Baro yönetiminden yapılan açıklamada, kurultay iptali kararının hukuki güvenlik ilkesini zedelediği ve toplumun seçme-seçilme hakkına olan güvenini sarstığı vurgulandı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararına, Zonguldak Barosu da yayımladığı anayasal ve hukuki metinle dahil oldu. Baro yönetiminden yapılan yazılı basın açıklamasında, kesinleşmiş siyasal süreçlerin yargı yoluyla geriye dönük iptal edilmesinin doğuracağı anayasal risklere dikkat çekildi.

Açıklamada, yargı organlarının temel sorumluluğunun siyaseti yeniden şekillendirmek değil, hukukun üstünlüğünü korumak olduğu hatırlatıldı.

“Seçim kurullarının kesinleşmiş kararlarının tartışmaya açılması anayasal risktir”

Zonguldak Barosu, siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, mahkemenin verdiği kararın basit bir hukuki ihtilafın çok ötesinde anayasal tehlikeler barındırdığını ifade etti:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay sürecine ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı, basit bir hukuki ihtilafın ötesinde; halk iradesinin korunması ve hukuk devleti ilkesi açısından ciddi anayasal riskler barındırmaktadır. Demokratik siyasal düzenin işleyişi ve seçim hukukunun güvenilirliği bu tür kararlarla doğrudan tartışmaya açılmaktadır. Seçim kurullarının denetiminden geçerek kesinleşmiş olan kurultay iradelerinin yıllar sonra yargı yoluyla tartışmaya açılması, hem hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte hem de demokratik meşruiyete ağır bir darbe vurmaktadır.”

“Yargının görevi siyaseti yeniden şekillendirmek değildir”

Anayasa gereğince seçimlerin yönetim ve denetim yetkisinin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) ait olduğunu hatırlatan baro yönetimi, anayasal kurumlar arasındaki yetki sınırlarının belirsizleştirilmesine şu sözlerle tepki gösterdi:

“Kesinleşmiş siyasal süreçlerin, uzun süre sonra farklı yargısal yorumlarla geçersiz kılınmaya çalışılması, anayasal kurumlar arasındaki yetki sınırlarını belirsizleştirmekte ve toplumun seçme-seçilme hakkına olan güvenini sarsmaktadır. Yargı organlarının temel sorumluluğu, siyaseti yeniden şekillendirmek değil; hukukun üstünlüğünü ve temel hakları güvence altına almaktır. Siyasal yaşamı etkileyen yargısal süreçlerde demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun hareket edilmesi anayasal bir zorunluluktur.”

“Yargının siyasal hesapların aparatı yapılmasına geçit vermeyeceğiz”

Açıklamanın son bölümünde hukukun üstünlüğü ve seçme-seçilme hakkının dokunulmazlığı vurgulanırken, Zonguldak Barosu’nun hukuk zeminindeki kararlı mücadelesini sürdüreceği ilan edildi:

“Zonguldak Barosu olarak; halkın hür iradesinin yargısal müdahalelerle etkisiz hale getirilmesine, hukuki güvenliğin hiçe sayılmasına ve demokratik anayasal düzenin siyasal mühendislik projelerine alet edilmesine asla geçit vermeyeceğimizi ilan ediyoruz. Hukukun üstünlüğünü ve seçme-seçilme hakkının dokunulmazlığını savunma görevimizden bir adım dahi geri atmadan; yargıyı siyasal hesapların bir aparatı haline getirmeye çalışan her türlü girişime karşı hukuk zeminindeki sarsılmaz mücadelemizi en kararlı şekilde sürdüreceğiz. Demokratik meşruiyeti ve halk iradesini koruma sorumluluğumuzu tavizsiz bir duruşla yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.