KESK Genel Merkez MYK’ların katılımı ile KESK Zonguldak Şubeler Platformu basın açıklaması yaptı

2023 emekten haktan yana bir bütçe taleplerini dile getirildiği açıklamada özetle şu görüşlere ve taleplere yer verildi:

“Çok zor günlerden geçiyoruz. Halkın %99’u olarak yaşadığımız tablo gittikçe kararıyor.

Enflasyondan işsizliğe, yoksullaşmadan ekonomik durgunluğa kadar hayatlarımızı her alanda kâbusa çeviren kapsamlı kriz bitmek bilmiyor.

Her güne yeni zamlarla uyanıyoruz. Artan hayat pahalılığında maaşlarımız, ücretlerimiz mum gibi eriyor. 

Ülkeyi yönetenler “Gelişmiş ülkelerde bile raflar boş, dünya hatta gelişmiş batı ülkeleri bizi kıskanıyor” nutukları atıyorlar.

İşsizlik kronik hale geldi. İşsizlerin sayısı 8 milyona yaklaştı. Neredeyse her evde bir işsiz var. İşsizlik en çok kadınları ve gençleri vuruyor.  Şanslı olup, çalışacak bir işi olanlardan ise açlık sınırı altındaki bir asgari ücrete kölece çalışması bekleniyor. Çalışan her iki kişiden biri asgari ücret alıyor. Diğerinin ücreti-maaşı ise asgari ücrete her yıl daha fazla yaklaşıyor.  

Her dört kişiden biri sosyal yardımlar olmadan hayatını asgari ölçüde dahi idame ettiremiyor.

Yine bir seçim arifesizdeyiz.

Karşımızda yaklaşan seçimlerde koltuğu kaybetme tehlikesi gittikçe artan bir iktidar var. Bunun için yıllardır hayata geçirdikleri taktiğe bir kez daha sarılıyorlar. 2023 bütçesini halk için “kesenin ağzının açılacağı” bir bütçe gibi göstererek seçim yatırımına dönüştürmeyi hedefliyorlar.

Buradan emeği ile geçinen tüm kesimleri, yurttaşlarımızı uyarıyoruz. Bugüne kadar onlarca, yüzlerce defa hayata geçirilen bu oyunu bozmaya çağırıyoruz. 

Bugüne kadar bize ne zaman kaşıkla bir şey verseler kepçe ile geri aldılar.

En son sene başında “tarihi artış yaptık” dedikleri asgari ücrete temmuz ayında tekrar artış yapmak zorunda kaldılar.

Yine sene başında “asgari ücrete gelir vergisi muafiyeti getirdik, tüm ücretliler bu muafiyetten yararlanacak” dediler. 

Peki, ne oldu?

Senenin ortasında ek bütçe yapıp hem gelirleri hem giderleri bir katladılar.  Ancak gelir vergisi dilimlerini bir kuruş bile artırmadılar. Hepimiz birkaç ay içinde ikinci vergi dilimine girdik. Önemli bir bölümümüz ise üçüncü vergi dilimine girdik. İşin özü gelir vergisinde asgari ücret muafiyeti ile kaşıkla verdiler, ama hepimizi gelir vergisi ile dilim dilim soymaya devam ettiler.

Şimdi TBMM’de görüşmeleri devam eden bütçe ile yine bir kez daha aynı oyunu kuruyorlar.

Yirmi yıllık iktidarlarında büyütüp içinden çıkılmaz hale getirdikleri sorunları yarım yamalak düzenlemeler yaparak seçim yatırımı haline getirmeye çalışıyorlar.

Yıllardır “amasız, fakatsız, koşulsuz kadro” talebi için mücadele eden sözleşmelilere ara bir formül olarak 3+1 sistemi öneriyorlar.

Buna rağmen bırakalım ücretli öğretmenler, vekil ebeler, taşeron istihdam edilenler başta olmak üzere yüz binlerce çalışanı her dört sözleşmeliden birini dahi kapsam dışında tutan bir düzenlemeyi “müjde” olarak pazarlamaya çalışıyorlar.

Üstelik bundan sonra kamuya alınacak yeni işe başlayacak tüm kamu emekçilerini 4 yıl boyunca eşit işe eşit ücret, iş güvencesi, tayin hakkı başta olmak üzere temel haklarından mahrum hale getirmek, amirinin insafına bırakmak istiyorlar.

