Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir bildiri yayımladı. Bildiride, 1 Mayıs’ın tarihsel kökenine dikkat çekilirken, Alevilik öğretisiyle emek mücadelesi arasında bağ kuruldu ve hak, adalet, dayanışma ile doğaya saygı vurguları öne çıkarıldı. Açıklamada, günümüz dünyasında emekçilerin ve doğanın karşı karşıya olduğu tehditlere karşı mücadele çağrısı yapıldı.

1 MAYIS ve ALEVİLİK

1 Mayıs, dünya üzerinde birçok ülkenin resmen tanıdığı uluslararası “Birlik, Mücadele ve Dayanışma” günüdür. 1 Mayıs, 1856 yılında Avustralya’nın Melbourne şehrinde taş ve inşaat işçilerinin başlattığı hareketle ortaya çıkmış; daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago kentinde işçilerin çalışma saatlerini 12 saatten 8 saate, haftalık çalışma günlerini 6 günden 5 güne indirme kazanımıyla sonuçlanmıştır. O güne kadar ikinci sınıf insanlar olarak horlanan siyahiler de bu direnişlerde aktif rol alarak birtakım haklar kazanmışlardır. Sınıf kardeşliğinin ilk tohumları o tarihsel dönemde atılmıştır. Bu, dünya halkları açısından çok kıymetli bir mirastır.

Egemen zihniyet, daima alanlarda kazanılmış hakları masa başında geri alabilmek için çalışmalarını sürdürmektedir. Buna karşılık, sınıf bilinci ve halk bilinciyle yaşama ışık tutmaya çalışanlar da kazanılmış hakların üzerine yenilerini ekleyebilmek, dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getirebilmek için mücadele yürütmektedir.

Buradan 1 Mayıs ile Alevilik arasında nasıl bir bağ kurabiliriz? Marx, Komünist Manifesto’yu kaleme alırken hangi kaynaklardan beslenmiştir? Marx’ın ütopik komünizmine karşılık, Alevilik “Rıza Şehri”ni kadimden beri ortaya koymamış mıdır? Sınırsız ve sınıfsız dünya özlemi, Alevilerin Rıza Şehri’ne olan özlemi değil midir?

Bu bağlamda Aleviler, hak mücadelesinin neresindedir? Alevilik kaynağını Hak’tan alıyorsa, Aleviler buna uygun konumlanabiliyor mu? Günümüze kadar görgü, muhabbet ve hoşgörü erdemleriyle getirdiği yolu modern dünyada ne kadar güncelleyebiliyorlar?

Yaşamın kaynağı olarak Hak saydığımız kâinatın kendisidir. Bizler, üzerinde yaşam sürdürdüğümüz dünyaya tabi olmakla mükellefiz. Onun üzerinde tahakküm kurmayı değil, ona saygı duymayı öğreneceğiz. Coşkun akan sular, durgun göller, güzel ağaçlar, turnalar ve dağlar bizim kutsallarımızdır.

Bugün 1 Mayıs’ı karşılarken bu kutsal değerlerimiz tehdit altındadır. Kapitalist sermaye, doğası gereği kendisine yeni üretim alanları açmak zorundadır. Bu ceberut sisteme karşı değerlerimizi savunabilmek için hak arama, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız.

Şan olsun yolumuzu bu günlere getirenlere, şan olsun insanlığın ışığı sönmesin diye çerağ olanlara, şan olsun her milletten, milliyetten bu uğurda aramızdan ayrılanlara.
Güzel günleri hep birlikte örgütleme umudu ve direnciyle selamlıyoruz. Aşk olsun birlikteliğimize, örgütümüze, müsahip kurumlarımıza.

Aşk ile…

Pankartlar 1 Mayıs’ta Zonguldak Madenci Anıtı alanında asılmıştır


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.