NEREYE GİDİYORUZ? (16)

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın avukatı Halit Çelenk’in 1994 yılı 6 Mayısında Deniz ve Arkadaşlarının mezarları başında anma toplantısında yaptığı konuşmadan (Yenilmeyenlerin Tanığı kitabı sayfa 79).

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 22 yıl önce bugün sabaha karşı davanın askeri savcılarından Baki Tuğun da itiraf ettiği gibi salt düşüncelerinden ötürü, yani Marksist bir dünya görüşünü benimsedikleri için asıldılar. İdam hükmü darbeci iktidarın talimatıyla, hukuk ve adalet bir tarafa itilerek verilmişti.

Yurtseverdiler, inançlı ve yürekliydiler, gencecik yaşamlarını duraksamadan Türkiye insanına feda edecek kadar özveriliydiler. İdam cezası onları korkutmadı, inançları uğruna her türlü cezayı göze almışlardı. Tarihte ve yaşamda ölüm cezasının küçüldüğü, cüceleştiği anlar vardır. Bu anlar, kaynağını inancın gücünden alır. Ölüm cezası Deniz’in, Yusuf’un ve Hüseyin’in devrimci inanç ve azmi karşısında böylesine küçülmüş ve cüceleşmişti. Devrimci eylemlerinin bir aşamasını yaşıyor gibiydiler.”

Işıklar içinde uyusunlar!

Cumhuriyet 27 Mart 2024

Türkiye’de giderek artan kaynak ihtiyacına karşılamak için zenginden ek vergi önerisi gündem yarattı.

Ekonomistler dolaylı vergileri ve kayıt dışını azaltacak reform önerirken “ Servet Vergisi gelir adaletsizliğini törpüleyebilir” görüşü öne çıkıyor. İş dünyası ise “Yabancı çekin”, dedi.

Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu’nun varlığı 6 milyon TL’nin üstünde olan herkesten yüzde 1 vergi alınması ve bunun deprem bölgesi için kullanılması teklifi ekonomi dünyasını da iş dünyasını da böldü.

Türkiye İş Kurumu’nun verilerine göre iş gücünün milli gelirden aldığı pay yüzde 29,7’ye gerilerken, sermayenin aldığı pay yüzde 50’ye çıktı. Gelir eşitsizliği artarken iktidar ise ekonomide yaşanan krizi sıkı para politikalarıyla aşmaya çalışıyor. Bunun için yeni vergiler gündemde. Kayıt dışı ekonomi ise yüzde 30’ların üzerinde(yüzde 50’ye yakın). Bu ortamda servet vergisi alınması yeni tartışma konusu oldu.

Öneri üzerine Prof. Dr. Esfender Korkmaz, yeni bir vergiye ihtiyaç olmadığını, gelir kazanılırken vergisinin ödendiğini, gelirlerin tasarrufa dönüştüğünü, bu çifte vergi almak demektir, bütçeden tasarruf yapılsın, saray giderleri azaltılsın, bütçenin yüzde 10’u hane halkına destek adı altında harcanıyor, demiş. Servet vergisi gelirse tasarruflar azalır, vergi bilinci darbe yer, servet vergisi yerine kayıt dışıyla uğraşılsın, demiş.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise Türkiye’de ciddi bir gelir ve servet dağılımı çarpıklığı var. Böyle bir dönemde ve durumda servet vergisi bu adaletsizlikleri törpülemek için ciddi bir katkı sağlayabilir. Fakat servet envanterini çıkarmak çok zor bir işlemdir. Çünkü bu kadar kayıt dışı ekonomi o kadar kayıt dışı servet yaratabilir.              

