Tabiat ve Kültürel Mirası Koruma Gönüllüleri Bir Araya Geldi
Tabiat ve Kültürel Mirası koruma gönüllüleri, Çaycuma’nın Kadıoğlu Köyü’nde bulunan ve yok oluşa terk edilen bin 750 yaşındaki Roma Villası’ndaki Lykurgos – Ambrosia ve çeşitli kaliteli mozaiklerin teşhire açılması için Arkeolog Selahattin Aydın öncülüğünde bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Sosyal medyada yapılan çağrıya yanıt veren yüze yakın gönüllü, Kadıoğlu Köyü’nde buluştu. Köylülerin de destek verdiği ziyarette çok sayıda vatandaş ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi yer aldı.

Ziyarete Katılan İsimler
Ziyarete, CHP İlçe Başkanı Fahri Diler ve yönetim kurulu, CHP Kadın Kolları Başkanı Çiler Girgin Başoğlu ve yönetim kurulu, 23- 24 Dönem CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Çaycuma Çevre Platformu Sözcüsü Züleyha Nur, Belediye Meclis Üyesi Ferhan Nur, Kışla Köyü Eski Muhtarı Hayrettin Ünlütürk, Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Ayla Güner Kalaycı, TEMA ilçe temsilcisi Seçkin Ünsal, Gazeteci Cevdet Albay, Susma Gazetesi Çaycuma Temsilcisi Talip Oruç, İl Genel Meclisi üyesi Hamdi Akyüz ve Kadıoğlu Köyü Muhtarı Vedat Çıtak da katıldı. Hepsi alanın bir an önce ayağa kaldırılması çağrısında bulundu.

Mozaiklerin Akıbeti Belirsiz
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde bulunan ve taşıdığı tarihi değer nedeniyle “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Kadıoğlu Mozaikleri, aradan geçen yıllara rağmen turizme kazandırılamadı. Sadece tanıtım amaçlı tabelalar konulmasına rağmen, ziyarete gelen vatandaşlar boş araziyi görüp geri dönmeye devam ediyor. 17 yılı aşkın süredir turizme kazandırılamayan Kadıoğlu Mozaikleri’nin akıbeti konusunda henüz bir gelişme yaşanmadı.

Mozaiklerin Durumu Kötüye Gidiyor
Mozaiklerin üstü bitki örtüsü ile kapandı ve yıllardır kapalı olan tarih giderek yok olmaya başladı. Mozaiklerin alt kısmından nem aldığı ve bazı kısımlarının hızlıca dağıldığı ifade ediliyor. Çaycumalı genç arkeolog Selahattin Aydın, Kadıoğlu Mozaikleri’nin turizme kazandırılması mücadelesi hakkında şunları söyledi:
Arkeolog Selahattin Aydın’ın Konuşması
“17 yıldır bekletilmesi mozaiklere çok büyük zarar verir. Burada 1750 yıllık mozaikler bulunmakta. Mozaikler 17 yıldır kum altında beklemekte. Daha uzun yıllar böyle beklerse alttan nemlenme ile mozaiklerde patlama olur ve dağılma olasılığı ortaya çıkar, mozaiklerin deforme olmasına sebep olur. 17 yıldır bekletilmesi mozaiklere çok büyük zarar verir. Yakın zamanda mozaikler üzerinde temizlik yapıldı, koruma açısından ne gibi önlemler alındı bu konuda bilgimiz yok. O nedenle mozaiklerin bir an önce açılması ve üzeri kapatılarak tamamen korumaya alınmalı. Aslında başından beri korumaya alınmalıydı. Burada belirsizlik ve şeffafsızlık en büyük problem. 2023 yılında kültür varlıkları yapılacağını söylüyordu, bir duyduk ki Türkiye Petrolleri’ne aktarıldığını duyduk ve burası olduğu gibi kaldı. Turizm Bakanlığı Kadıoğlu Mozaiklerine ve Filyos Antik Kente el atmalı.”

