14 Ekim 2022 tarihinde Amasra/Bartın da yaşanan İş Cinayetinin ardından oluşturulan bilirkişi heyeti ilk incelemelerini tamamlayarak hazırladıkları “Bilirkişi İncelemesi Raporu”nu 31.10.2022 tarihinde Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etmişti. Raporun teslimi sonrasında 24 sanıktan 8’i tutuklanmıştı.

Konuyla ilgili olarak TMMOB Maden Mühendisleri Odası Merkez Yönetim Kurulu Basın açıklaması yaptı.

Açıklamada; “Birkaç şüphelinin kelepçeli bir şekilde tutuklanması görüntüsünün medyada afişe edilmesine müsaade eden gerçek sorumlular, kamuoyunun öfkesini ve hassasiyetini dizginleme çabası içindedirler. Benzer taktikler başta Soma Faciası olmak üzere tüm maden facialarında uygulanmış; yargı süreçlerinin sonunda karar alma sürecinde yetkisi bulunmayan maden mühendisleri günah keçisi ilan edilmiştir”denildi

Şu görüşler yer aldı;

“Bilirkişi raporu incelendiğinde, facianın meydana gelmesinde rol oynayan hususlar altı genel başlık altında sıralanmakladır. Bunlar havalandırma, metan drenajı, kömür tozu mücadelesi, denetlemeler, teknik personel sayısındaki eksiklik ile iş güvenliği eğitimi ve acil durumlara yönelik tatbikatlar olarak belirlenmiştir.

“Teknik personel sayısındaki yetersizliğin de facianın meydana gelmesinde önemli etken”

Söz konusu bilirkişi raporunda özetle; facianın grizu+kömür tozu patlaması şeklinde gerçekleştiğinin düşünüldüğü, facianın gerçekleştiği -300 ve -350 katlarına gönderilen hava miktarının son derece yetersiz olduğu, ocağın temiz hava ihtiyacı ve uygulanan havalandırma sisteminin planlanması ve tasarımına yönelik herhangi bir bilgi, belge ve dokümanın bulunamadığı, baca içerisindeki hava hızının 0,2-0,3 m/sn arasında olduğu ve bu değerdeki hava hızlarının havalandırmadan beklenen tehlikeli gaz ve tozların seyreltilip hızlıca ortamdan uzaklaştırılması görevini yerine getirmesinin mümkün olmadığı, sensör kayıtlarına göre -320 kalın damar bacasında ölçülen metan seviyelerinin birçok kez %2’yi geçtiği, 2 kez ise sensörün ölçebileceği en üst değer ve metan gazı alt patlama limiti olan  % 5’i geçtiğinin görüldüğü, bu durumların oluşmasının temel nedenin ise yetersiz ve etkisiz havalandırmaya ilaveten metan drenajı uygulaması yapılmamasının olduğu, işletmede havalandırma ve metan drenajının dahil olduğu bir metan gazı ile mücadele yönteminin olduğunun söylenemeyeceği, grizu patlamasının kömür tozu patlamasına eşlik etmiş olmasının tozla mücadele çalışmasının yetersiz kaldığını göstermekte olduğu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının denetleme mekanizmalarının gereken etkinliği sağlayamadığının görüldüğü ve facianın meydana gelmesinde etkisi olduğu, teknik personel sayısındaki yetersizliğin de facianın meydana gelmesinde etken olduğu, iş güvenliği eğitimleri ve tatbikatlar konusunda görülen eksikliklerin, kaza sırası ve sonrasında meydana gelen hataların kaynağını oluşturduğu hususlarına yer verilmiştir.           

20 yıllık iktidarı döneminde AKP, ülkeyi sermayenin rant sahasına çevirmiş, önce özerkliği ortadan kaldırılan Kamu İktisadi Teşekkülleri; teknik personel istihdamındaki kayırmacı yöntemler, liyakatsiz terfiler, madencilik bilim ve tekniğinin öngördüğü gereklilikleri karşıla(ya)mayan kamusal yatırımlar, yetersiz işçi sağlığı ve güvenliği uygulamaları ve etkin olarak yaptırılmayan kamu denetimleri neticesinde emniyetli ve ekonomik olarak işletilemez duruma getirilmişlerdir. Kamuda üretim yapan işletmeler açısından adeta ÜRETMEME ZORLAMASI durumu oluşmuştur.

“Kaderci” bir pencereden bakanlar facianın gerçek sorumlularıdır”

Yaşanan onca faciaya rağmen yeterli teknik kadronun oluşturulamamasında, gerekli teknik iyileştirilmelerin yapılamamasında, kamuda liyakatsiz atamaların ve terfilerin gerçekleşmesinde, etkin bir denetim mekanizması kurulamamasında dahli olan tüm kamu otoriteleri ile bu ve benzeri facialara “kaderci” bir pencereden bakanlar facianın gerçek sorumlularıdır.

Birkaç şüphelinin kelepçeli bir şekilde tutuklanması görüntüsünün medyada afişe edilmesine müsaade eden gerçek sorumlular, kamuoyunun öfkesini ve hassasiyetini dizginleme çabası içindedirler. Benzer taktikler başta Soma Faciası olmak üzere tüm maden facialarında uygulanmış; yargı süreçlerinin sonunda karar alma sürecinde yetkisi bulunmayan maden mühendisleri günah keçisi ilan edilmiştir. Öyle görünüyor ki benzer bir süreç Amasra faciasında yaşanacak, yetkisi bulunmayan maden mühendisleri günah keçisi ilan edileceklerdir. Oysa liyakatsiz terfiler neticesinde karar verici makamlara atanan kişiler, bu liyakatsız atamaları yapanlar, yaşanan facianın gerçek sorumluları olarak değerlendirilmelidir.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak, yargılama süreçlerinin yakından takipçisi olacağımızı ve gerçek sorumluların açığa çıkarılması için gerekli çabayı göstereceğimizi tüm meslektaşlarımıza ve kamuoyuna duyururuz.”