Gerek sitemizin analitik paneline düşen anlık sıcak gelişmeleri izlerken gerekse haftalık baskımız için gazete sayfalarını önüme yığdığımda, elimde olmadan sokağın gerçek nabzı ile Ankara’nın koridorları arasındaki o devasa mesafeyi ölçüyorum. Susma’nın hem dijital hem de basılı dünyadaki son başlıkları, adeta Türkiye’nin makro sancılarının Zonguldak ölçeğindeki bir laboratuvar çıktısı gibi. Bir tarafta yüksek siyasetin ve “büyük oyunların” hamleleri; diğer tarafta ise Madenci Anıtı’nın önünde somutlaşan hayatta kalma mücadelesi…
Gündemin ilk sırasına, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik verilen “mutlak butlan” kararı ve ardından patlak veren Ankara merkezli hukuki deprem oturuyor. Sokakta bu durum “Sandıkta bükülemeyen bilek, mahkeme eliyle kırılmak isteniyor!” haykırışıyla yankı bulurken; Genel Merkez kapılarının polis müdahalesiyle zorlandığı bu “postallı tasfiye” süreci, Zonguldak yerelinde de uzun süredir bastırılan parti içi yarılmaları ve siyasi sancıları tetikliyor.
Ancak madalyonun arkasını iyi okumak gerekiyor. CHP, yıllardır “devleti kuran partiyim”, “devlet bizden sorulur” ezberleriyle siyaset yapıyordu. Şimdi devlet, CHP’ye geçmişte Ecevit döneminde başka şekillerde yaptığı o “hizaya çekme” hatırlatmasını, bugün hareket alanı daha dar olduğu için çok daha kabaca yapıyor: “Devletin parçası isen haddini bil; Erdoğan ve Bloğu bizim seçimimizdir, onun iktidarını tehlikeye atacak girişimler yapma!” deniliyor. Karşımızda yargı cübbesi giydirilmiş, darbenin bir başka versiyonu duruyor. Bugünün görevi; askeri ya da sivil darbelere karşı geçmişte nasıl mücadele edildiyse, bu yargı vesayetine karşı da öyle mücadele etmektir. Üstelik uluslararası dinamikler de (Ruslar, Amerikalılar, İsrail ve AB) şimdilik bu rejimin varlığını korumasından yana saf tutmuş durumda. İşte bugün Türkiye’de tam anlamıyla yaşanan, “post-modern” darbenin ta kendisidir!
Masalardaki bu küresel ve yerel hesaplaşmalar sürerken, sokağın asıl gündemi cüzdanda kilitli. Ankara’dan bakınca pembe tablolar çizen, işsizliği kâğıt üstünde %8,2 gösteren TÜİK verileri, geniş tanımlı gerçek işsizliğin %30,4’e fırladığı Madenci Anıtı’nın sert gerçekliğine çarparak paramparça oluyor. TÜM EMEKDER Şube Sekreteri Adnan Küçükvar’ın deyimiyle, karşımızda “Viktor Hugo’nun değil, bizim sefiller” var. Dünyanın yapay zekayı tartıştığı çağda, 16 milyon emeklinin yarısının açlık sınırı altında yaşamasını, hayatta kalmak için “cambazlık” yapmasını konuşuyor olmak bile bu ülkenin en büyük ayıbıdır. Emeklinin mutfağı yangın yeriyken acilen seyyanen zam ve intibak yasasıyla maaşların insan onuruna yakışır seviyeye çekilmesi artık anayasal bir haktır.
Kentin geleceğini ilgilendiren kalkınma başlıklarında ise hareketli bir hafta geride kaldı. AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan “Projeler bir bir hayata geçiyor” diyerek müjdeler verse ve “Milyarlık Çevre Yolu Projesi” için imzalar atılsa da, geçmişin hayal kırıklıklarını taşıyan Zonguldak sokağının ve hatta iktidar çevrelerinin fısıltıyla “Bu iş de yılan hikayesine döner” demesi kentin şerbetli duruşudur. Öte yandan Filyos Vadisi’ni kuşatacak “Milyarlık Koridor Planı” için Vali Osman Hacıbektaşoğlu başkanlığında avan projelerin Temmuz sonuna kadar hazırlanacak olması umut verici.
Hepsinden daha vizyoner gelişme ise CHP Milletvekili Eylem Ertuğrul’un takibiyle resmen doğrulanan; TTK Çatalağzı Lavuarı atıklarında 794 ppm seviyesinde Nadir Toprak Elementi (NTE) saptanması oldu. Savunma ve uzay sanayi için paha biçilemez olan bu madenlerin “çöpten” geri kazanılması, hem dışa bağımlılığı azaltacak stratejik bir fırsat hem de TTK’ya muazzam bir katma değer kapısıdır.
Siyaset ve ekonominin buhranı arasında, kentin moral kaynağı sporda da sular durulmuyor. Zonguldakspor Başkanı Harun Demir’in, şike davasına dair “Belgeler ortada, ceza almadan kurtulamazlar!” açıklaması kentin onurlu duruşunun özetidir. Şehrin alın terine göz dikenlerin hukuk önünde hesap vermesi, en az Madenci Anıtı önündeki adalet arayışı kadar kutsaldır.
Özetle; adliye koridorlarında siyasi mühendislikler tam gaz sürerken, sokağın gerçeği meydanlarda haykırıyor. Zonguldak, hem yeraltı zenginlikleriyle hem de emeğin onuruyla Türkiye’nin asıl aynasıdır. Sağlıcakla

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