Cumhuriyet Gazetesi’nin 18.09.2015 tarihli nüshasının ekonomi sayfasında TÜSİAD Yüksek  İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklaması var, şöyle: “Son 10-15 yılda azımsanmayacak bir dönüşüm yaşandı, bu dönüşüm, birlikte yaşama kültürünü güçlendirdi ve hepimize daha fazla demokrasi getirdi. Ama bugün bu kazanımlarımız büyük bir tehdit altında. Toplumumuzun renkleri arasındaki ciddi güvensizlik, beraber yaşama ortamımızı zedeleme noktasında. PKK terörü nedeniyle yapılan gösterilerde insanlar birbirlerine ve basın organlarına saldırıyorlar; bunun yerine daha çok empati yapmamız gerekir”, demiş. Bu açıklamaya karşın aynı sayfada Özlem Yüzak’ın da bir yazısı var. Sanki Tuncay Özilhan’a yanıt veriyor…”Çözülme” başlıklı yazısıyla. Özlem Yüzak “zenginleşmiyoruz, yoksullaşıyoruz, son kur çıkışıyla kişi başına düşen gelir 10 bin doların altına düştü, nüfusun yüzde birinin serveti son 12 yılda yüzde 39,4 ten yüzde 54,3’e çıktı. Geriye kalan yüzde 99’unki yüzde 60,6’dan yüzde 45,7’ye geriledi, yeni yatırım yok, batık krediler 40 milyarı geçti, 16 bankanın elindeki gayrimenkul sayısı 6 bin 678’e ulaştı, 15 milyon kişi tüketici kredisi kullanarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor, adalet, güvenlik, eğitim çöktü, suç işleme 2 kat, fuhuş 3 kat, kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı, uyuşturucu kullanımı yaşı 9’a kadar düştü. Yolsuzluklar affediliyor, esnaf ve sanatkârlara asayiş, askerlik, polis görevi veriliyor, muhtarlara ispiyonculuk görevi. Kürtlere, mallarına ve HDP binalarına saldırılar yapılıyor” diyor. Bende ekleyeyim: Hak arayan tüm vatandaşlar: işçiler, çiftçiler ve öğrenciler ile çevreciler devletin faşist saldırıları altında eziliyorlar. Sendikasızlar ise gezen cenazelere benziyorlar!

Yukarıda bahsi geçen Türkiye’de servet dağılımıyla ilgili konuyu biraz deşelim: “Aynı günün Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinde Bayram Ali Eşiyok tarafından yazılan “Servet dağılımında artan eşit eşitsizlikler” başlıklı yazısında, Türkiye’de 2014 yılında 10 bin doların altında serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 73,3. Demek ki, yetişkin nüfusunu 52 milyon sayarsak 39 milyon yetişkinin serveti 10 bin doların altında. Bu arada servet dağılımındaki son 15 yıllık değişim de şöyle: nüfusun yüzde 1’inin aldığı paylar: 2000’de yüzde 38.1, 2004’de yüzde 40.6, 2009’da yüzde 45.4, 2014’te 54.3. Nüfusun yüzde 99’unun aldığı paylar: 2000’de yüzde 61.9, 2004’de yüzde 59.4, 2009’da yüzde 54.6, 2014’te yüzde 45.7… Sanıyorum Tuncay Özilhan’ın son 15 yılda bahsettiği kazanım bu(!) yüzde 1’in servetinin 15 yılda yüzde 42.5 artması.  Dünyadaki en kötü dağılımda da ilk 5’in içinde Meksika, ABD, Şili, İsrail’le birlikte!”

Sanıyorum bugün nüfusun yüzde birinin serveti toplam servetin yüzde 75’ine ulaşmıştır!

Benim bu konuda önerim şöyle: Devlet vergi gelirlerini üç kaynağa dayandırsın; yüzde 40’nın gelirden, yüzde 40’nı servetten ve kalan yüzde yirmisini de KDV dâhil giderlerden alsın. Böylece kayıt dışı ekonomi en aza inebilir.

Çünkü devletin üç görevi var: birincisi, halkını ve vatanını korumak, ikincisi, halkının sağlığını korumak ve eğitim vermek, üçüncüsü, vatanın sağlığını korumak ve bakımını yapmak.

Bu vergilerin takibini ise gelirleri aylık ve yıllık kazançlardan, servetleri ilk mülkiyet kaydının yapımında ve giderleri de tüketim sırasında yapabilir.

Diğer bir önerim; gelir vergisi mükelleflerinin her yıl “servet beyannamesi” vermeleri; 1980’e kadar her yıl veriyorlardı. 

31 Mart 2024 yerel yönetimler seçimi tüm halkımıza kutlu ve sonuçlar mutlu olsun. Toplum kendi geleceğini kendinin tayini için yola çıkmış görünüyor. CHP yeniden sosyal demokrat politikaya geri döndüğünü gösterdi ve halkımızın buna çok ihtiyacı vardı.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.