Daha birkaç yıl önce bizzat Cumhurbaşkanı tarafından “çift dikiş” denilerek hakaret edilen milyonlarca EYT’li aylardır çözüm bekliyor.Dün TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinden sonra “enflasyon düşüyor” propagandasına başladılar. Oysa dün yıllık enflasyon sadece yaklaşık 1 puan hız kaybetmiştir. En önemlisi bizler için, halk için en önemli kalem olan gıda enflasyonu son bir ayda %5,75 artarak yıllık %102,55 seviyesine çıkmıştır. Üstelik bu rakamlar yaşanan gerçek hayat pahalılığının en az yarısını yutan TÜİK’in rakamlarıdır.

Hedef her zaman olduğu gibi TÜİK vasıtası ile enflasyonu düşük gösterip milyonlarca kamu emekçisinin, emeklinin, işçinin, asgari ücretlinin ücret artışlarını da düşük tutmaktır.

Buna rağmen iktidar bir taraftan bizim maaşlarımızı, ücretlerimizi sahte TÜİK rakamlarının birkaç puan üzerinde arttırmayı vaat ediyorlar. Diğer taraftan tüm yükü ücretli kesimler, dar gelirliler olarak bizim omuzlarımıza yıkılan vergileri, faiz giderlerini geçen yıla göre en az bir buçuk kat artırıyorlar. Yani bir cebimize birkaç kuruş koymayı vaat ederken diğer cebimizden çok daha fazlasını alıyorlar.

Üstelik cebimizden alacakları vergilerin bize yol, su, elektrik olarak dönmeyeceğini daha baştan söylüyorlar. Açık açık “sizden aldığımız, ücretlerinizden kestiğimiz vergileri toplumun %1’ini bile oluşturmayan bir avuç zengine, patrona, teşvik, vergi affı olarak aktarcağız diyorlar. 

Kısacası 2023 bütçesinde kesenin ağzını işçiler, emekçiler, emeklikler, çiftçiler, küçük esnaflar için yani halkın %99’u için açmıyorlar. Kesenin ağzı her zaman olduğu gibi yine paradan para kazananlar, faizden, hazine garantisinden beslenenler, çalıştırdığı asgari ücretliler kadar bile vergi ödemeyenler için açılıyor.

Açlık sınırı altıdaki asgari ücretin %50 artırılması konusunda Çalışma Bakan’ın “Hayali değil gerçekçi bir rakam üzerinde durmak lazım” sözleri iktidarın kimden yana olduğunu fazlası ile ispatlıyor.

%1’in çıkarı için %99’u yok sayan adaletsizliğe, haksızlığa karşı çaresiz değiliz.

Bunun için bir adım daha atıyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkmak için 17 Aralık Cumartesi günü Ankara’da “Seçim Bütçesi Değil, Halktan-Emekten Yana,  Geçim Bütçesi İstiyoruz Mitingi’nde buluşuyoruz.

Çağrımız işçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi, kadını, genci ile bu düzenin çarkları ile yoksullaştırılan, ezilen, ötekileştirilen herkesedir.

GELİN;

  • Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınması,
  • Mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesi,
  • Vergide adaletin sağlanması, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınması,
  • Tükettiğimiz her şeyden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesi,
  • Gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesi,
  • Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılması, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınması,
  • Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesi
  • Kamu hizmetlerinin tasfiyesine, özelleştirmelere, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine aktarılan hazine garantilerine son verilmesi,
  • Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılması,
  • Her türlü güvencesiz istihdama son verilmesi,
  • Engelli yurttaşların erişebilirlik sorununun çözülmesini, engellilere yönelik kamu hizmetlerinin geliştirilmesi,
  • Kaynaklarımızın savunmaya, güvenlikçi politikalara, silahlanmaya değil; adaletin tesis edilmesi, emek, barış ve demokrasi için kullanılması,

TALEPLERİMİZE HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM.

GELİN; İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret, Adil Bir Vergi Sistemi, Halk İçin-Emek İçin Bütçe, Güvenceli İş, Güvenli Gelecek İçin omuz omuza verelim.