Köktürk Kadıoğlu Mozaikleri önünde yaptığı konuşmada şu görüşleri dile getirdi; “Öncelikle kıymetli Arkeolog Selahattin Aydın kardeşime, çok teşekkür ediyorum. Gerçekten hem kendi bölgesine hem de tüm insanlığın ortak varlıklarına sahip çıktığı için çok teşekkür ediyorum. Onun çağrısıyla bugün toplandık. Ben burada birlikte olmaktan gerçekten onur duyuyorum.
Kültür ve Tabiat Varlıklarının Önemi
Sevgili kardeşimin ifade ettiği gibi, kültür varlıkları ve tabiat varlıkları, öncelikle o bölgede yaşayan insanların, ama genel olarak baktığımızda tüm insanlığın ortak mirasıdır. Bunlara sahip çıkmak, hem o bölgede yaşayan insanların, toplumların, devletlerin ve hatta uluslararası örgütlerin ortak sorumluluğudur. Çünkü bu sorumluluk, geçmişimizi bilip gelecek kuşaklara aktarmamızı, böylece geleceğimizi daha sağlıklı inşa edebilmemizi sağlar.
Eğitim ve Bilinçlenme
Ben İstanbul Üniversitesi’nde okurken, fakülteyi bitirdiğimde, kamu hukuku yüksek lisans yaparken bir ders konulduğunu öğrenmiştim: kültür ve tabiat varlıklarının korunması. Bu ders, o zaman toplumda çok da yaygın olmayan bir bilinç oluşturuyordu. Avrupa’da kültür kaçakçılığı daha erken başladı ama biz uyanamadık ve pek çok varlığımız Avrupa’nın önemli müzelerine kaçırıldı. Bu durum bizi çok üzdü. O derse, idare hocamızla birlikte bir uzman geliyordu ve anlattıklarını hayranlıkla dinliyorduk. Hocamız, Roma örnekleri vererek, dünyanın değişik yerlerindeki tarihi ve kültürel varlıkların nasıl korunduğunu anlatıyordu. Biz o yerleri göremedik ama hocamızın anlatımlarıyla kültür varlıklarının ne kadar önemli olduğunu, insanlığın ortak değeri olduğunu anladık.
Köktürk; “Mecliste Kültür Varlıkları İçin Mücadele“
Milletvekili olduğumda, bu bilinci Meclis’te çoğu kez gündeme getirmeye çalıştım. Filyos antik kenti, bizim için en az Amasra kadar kıymetlidir. Oradaki termik santrale karşı mücadele ederken, Orman Bakanlığı’nın Filyos’a bir santral kurulması teklifi olmuştu. O zaman, Hürriyet’te ana manşette çıkan bir demeç vermiştik: “Amasra bizim için ne kadar kıymetliyse, Filyos antik kenti de o kadar önemlidir.” Filyos antik kenti, Karadeniz’in Efesi olarak bilinir ve gün ışığına çıkartılmayı bekleyen çok fazla yapısı vardır. Kültür Bakanlığı’ndan ödeneklerin artırılması için çabalar gösterdik ama bu çabalar maalesef yeterli olmadı.
Toplumsal Hassasiyetin Yaygınlaştırılması
Ancak sevgili Aydın kardeşimizin ve buradaki arkadaşlarımızın gösterdiği hassasiyeti daha geniş kitlelere yayabilirsek, bu konunun toplumun ortak sorunu haline geleceğini düşünüyorum. Tarihsel mirasımız, ekonomimizin de temel dayanaklarından biridir. Ağrı’ya gittiğimizde İshak Paşa Sarayı’nı ziyaret ettik ve orada Japonya’dan gelen turistlerin büyük ilgi gösterdiğini gördük. Kendi değerlerimize sahip çıkamadığımızı o an anladım. Kültür turizmi, ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayabilir.
Çağrımız tüm siyasi partilere ve özellikle ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi’ne: Bu tarihi eserlerin gün ışığına çıkarılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için ödeneklerin artırılması gerekiyor. Kültür varlıklarımıza sahip çıkmak, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktır. Bu mücadeleyi çoğaltalım ve sesimizi yükseltelim.
Arsa Sahibi Nizamettin Oral’ın Görüşleri
Arsa sahibi Nizamettin Oral, 2008 Ocak ayından bu yana hiçbir çalışma yapılmadığından yakındı. “Mozaiklerin üzeri ince kumla kaplı, bunun koruyucu olduğunu zannetmiyorum. Şiddetli yağmurlar yağdı, mozaiklerin bulunduğu alan sel suları altında kaldı, daha sonra üzeri ince kumla kapatıldıktan sonra koruma altına alındı ve üzerindeki otlar temizlendi. Hiçbir çalışma ve bakım yok,” dedi.
Köy Muhtarı Vedat Çıtak’ın Çağrısı
Köy sakinleri, Kadıoğlu Mozaikleri konusunda Turizm Derneği kurulması ile çalışmaların hızlandırılmasına destek olunmasını talep etti. Köy muhtarı Vedat Çıtak, mozaiklerin turizme açılması ile köyün kalkınmasına yarar sağlayacağını ifade etti.
Arkeolog Selahattin Aydın ve diğer katılımcılar, Kadıoğlu Köyü’nde basın mensuplarının da katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, mozaiklerin turizme kazandırılması için gereken adımların hızla atılması gerektiği ve bu tarihi mirasın korunmasının önemine vurgu yapıldı. Katılımcılar, yetkililerden acil eylem planı beklediklerini belirtti.
Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Kadıoğlu Mozaiklerini üçüncü kez Meclis gündemine taşımıştı.
Yine, Zonguldak Valiliğince, 2018 yılı içindeProf. Dr. Nevzat Oğuz Özer, Doç. Dr. Yasemen Say Özer ve Şafak Özgür Özkan’dan oluşan proje ekibine yaptırılan“Kadıoğlu Mozaikleri Koruma Çatısı ve Ziyaretçi Merkezi Projesi” Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca da onaylanarak Kültür ve Turizm Bakanlığına sunulmuştu (Susma/Çaycuma)



sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
