Ahlak nedir?

Ahlak, bireylerin toplum içindeki davranışlarını yönlendiren, neyin doğru veya yanlış, iyi veya kötü olduğunu belirleyen manevi değerler, ilkeler ve kurallar bütünüdür. Toplumun huzurunu sağlayan yazılı olmayan kurallar (dürüstlük, yardımseverlik) olarak tanımlanan ahlak, bireyin iç dünyasındaki karakteri ile dış dünyasına yansıyan iradeli eylemleri kapsar. İnsan ilişkilerini düzenleyen, vicdani ve kültürel normlara dayanan ahlak, bireyin kendisiyle ve çevresiyle uyumunu belirleyen, genellikle yazılı olmayan toplumsal kuralları kapsar.

Ahlak nedir için 3 örnek:

1-        Dürüstlük: yalan söylememek, doğru sözlü olmak ve güvenilir olmak, davranmak.

2-        Yardımseverlik:  ihtiyacı olanlar destek olmak, paylaşımcı davranmak ve empati kurmak.

3-        Adaletli/saygılı olmak: başkalarının haklarına saygı duymak, insanlara eşit ve nazik davranmak.

Dinde ahlak, bireyin Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olarak, kendi arzusuyla iyi davranışlar sergileyip kötülüklerden sakınmasını sağlayan manevi huzur ve iradeli davranışlar bütünüdür.

Sokrates’e göre ahlak felsefesinin temel özellikleri şunlardır: Kimse bilerek kötülük yapmaz; kötülük cehaletin, iyilik ise bilginin ürünüdür. İnsan neyin iyi olduğunu bildiğinde, otomatik olarak iyiyi yapar.

.Ahlakın amacı mutluluktur: En yüksek iyi, insanın ruhunu yetkinleştirerek ulaştığı huzur ve mutluluk halidir.

. Evrensel ahlak değerleri: Ahlak kuralları göreceli değil, herkes için geçerli olan adalet, ölçülülük, cesaret ve doğruluk gibi kalıcı kavramlardır.

. Ruhun bakımı: İnsanın temel amacı maddi kazanımlardan ziyade ruhunu eğitmek ve erdemli hale getirmektir.

. Sorgulama yöntemi: Ahlaki gerçekler insanın içinde gömülüdür.

Özetle, Sokrates’e göre ahlaklı yaşamak, kişinin kendi ahlaki bilgisini sorgulayarak erdemli davranışlar geliştirmesi ve böylece ruhen huzura kavuşmasıdır.

Sokrates’in en ünlü sözü: Bildiğim tek şey, hiçbir şeyi bilmediğimdir. 

Diğer örnek sözü: “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez. İnsanın kendi yaşamının değerlerini ve eylemlerini sürekli sorgulaması gerektiğini ifade eder.

Diğer örnek sözü: “Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.” Adaletin ve ahlakın kişisel çıkarlardan daha önemli olduğunu vurgular.

Prof. Dr. Özer Özenkaya’ya göre ahlak: “insanların istemediklerini yapmamak, insanlara kendine istediğin gibi davranmak.” 

Kapitalizm nedir:

Üretim araçlarının (fabrika, toprak, makineler) özel mülkiyete ait olduğu, üretimin kâr amacıyla ve fiyatların serbest piyasada arz-talep dengesine göre belirlendiği ekonomik bir sistemdir. Temelinde rekabet, sermaye birikimi ve bireysel girişimcilik yer alır.

Kapitalizmin yönetim biçimi: Her türlü kısıtlamadan ve yasal yükümlülüklerden uzak bir bireysel girişim sistemi olması nedeniyle serbest rekabet rejimi (piyasa) adlandırılır.

Karl Marx’a göre ise kapitalizm, üretim araçlarının, toplumda ayrı bir sınıf meydana getiren kapitalistlerin bulunduğu üretim biçimidir.

Marksist politik ekonomi:

“Karl Marx, üretici güçler ve üretim ilişkilerinin belirli tarihsel andaki ilişkileriyle üretim biçimini belirlediğini söyler, kapitalizm, üretim araçlarına ve sermayeye sahip olan burjuva sınıfının çıkarına işleyen, onu meşru kılan bir sistemdir.

