İşçi sınıfının çok önemli bir toplumsal güç kaynağı, onun sayısıdır. Bu gücü sınıf önce sayısıyla, sonra sayısal birliğiyle, sendikal birliğiyle kazanır. Maden İş kolunda da bu henüz başarılmış bir durum değildir. Bir yanda GMİS (Genel Maden İşçileri Sendikası), Diğer yanda aynı konfederasyona bağlı Türkiye Maden-İş ve DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen gibi farklı farklı konfederasyonlara bağlı örgütlenmeler.

Sendikalar, bu gücü örgütleyerek ve işçiler arasındaki rekabeti önleyerek kapitalist sömürüyü azaltmak, ücretleri ve çalışma koşullarını iyileştirmek için doğdu.

Ama bugün geldiğimiz noktada ‘Sendikal Birlik’ ilkesel olarak yaşamda yer bulmasına rağmen pratikte birçok zorluklarla karşı karşıya.

Biz daha çok da bölgemizden hareketle GMİS’in de Genel Merkezi burada oluşuyla doğal olarak değerlendirmelerimizi GMİS üzerinden yapmaya çalışıyoruz.

GMİS’te geçtiğimiz hafta Başkanlar Kurulu Toplandı ve sonuç bildirisi yayınladı.

Bildiride; “1- Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, Sendikamız teşkilatının ve kurumlarımızın işleyiş ve görevlerinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için Sendikamızın 12’nci Olağan Genel Kurulu sürecinin en kısa sürede gerçekleştirilmesi amacıyla Sendikamız Şubeleri ile Genel Merkez Genel Kurullarının oluşması için yapılan Taban Delege seçimlerinin 4 Ekim 2022 tarihinde başlatılmasına karar vermiştir.

2- Başkanlar Kurulumuz; 1 Ocak 2023 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasını kapsayacak TTK’da 30’uncu, MTA’da 20’inci Dönem Toplu İş Sözleşmeleri için taslak çalışmalarının başlatılmasına, Genel Kurullarımızda seçilecek yönetimlerin süreci sağlıklı yürütebilmeleri için gerekli çalışmaların yapılmasına karar vermiştir”denildi.

İşte bu toplantı bir anlamda da sendikal mücadele içinde olan tarafları da daha çok sahada ve maden işçileri ile ilgili dayanışma içinde olmaya itiyor. Şuan basına yansıdığı kadarıyla iki bölge doğal olarak iki liderin sahadan yansımalarını görüyoruz.

Bunlardan biri GMİS’in delege sayısı olarak en güçlü olduğu bölge Karadon Müessesi, diğeri ise güçlü ve militan eylemlerle öne çıkan Üzülmez Bölgesi.

GMİS Genel Merkez yönetiminde yine yansıyan iki tutum göze çarpıyor. Mevcut Genel Başkan Hakan Yeşil yeniden Genel Başkanlık yarışına girmek için, sağında solunda, muhalif kim varsa, idarenin de (işveren) yetkilerini kullanarak daha pasif noktalara yada farklı bölgelere kaydırarak önünü temizlemek ister gibi bir görüntü sergiliyor.

Yani tersten yorumlarsak, maden işçisinin değil de daha çok idarenin istediği bir sendikal liderlik tipi çiziyor.

Diğer yanda ise yine merkez yönetimde yer alan Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir’i görüyoruz.

Tayfun Demir daha çok klasik, bürokrat sendikacı tipinden çok geçmişten gelen ilişkilerinin de etkisiyle maden işçisinin yanında, arandığında ulaşılabilecek, sorun sıkıntıda yardımcı olacak ve dayanışma ve özgüveni daha yüksel bir profil çiziyor.

GMİS’in sınıf mücadelesindeki yeri ve maden işçilerin dünden bugüne devreden mücadele alışkanlıkları her dönem farklı yansısa da ülkedeki mücadeleden, sendikal politikadan farklı olmuyor.

GMİS’in bir kaç dönemdir özellikle genel başkanlık makamları daha çok sendikal deneyimi, birikimi, bilgisi ve tecrübesi zayıf kadroların göreve gelmesi aynı zamanda kentteki sendikal mücadelenin de daha pasif ve bir anlamda da iktidarın kapısında bekleyen bir hal aldı.

Yani üretimden gelen gücünü kullanma becerisi gösterilmedi.

Buna farklı gerekçeler hatta, “Nerede o 90 grevini gerçekleştiren işçiler”derken nerede o liderler ya da o mücadele biçimi denemeyi akıllarına getiremez oldular.

Oysa, Sınıf sendikacılığının en temel bir ilkesi, aynı zamanda sendikaların gelişme yasası olan . “sendikal birlik-sendika-içi demokrasi militan eylem”dir.

İşte taban seçimlerinin start aldığı ve yeni toplusözleşme dönemine girdiğimiz şu günlerde bakalım GMİS’in rotası nasıl oluşacak?

Bir sözle bitirelim; “Pusulası olmayan gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez

Fevkani Köprü altı esnafı

Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan, Fevkani Köprü Altı esnafına çağrı yaparak, Acılık Semtinde yapılan iş merkezinden dükkan almalarını istedi.

Sayın Başkan Esnafın uykularını kaçıracağına var olan köprü altı dükkanlarını var olan ve halen işletme durumunda olan esnafa sat kurtul.

Niye kulağı tersten tutuyoruz.

Yıllarca sizden önceki yönetimlerden gelen kira vb.sorunları çözmek için köprü yıkacağınıza verin köprü altı esnafına hatta almayanların yerine yenilerini ihale açın ve kurtulun şu Fevkani meselesinden.

O köprü tarihsel mirasını, kent kimliğini ve gelecek kuşaklara kültür aktarımına devam etsin.

Sizde diğer başkanlar ve yönetimler gibi işin kolayın kaçıyorsunuz.

Ama diğerlerinden fark önceki başkanlar yeni iş merkezi yaratarak yeni bir rant alanı yaratmamış oldular.

Siz bunu başardınız.

Vazgeçin bu yıkımdan?

Sağlıcakla kalın