Yolcu, adaylıktan çekildiğini duyurdu

 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Kongresine bir gün kala Başkan adayları arasında ismi geçen Nurettin Yolcu, adaylıktan çekildiğini açıkladı.

Nurettin Yolcu’nun açıklaması şöyle: 

‘Zonguldak CHP İl Kongresinde adaylık düşüncem, basında çıkar haberler ve partililerimizin talebi üzerine oluşmuştu. Partili arkadaşlarımızla, bütün İlçe başkanlıklarında yaptığımız görüşmelerde; aday sayısının fazlalığının demokrasi ve parti içi dinamiklerinin heyecanı adına güzel olduğunu, ancak yönetim kurulları oluşumunda tam tersi sağlıksız bir yapı ortaya çıkacağının, bu itibarla partimize zarar vereceği düşüncesi ile aday sayısının, özellikle üst kurul delegelerinin de düşüncelerinin dikkate alınarak düşürülmesi gerektiği yönündeki düşüncelerimizi kendilerine aktarmıştık.
Ancak yapılan görüşmeler sonucu düşüncelerimizi iyi aktaramamış  olacağız ki, son iki gündür gruplaşmaların olduğunu, delegasyonun düşüncelerinin ikinci plana itildiğini, Mart 2024 de yapılacak Yerel Yönetim seçimleri ile ilgili küçük hesapların olduğunu ve Cumhuriyet Halk Partisi siyaset anlayışı ile çelişen bir mücadelenin ortaya çıktığını üzülerek gözlemlemekteyim. Bu anlayış benim savunduğum değerlerle çelişen bir anlayıştır, bu yarışta bu koşullarda bulunmak, partimize bir katkıda bulunmayacaktır.
Bu itibarla yapılacak il kongresinde adaylara başarılar diler, küçük hesapları olmayan, birleştirici, kavgadan ve gruplaşmadan uzak, tüm partilileri kucaklayan  sevgi ve saygı dilini kullanarak bizden siyaset yapma anlayışını bekleyen tüm partililerimize sevgi ve saygılarımla.”

Haberin içinden;

1 Ekim’de gerçekleşecek olan CHP İl Kongresi’ne saatler kala, aday sayısı 5’e düştü. Parti tabanında ve özellikle partinin son 20-30 yılına damgasını vurmuş kadroların, içlerinde il başkanları, milletvekilleri, parti kurullarında görev almış yetkililer, belediye başkanları, meclis üyeleri doğal olarak 1 Ekim’de gerçekleşecek kongrede taraflılıklarını bir aday etrafında konumlandırarak iki görüş oluşturdular.

Bu görüşler;

            1-) Bu eski, yıpranmış ekiplerden partiyi temizlemek o nedenle yeni, genç bir isim üzerinde anlaşmak

            2-) Var olan, partiye emek ve zaman harcayan (sadece dışarıdan konuşmayan) yaşına rağmen, her seçim dönemi bir nedenle sahada da çabalayan grup ise partiyi iyi noktaya taşınacaksa tecrübeli, deneyimli bir isim üzerinde anlaşılmalı görüşü

            3-)İşte bu iki görüş aynı zamanda ileride gerçekleşecek olan Belediye Başkanlıkları, Belediye İl Genel Meclisi adaylarının da belirlenmesinde karar sahibi olunacağından pazarlıklar bunun üzerinde, ittifaklar son dakikaya kadar yürüyeceğe ve oluşacak listelerde kim kimin listesinde, yönetiminde yer alacağı trafiği yaşanmakta.

            4-) Her iki tarafın aktif, aktörleri aynı zamanda Kasım Ay’ında gerçekleşecek olan Parti Genel Merkez seçimlerinde oy kullanacak olan Kurultay delegeliği pazarlığı üzerine yürüyor.

            Buradan anlaşılan, aslında bir toplumsal mücadeleden, partinin halkın temel sorunlarına yönelik politik tutumundan, AKP’den nasıl kurtuluruz’dan çok, senin, benim adayım, senin benim il başkanım üzerine ve bunun adına da “değişim” denen ama nasıl, neden, kim için değişim? İse havada kalan bir durumla karşı karşıya

            Yani bir anlamda parti tabanı olarak tarif edilen ve İl kongresinde oy kullanacak olan delegeler (doğal delegelerde dâhil) iki seçeneğe sıkıştırılarak, başka bir çıkış yolu olmadığına ikna edilmiş durumdalar.

Oysa demokratlar, devrimciler için her zaman bir çıkış yolu vardır ve olmalıdır.

Ne deniyor, Hannibal Barca Kartacalı politikacı ve general’in söylediği; “Ya bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız” İşte bu anlayışı büyütülebilir ve güçlendirilebilirse üçüncü yol en güçlü yol olabilir.

Bu yol, ‘Dayatılan iki tutuma da hayır diyorum, kongreye katılıyorum ve boş oy veriyorum” diyerek 5 adaylı bir kongrede yaklaşık 500 delegenin oy kullanacağı ve bunun yönetim denetim vb. kurullara seçilecek sayıları da hesaba katınca, seçilecek adayın toplam delege sayısının yüzde 10’nun oyu ile seçileceğinden otomatik olarak partiyi temsil etme gücüne kavuşamamış olarak yeniden değerlendirmelerin önünü açabilir.

Bu demokratik davranışın başarıya ulaşması partinin liyakat, parti içi demokrasiye ve partinin kitlelerle, tabanla daha sağlıklı ilişki kurmasının yolunu açacaktır, işte gerçek devrim budur.

Yoksa gerek dünya hakları gerekse Türkiye halkı çok turuncu devrimler, yeşil, kırmızı devrimleri yaşadı gördü.

Asıl Zor olanı yapmaktır, kolayı tercih etmek bizleri yapsa yapsa sürü politikasının, ya da kast yapıların iradesine sokar.

Susma/Yorum/ Bahaddin Arı


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.