“Hemen, şimdi iş güvencesi istiyoruz” diyen Eğitim Sen’in açıklaması:

Siyasi iktidarın seçim dönemi “müjdeleri”nden birisi de yıllardır talep ettiğimiz ve mücadelesini sürdürdüğümüz güvencesiz istihdam sorununun parçası olan 50/d’li araştırma görevlilerinin kadrolarının 33/a’ya geçirileceği idi.

Ancak bugün, yürütülen onca şaşalı propagandadan sonra Meclis gündemine gelen “kadroya geçirilecekler” listesinden bir anda 50/d’li araştırma görevlilerinin çıkarıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.

Üstelik araştırma görevlilerinin hâlihazırdaki istihdam biçimini düzenleyen 33/a kadrosu mevzuatta yokmuş, sanki siyasi iktidar “ben yaptım oldu” diyerek araştırma görevlilerini bir gecede 50/d ile istihdam etmeye karar vermemiş gibi bunun için yeni bir düzenleme yapılması gerekiyormuş algısı yaratılmak istenmektedir.

Eğitim Sen olarak açıkça belirtiyoruz! Araştırma görevlilerinin istihdam biçimi, hâlihazırdaki mevzuatta 33/a olarak belirtilmiş, ancak siyasi iktidar kayırmacı ve kadrolaşmacı amacı nedeniyle araştırma görevlilerini güvencesizliğin cisimleşmiş hali olan 50/d ile sağlamıştır. Kaldı ki 33/a dahi araştırma görevlileri açısından yeterli güvenceleri taşımamaktadır!

Kim ne derse desin! Eğer amaç yükseköğretimde güvenceli çalışmayı esas almaksa Meclis gündeminde olan düzenlemede;

  • 50/d’li araştırma görevlilerinin kadrolarının 33/a’ya geçirileceği ve daha sonra yapılacak bir düzenlemeyle daha güvenceli bir istihdam yaratılacağını,
  • 50/d nedeniyle hak kaybı yaşamış olan araştırma görevlilerinin mağduriyetlerinin giderileceğini,
  • Doktor öğretim üyelerinin, öğretim görevlilerinin, canlı modellerin, güvenceli kadrolarda istihdam edileceğini,
  • Doktor öğretim üyesi kadrolarında yeniden atama uygulamasının son bulacağını,
  • Doçent unvanını alan tüm öğretim elemanlarının başka bir kriter aranmaksızın doçentlik kadrolarına atanacağını,
  • Gerekli kıdem ve akademik kriterleri sağlayan doçentlerin süre ve hak kaybı olmadan profesörlük kadrosuna atanacağını,
  • 696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçirilen sürekli işçilerin diğer kamu işçileriyle eşit haklara sahip olması için gerekli düzenlemelerin yapılarak, bu işçilerin önceki kıdem sürelerinin gaspına son verileceğini

görmek istiyoruz.

Yükseköğretimde yıllardır sistematik ve ısrarlı biçimde izlenen politikaların sorumlusu sanki siyasi iktidar değilmiş gibi “Yeni bir yasayla yükseköğretimdeki sorunları çözeceğiz.” ifadelerine ise sadece tebessümle yanıt veriyoruz. Çünkü “Bugüne kadar neredeydiniz?” demenin dahi siyasi iktidarın bilinçli ve programatik olarak yürüttüğü yükseköğretim politikasını anlamamak anlamına geldiğini çok iyi biliyoruz!

Bu nedenle hemen şimdi, yükseköğretimde güvenceli çalışmayı esas alan düzenlemelerin de kanun teklifinde yer almasını ve yasalaşmasını istiyoruz! Yıllardır yürüttüğümüz mücadelenin gereği olarak taleplerimizi, çözüm önerilerimizi örgütlü gücümüzle sahipleneceğimizin ve bu süreci yakından takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz!