Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırının ardından, Kahramanmaraş’taki saldırı da “Eğitimde nereye gidiyoruz?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Kutoğlu’ndan dikkat çeken bir uyarı geldi. Kutoğlu, “Bilimin yol göstericiliğinde çözümler üretelim” dedi.
İşte o açıklama:
Görünen o ki şiddet, toplumumuzda giderek yayılıyor. Öyle ki okullarımıza X-ray cihazı konulmasını isteyenler bile var. Bu noktaya geldiysek, toplum olarak büyük bir sorunla karşı karşıyayız demektir.
Sorunun kaynağını doğru teşhis edip kökten çözemezsek, bu tür pansuman tedbirlerle giderek daha mutsuz bir topluma dönüşürüz.
Bakınız, ABD’deki silahlı okul olayları diğer gelişmiş ülkelere göre 57 kat daha fazladır. O hâlde ABD gibi ülkeleri örnek almak yerine, daha insani bir düzen kurmuş ülkeleri örnek almalıyız.
Sosyolojik açıdan artan şiddetin olası nedenleri; ekonomik sıkıntılar, aile yapısı, eğitim eksikliği, kutuplaşma ve cezasızlık algısı olarak sıralanabilir:
- İşsizlik, yoksulluk, gelir eşitsizliği, geçim kaygısı ve geleceğe dair umutsuzluk; insanlarda öfke, çaresizlik ve tahammülsüzlük yaratabilir.
- Şiddeti görerek büyüyen, ihmal edilen ya da sevgi ve güven ortamı bulamayan bireyler, çatışmaları sağlıklı şekilde çözmeyi öğrenemeyebilir.
- Duygu kontrolü, empati, iletişim, çatışma çözme ve toplumsal sorumluluk yeterince gelişmediğinde, insanlar sorunları güç kullanarak çözmeye yönelebilir.
- Şiddetin normalleştirilmesi, magazinleştirilmesi ya da sürekli görünür hâle gelmesi bazı kişilerde duyarsızlaşmaya yol açabilir. Sosyal medya da öfkenin hızla yayılmasına katkı sağlayabilir.
- Alkol ve uyuşturucu kullanımı, dürtü kontrolünü azaltarak saldırgan davranış riskini artırabilir.
- Her ruhsal sorun şiddet üretmez; ancak ağır stres, travma, kişilik sorunları, kontrolsüz öfke ve tedaviye erişememe bazı durumlarda riski artırabilir.
- İnsanlar, haksızlıkların cezalandırılmadığını düşünürse “güçlü olan kazanır” anlayışı yaygınlaşabilir. Cezasızlık algısı da şiddeti besleyebilir.
- Siyasi, kültürel, etnik ya da yaşam tarzı temelli ayrışmalar arttıkça insanlar birbirini “insan” olarak değil, “karşı taraf” olarak görmeye başlayabilir.
- “Erkek güçlü olmalı, gerekirse zor kullanmalı” gibi anlayışlar, özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti artırabilir.
- Toplumda ortak ahlaki sınırlar, saygı kültürü ve birlikte yaşama bilinci zayıfladığında, şiddet daha kolay ortaya çıkabilir.
Siyaset kurumlarına, şiddete kaynaklık eden bu sorunları giderecek çözümler üretme noktasında büyük görevler düşmektedir.
Lütfen sağduyumuzu koruyalım ve bilimin yol göstericiliğinde çözümler üretelim.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
