Zonguldak’ta TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) mali durumuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. 49. Dönem Yönetim Kurulu imzasıyla yayımlanan açıklamada, TTK’nın yalnızca “zarar” üzerinden tartışılmasının eksik ve yanıltıcı olduğu vurgulandı.

“TTK’nın katkıları göz ardı ediliyor”

Açıklamada, TTK’nın 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 20,6 milyar TL seviyesindeki zararının kamuoyunda yoğun şekilde tartışıldığı belirtilerek, bu değerlendirmelerin çoğunlukla muhasebe verileriyle sınırlı kaldığı ifade edildi. Kurumun bölgesel, sosyal ve stratejik katkılarının dikkate alınmadığına dikkat çekildi.

TTK’nın giderlerinin önemli bir kısmının işçi ücretleri ve sosyal ödemeler yoluyla doğrudan Zonguldak ekonomisine aktarıldığı belirtilen açıklamada, kurumun tedarik zinciri ve yerel esnaf üzerinden de güçlü bir ekonomik etki yarattığı kaydedildi.

“Stratejik bir kamu kurumu”

Açıklamada, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun yalnızca ekonomik göstergelerle değerlendirilemeyecek bir yapıya sahip olduğu ifade edildi. Kurumun, enerji arz güvenliğinin sağlanmasında kritik rol oynadığı, bölgesel göçü yavaşlattığı ve madencilik alanındaki teknik birikimi temsil ettiği vurgulandı.

Türkiye’nin deprem riski yüksek bir coğrafyada yer aldığı hatırlatılan açıklamada, maden işçilerinin afet ve acil durumlarda ortaya koyduğu müdahale kapasitesinin ulusal ve uluslararası düzeyde kabul gördüğü ifade edildi.

“Sorunlar var, çözüm tasfiye değil”

Maden Mühendisleri Odası, mevcut yapının tamamen sorunsuz olmadığını da belirterek, kurumda verimliliği artıracak yapısal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. Ancak çözümün, TTK’yı yalnızca zarar eden bir işletme olarak görüp tasfiye etmek olmadığı, aksine sosyal ve stratejik işlevleri korunarak daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiği ifade edildi.

Yapısal düzenleme çağrısı

Açıklamada, kurumun daha etkin hale getirilmesi için bir dizi öneri sıralandı. Havza madenciliğinin esas alınması gerektiği belirtilirken, işçi açığının giderilmesi için mevcut kura yönteminden vazgeçilmesi ve nitelikli iş gücünün teknik eğitim yoluyla yetiştirilmesi önerildi.

Kurum içi atamalarda liyakat ve mesleki yetkinliğin esas alınması gerektiği vurgulanan açıklamada, üretimde dağınık yapının terk edilerek daha verimli bir modele geçilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca, modern üretim tekniklerinin uygulanması, iş güvenliğinin artırılması ve tahkimat sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.

Bunun yanı sıra, kamu ihale süreçlerinde yaşanan bürokratik gecikmelerin giderilmesi gerektiği belirtilerek, tedarik süreçlerinde hız ve esneklik sağlayacak düzenlemelerin yapılması çağrısında bulunuldu. Bu süreçlerde şeffaflık ve denetimin de korunması gerektiği vurgulandı.

“Enerji politikalarında yerli kaynaklar öncelenmeli”

Açıklamanın sonuç bölümünde ise, son dönemde yaşanan küresel krizler ve bölgesel gelişmeler nedeniyle enerji arz güvenliğinin daha da stratejik hale geldiği ifade edildi. Bu çerçevede, yerli kaynakları önceleyen ve dışa bağımlılığı azaltan politikaların benimsenmesi gerektiği belirtildi.

TTK gibi kamu madencilik kurumlarının yalnızca kâr amacıyla değil; istihdam, bölgesel kalkınma ve enerji güvenliği gibi çok yönlü hedeflerle faaliyet yürüttüğü vurgulanan açıklamada, kamu işletmelerinin yanlış politikalar sonucu “zarar ediyor” şeklinde gösterilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Açıklama, TTK’nın Zonguldak havzasındaki varlığının yalnızca bir üretim faaliyeti değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik denge unsuru olduğuna dikkat çekilerek, kurumun doğru politikalarla geleceğe taşınması gerektiği vurgusuyla sona erdi.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.