Aydınlanma düşüncesine göre devrim, devlet iktidarının mevcut biçiminin ortadan kaldırılıp başka bir biçim altında yeniden kurulması demektir. 1789 Fransız devriminden mülhem bu anlayış tarihsel olarak burjuvaziye aittir. Devrim kavramının bu sığ içerikle kullanımı siyasal devrime işaret eder. Siyasal aklın aklı ancak bu kullanıma erer.
Toplumsal kurtuluş mücadelesine göre ise devrim, insana aykırı faaliyet tarzından komünal faaliyet tarzına geçiş seferberliği demektir. Bu dünya-tarihsel seferberliğin bir veçhesi, devletin inkârıdır, yani devlet tarafından gasp edilmiş toplumsal güçlerin toplum tarafından geri alınmasıdır. Devrim kavramının bu dolgun içerikle kullanımı, sosyalist toplumsal devrime işaret eder. Siyasal aklın aklı bu kullanıma ermez.
Devlet fetişizminin esir aldığı siyasal akıl, toplumun iktidarsızlaşması pahasına oluşan devleti, toplumu çekip çeviren tılsımlı bir aygıt gibi algılar. Bu anlayışa göre, devlet iktidarını ele geçiren kadro, aygıtın biçimini değiştirerek toplumu kendi tasarımına göre dönüştürebilir.
Toplumsal kurtuluş mücadelesi açısından devlet, toplumu iktidarsızlaştıran koşulları hem bağrında kristalize eden hem de yeniden üreten tarihsel-toplumsal bir sapkınlıktır. Bu nedenle, devlet iktidarını ele geçirerek devlet aygıtını özgürleşmenin aracı hâline getirmek mümkün değildir:
“İşçi sınıfı, mevcut devlet makinesini basitçe ele geçirip onu kendi amaçları için kullanamaz. İşçileri köleleştirmenin siyasal aracı, işçilerin kurtuluşunun siyasal aracı olarak hizmet edemez.” (K. Marks, “Fransa’da İç Savaş”, İkinci Taslak, 1871, METE, İng., c. 22, s. 533.)
Marks’ın yukarıdaki tezini Lenin’in havsalası almadı. Çünkü devlet fetişizmiyle kuşatılmış siyasal akıl, devlet iktidarının aşılması tasavvuruna akıl erdiremezdi. Bu yüzden Lenin, Marks’ın bu aşkın tezini kendi devletçi meşrebine uygun hâle getirmek için aşağıdaki kurguyu icat etti:
“Marks, Paris Komünü deneyimine dayanarak, proletaryanın mevcut devlet makinesini basitçe ele geçirip kendi amaçları için kullanamayacağını, bu makineyi parçalayarak yerine yenisini koyması gerektiğini öğretir.” (V. İ. Lenin, “Bolşevikler Devlet İktidarını Elde Tutabilirler mi?”, 1 Ekim 1917, TE, İng., c. 26, s. 102.)
Proletaryanın mevcut devlet makinesini parçalayarak “yerine yenisini koyması gerektiği” kurgusu, Lenin’in Marks’a teğellediği bir siyasal akıl uydurusudur.
Marks’ın önerdiği “proletaryanın devrimci diktatörlüğü” ya da “proletaryanın sınıf diktatörlüğü” kavramları, Lenin’in atfettiği gibi “yeni devlet” anlamına gelmez. Bu terimler, par excellence bir devlet formuna işaret etmez. Bu kavramlar, dünya-tarihsel sosyalist devrim süreci boyunca her türlü devletçi hortlamaya karşı yürütülecek yığınsal ve ardışık mücadelenin ifadesidir.
Marks’ta, devletin “sosyalist devlet” kisvesi altında yeniden tahkim edilmesi değil, tersine, devletin ardışık mücadelelerle adım adım inkâr edilmesi vardır, yani toplumsal devrim aklı vardır. Siyasal aklın aklı bunu almaz

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
