Türk müziğine yeni eserler kazandıran “Şair, Yazar ve Bestekâr Selma Aydın” ilk konserinde salonu dolduran müzikseverlerle buluştu.

Eğer gerçekten Türk müziği hayranıysak yeni eserler üretmeli, yeni yorumlar denemeliyiz. Çünkü sanat durağan değildir. Her dönem, her sanatçı, büyük sanat binasına kendi emeğinden bir tuğla ekler. Kültürü yaşatan da işte bu sessiz ama sürekli birikimdir. Türk müziği de geçmişten aldığı gücü, yeni bestelerle, yeni seslerle ve yeni yorumlarla geleceğe taşır.

Bazı sanatçılar vardır; görünür olmaktan çok üretmeyi önemserler. Uzun yıllar boyunca sözcüklerle, düşüncelerle ve duygularla kendi iç dünyalarını besler, eserlerini sessizce büyütürler. Onların adı geniş çevrelerce bilinmese de ortaya koydukları sanat, samimiyetiyle dikkat çeker. İşte bu akşam, böylesi özel bir emeğin notalara dönüşmüş hâli ilk kez dinleyicilerle buluştu. Şair, yazar ve bestekâr Selma Aydın’ın besteleri, müzikseverlerin huzurunda ilk kez seslendirildi.

Konserin gerçekleştiği BEUN Sezai Karakoç Salonu yalnızca bir salon değil, bu anlamlı buluşmanın tanığı gibiydi. Salondaki tüm koltukların müzikseverler tarafından doldurulmuş olması, dinleyicilerin Türk müziğine ve yeni eserlere duyduğu ilgiyi de gösteriyordu. TRT ses ve saz sanatçılarının yorumladığı eserler, dinleyenlere sadece bir müzik dinletisi sunmadı; aynı zamanda yıllarca biriken duyguların, şiirsel bir dünyanın ve içten bir sanat anlayışının kapısını araladı.

Geceye ayrı bir değer katan unsurlardan biri de konserin yönetimini üstlenen Levent Özger oldu. Müziğin ruhunu öne çıkaran yönetimiyle eserlerin duygu dünyası salona güçlü bir biçimde yansıdı. Konserin sunumunu da üstlenen Selma Aydın, eserlerinin hikâyesini ve duygusunu dinleyicilerle samimi bir dille paylaşarak geceye ayrı bir sıcaklık kattı. Bazı konserlerde yalnızca sesler duyulur; bazılarında ise duygular görünür hâle gelir. Bu gece biraz da böyleydi.

Konser dönüşü insanın diline takılan bazı sözler vardı; yalnızca bir şarkının nakaratı değil, gecenin hafızası hâline gelen sözler…

“Seni ben giderken kirpiğime astım,
Son dileğim Tanrı’dan seni de yaksın.”

Bir başka eserde yankılanan:

“Sen beni öldürseydin bu kadar üzülmezdim.”

Ve ardından insanın içine işleyen o sitem:

“Sana verdim ne varsa sol yanımda,
Acı bir sızı var kalbimin tam ortasında…”

Eve dönerken farkında olmadan bu dizeleri mırıldanıyordum. Çünkü bazı besteler yalnızca kulağa değil, insanın ruhuna yerleşiyor. İlk kez duyulan melodiler bile tanıdık bir duygu bırakabiliyor insanda. İçten gelen sanatın en güçlü yanı da belki budur.

Bir bestecinin eserlerinin ilk kez dinleyiciyle buluşması, aslında onun iç dünyasının da ilk kez topluca görünür olmasıdır. Yıllarca kâğıtta kalan notalar, bir anda canlı seslere dönüşür. İşte o an, sanatın sessiz yolculuğu tamamlanmaya başlar.

Sanatın gelişimi de tam olarak böyle olur. Bir eser, kendinden önce gelen birikimi taşırken aynı zamanda geleceğe yeni bir iz bırakır. Hiçbir sanatçı tek başına bir başlangıç değildir; ama her samimi üretim, büyük sanat mirasına yeni bir katkıdır. Kimi zaman güçlü bir beste, kimi zaman unutulmayan bir güfte, kimi zaman da bir yorum… Hepsi kültürel hafızanın yaşayan parçalarına dönüşür.

Bugün pek çok eser hızla tüketilip unutulurken, duygu taşıyan besteler insanda uzun süre kalan bir iz bırakıyor. Selma Aydın’ın bestelerinde hissedilen de tam olarak buydu: Şiirle beslenen bir müzik dili, sade ama derin bir anlatım ve gösterişten uzak bir zarafet…

Türk Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisi olan Selma Aydın’ın hem güftelerini yazdığı hem de bestelerini yaptığı eserlerden oluşan böyle bir konser ayrıca takdire değerdi. Aramızda yaşayan yeni sanatçıların üretimlerine alan açan ve bu anlamlı geceye ev sahipliği yapan Bülent Ecevit Üniversitesi de sanata ve yeni yeteneklere verdiği destekle özel bir teşekkürü hak ediyor.

Güfte ve besteleriyle unutulmaz bir başarıya imza atan Selma Aydın’a; eserlerin ruhunu ustalıkla yöneten Koro Şefi Levent Özger’e, Ankara’dan gelerek geceye değer katan sazende ve hanende sanatçılarımıza, Selma Hanım’ın şarkılarını yorumlayarak bu anlamlı buluşmaya katkı sunan tüm solistlere gönülden teşekkür ediyorum.

Belki bu konser, uzun bir sanat yolculuğunun sadece ilk durağıdır. Ancak bazı başlangıçlar, ilk andan itibaren unutulmaz olur. Çünkü gerçek sanat bazen yüksek sesle değil, kalbe usulca dokunarak kendini kabul ettirir.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.