleri alınabilir.

KPSS sınavında yaşanan fiyaskonun sorumluları başta ÖSYM başkanı olmak üzere hesap vermelidir. Ancak sorunun kaynağı sadece eğitim bürokrasisinden birkaç kişi değildir. Eğitim sistemi her bakımdan sorumludur; çeşitli uzmanlıklara yerleştirme, akademik görevler için başta eleme ve seçme olmak üzere uygulanan yöntemler sorunludur. Üniversitelere, liselere yerleştirme yöntemleri sorunludur ve yanlıştır. ÖSYM başlı başına sorunludur ve sınav sisteminde tekel olmasının da getirdiği avantajlarla sınavlar halkı soymanın aracı haline gelmiştir. Sistem içinde dini cemaatlerin kavgalarından da ortaya çıkan görüntüler çıkar çevrelerinin bu sistem içinde nasıl yuvalandıklarını göstermektedir. Ve en önemlisi siyasi iktidar eğitim sisteminin bu kuruluşu sayesinde itaatkar, taraftar ve hükümete memurluğa hazır kadrolar yetiştirme amacındadır. Sınavlar eleğin üstünde bilgiyi ve mesleki beceriyi değil iktidarın ilişki ağlarını tutmaktadır.

Çocukların, gençlerin, mesleki başvuru yapanların gelecekleriyle oynayan bu eğitim ve sınav sistemini kurumları ve kurallarıyla birlikte reddediyoruz. Çocuklar, gençler yarışatı değildir. Kamusal, parasız, bilimsel, laik, eşitlikçi ve çocukluktan başlayarak çocuğun gencin çok yönlü gelişimini sağlayacak, geleceğinin tek adamların kararına bağlı olmadığı bir eğitim sisteminin gerekliliği ortadadır. Demokratik bir ülkeyi kazanmanın yolu nasıl ki mücadeleden geçiyorsa bu skandalların, yolsuzluğun, usulsüzlüğün kaynağı çürümüş bürokrasinin yerine halkın seçtiği, denetlediği, gerektiğinde görevden alabildiği demokratik bir sistemin kazanılmasının da yolu emek ve halk güçlerinin mücadelesinden geçmektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini bu kirli ellerin karartmasına izin vermeyeceğiz”

Reklam