Emek gücünün kendi kapitalizmde bir meta(mal) haline gelir, emek gücünün değişim değeri ücret olarak yansır, fakat bu da kapitalist için ürettiği değerden daha azdır. Bu farklılık fazla artı değer yaratır ve kapitalistin yüksek kârını sermaye birikimini oluşturur. Bundan önceki toplumlarda da artı değere el konulurdu fakat kapitalizm buna üretilen metaların satış değeri aracılığıyla el koyduğu için bir ilktir. Sermaye sahibi veya burjuvanın çıkarına çalışan bu döngü de sınıf savaşının temelini oluşturur.”

Vladimir İliç Lenin, Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması(1916) çalışmasında Marksçı bakış açısını yenileyerek kapitalizmin yeni kaynaklar ve piyasalar bulmak amacıyla zorunlu olarak “tekelci kapitalizme” (Lenin bu durumu emperyalizm olarak tanımlıyordu) sebep olacağını, bunun da kapitalizmin en yüksek, son aşamasını temsil ettiğini söylüyordu.

Kapitalizm ve ahlak ilişkisi:          

Özel mülkiyet ve kâr maksimizasyonuna dayalı ekonomik sistemin, bireysel çıkarı toplumsal faydanın önüne koyması nedeniyle etik açıdan yoğun tartışmalara neden olan karmaşık bir konudur. Sistem, rekabeti ve özgürlüğü teşvik ederken, bazı görüşler tarafından kural halinde getirdiği, diğerleri tarafından ise verimliliği bir değer olarak sunduğu savunulur.

Fikret Başkaya şöyle diyor: “Neden Kapitalizmde Ahlak İstisna, Ahlaksızlık Kuraldır.” 

Şeyleri adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir. Kapitalizm denmiyor da “ekonomi” veya piyasa ekonomisi deniyor. Dolayısıyla söze yalanla başlanıyor. Eğer kapitalizm denirse sömürü, yağma, talan, kolonyalizm ve emperyalizm, ekolojik yıkım gibi kelimelerin ve kavramların ima edilme riski vardır. Dolayısıyla işin tadını kaçırmanın alemi yok. Böylece kapitalizm denen musibetin insanlığın normal hali olarak görülmesi, öyle algılanması amaçlanıyor. Karl Marx 150 yıl önce “Felsefenin Sefaleti” adlı eserinde kapitalist sistemin manzarasını şöyle resmediyor:

“En sonunda, insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alış-veriş ve pazarlık konusu olduğu zaman geldi çattı. Bu, o zamana kadar el değiştiren fakat ticaret konusu olmayan, erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi şeylerin de ticaret konusu olduğu zamandır. Tek kelimeyle her şey ticaret konusu oldu. Bu genel kokuşma ve evrensel ölçekli alış-veriş dönemidir. Eğer ekonomik terimlerle ifade etmek gerekirse, bu maddi olsun manevi olsun her şeyin gerçek değerinin saptanması için pazara getirilmesi demektir.”   

Hâlâ alınıp satılmayan bir şey kaldı mı? Para, silah, uyuşturucu, kadın, çocuk, su, hava, insan vücudunu oluşturan tüm organlar, sanat eserleri, eğitim, sağlık, iletişim, hizmetler… Peki, neden böyle oluyor? Eğer toplumsal düzende doğa, toprak, su ve insan emeği, meta kategorisine indirgenmişse her şeyin metalaşması, paralı hale gelmesi, soysuzlaşması, çürümesi neden şaşırtıcı olsun? Bir yandan canlı yaşamı yok eden kör gidiş hızla yol alıyor, öte yandan bu kepazelik, ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma “muasır medeniyeti yakalama sayılıp, mataj bir şey olarak sunuluyor.

Dünyada sadece Küba ve Kuzey Kore’de ekonomi sosyalist sistemle işliyor diğer tüm devletlerde kapitalizm egemen…   


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.