TÜİK, TÜRK-İŞ ve bağımsız araştırma kurumlarının peş peşe açıkladığı 2025 yılı verileri ile 2026 yılının ilk çeyrek ekonomik göstergeleri, Türkiye’de halkın omzundaki yükün ne kadar ağırlaştığını bir kez daha net bir biçimde ortaya koydu.
Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu büyümenin arkasındaki dinamikler sevinmeye izin vermiyor. Büyümeye en yüksek katkıyı (3,4 puan) üretim değil, enflasyondan kaçmaya çalışan hanehalkı tüketimi verdi. Sanayi üretimi daralırken, net dış ticaretin büyümeye negatif katkısı genişledi. Kısacası; üretmeden, sadece hayatta kalmak için tüketerek büyüyen, ancak tabana yayılamayan bir ekonomik paradoksla karşı karşıyayız.
1. Barınma ve Gıda Kıskacı: Yaşamak İçin Tüketmek
TÜİK’in 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması istatistikleri, son 23 yıldaki dramatik dönüşümü gözler önüne seriyor. 2002 yılında hanehalkı bütçesinin %26,7’si gıdaya giderken, 2025’te bu pay %17,3’e geriledi. İlk bakışta olumlu bir gelişme gibi görünen bu durumun arkasında, konut ve kira krizinin gıdayı yutması yatıyor.
- En Fakir %20’lik Kesim: Bütçesinin %38,7’sini konut ve kiraya, %29,2’sini ise gıdaya ayırmak zorunda. Bu iki kalemi topladığımızda en düşük gelirli vatandaşın cebindeki paranın %67,9’u daha sokağa adım atmadan eriyor.
- En Zengin %20’lik Kesim: Ulaşıma %25, konuta %25,7 pay ayırırken; gıdaya sadece bütçesinin %12,4’ünü harcıyor.
- Tek Kişilik Haneler: Hayat pahalılığından en çok darbe alan grup oldu; bu haneler bütçelerinin tam %41’ini konut ve kiraya bağlıyor.
Yoksulluk Sınırı Uçtu: TÜRK-İŞ’in Mayıs 2026 verilerine göre; açlık sınırı 35.174 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 114.576 TL’ye yükseldi. Bu tablo, asgari ücretli ve emekli milyonların bırakın yoksulluğu, derin bir açlık sarmalında hayatta kalma mücadelesi verdiğini kanıtlıyor.
2. Sağlıkta Alarm Zilleri: Hareketsiz, Stresli ve Hasta Bir Toplum
Ekonomik kriz ve beslenme kalitesindeki düşüş, Türkiye Sağlık Araştırması 2025 verilerine de doğrudan yansımış durumda. Toplum hem fiziksel hem de zihinsel olarak yıpranıyor.
- Obezite ve Hareketsizlik: 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı %21,8’e yükseldi. Kadınların %24,8’i obeziteyle mücadele ediyor. Bunun en büyük nedeni ise %86,6’ya ulaşan fiziksel aktivite yapmama (hareketsizlik) oranı. Kadınlarda bu oran %89,7’yi buluyor. Sağlıklı beslenmenin ve sporun lüks haline geldiği bir düzende bu sonuç kaçınılmaz.
- Kronik Ağrılar ve Hastalıklar: 15 yaş ve üzeri bireylerde en fazla görülen sağlık sorunu %24,3 ile bel bölgesi problemleri oldu. Bunu %16,9 ile hipertansiyon ve %11,9 ile şeker hastalığı (diyabet) izliyor.
- Tütün ve Alkol Kullanımı Artıyor: Her gün tütün mamulü kullananların oranı %30,1’e yükseldi (erkeklerde %42,9). Alkol kullananların oranı ise %12,6’ya çıktı. Ekonomik ve sosyal çıkmazların yarattığı stres, bağımlılık oranlarını yukarı çekiyor.
Yerel Mercek: Bu Veriler Zonguldak’a Nasıl Yansıyor?
Ulusal düzeydeki bu çarpıcı veriler, kendine has sosyo-ekonomik dinamikleri olan Zonguldak’ta çok daha derin ve sarsıcı hissediliyor.
🟥 Ağır Sanayi ve Maden Kentinde “Bel Ağrısı” ve “Solunum Sıkıntısı”
TÜİK’in Türkiye genelinde bir numaralı sağlık sorunu olarak açıkladığı bel bölgesi problemleri (%24,3), maden ve demir-çelik sanayisinin kalbi olan Zonguldak’ta meslek hastalıklarıyla birleşerek çok daha yüksek oranlarda seyrediyor.
Daha da önemlisi, çocuklarda son 6 ayda en çok görülen hastalık üst solunum yolu enfeksiyonu (0-6 yaşta %28,5, 7-14 yaşta %24,6) oldu. Hava kirliliği, termik santraller ve ağır sanayi tesislerinin gölgesindeki Zonguldaklı çocuklar, bu istatistiğin faturasını doğrudan ciğerleriyle ödüyor.
🟥 Küresel Krizlerin Zonguldak Sanayisine Doğrudan Etkisi
Analiz raporunda yer alan Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların metal ve madencilik sektörünü vurması maddesi, Zonguldak ekonomisinin taşıyıcı kolu olan Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) ve yerel kömür üretimi için doğrudan bir tehdit. Küresel hammadde maliyetlerinin artması, zaten sanayi üretimi daralan Türkiye’de, Zonguldak’taki üretim hacmini ve istihdamı baskılama riski taşıyor. Tekstil sektörünün Türkiye genelinde son 15 yılın istihdam kazancını kaybederek daralması da kentteki küçük ve orta ölçekli tekstil atölyelerini ve buralarda çalışan binlerce kadını güvencesizlikle karşı karşıya bırakıyor.
🟥 Emekli Kentinde Kültürel Çölleşme
TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde sinema seyircisi sayısı %15 azalarak 27,6 milyona geriledi. Açlık sınırının 35 bin TL’yi aşması, Türkiye’nin en yüksek emekli yoğunluğuna sahip kentlerinden biri olan Zonguldak’ta sinema, tiyatro veya dışarıda bir sosyal aktiviteyi tamamen “hayal” haline getirdi. Zonguldaklı emekliler ve işçiler, bütçelerinin %68’ini konut ve gıdaya harcamak zorunda kaldığı için kültürel ve sosyal yaşamdan tamamen elini çekmiş durumda.
3. Eğitimde Nicelik Artıyor, Sosyal Mobilite Sınırlı
Ulusal Eğitim İstatistikleri’ne göre, 25-34 yaş grubunda yükseköğretim mezuniyet oranı %45,6’ya ulaşarak OECD ortalamasına (%48,7) yaklaştı. Ancak bu artış, diplomaların ekonomik bir karşılık bulduğu anlamına gelmiyor.
Verilerdeki en çarpıcı detay eğitimde fırsat eşitliğinin kaybolması: Annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin %84,2’si yükseköğretimi tamamlarken, annesi ortaöğretim altı (ilkokul/ortaokul) olanların sadece %29,4’ü üniversite mezunu olabildi. Yani eğitim, artık alt sınıfların yukarı tırmanmasını sağlayan bir basamak olmaktan çıkıp, sınıfsal statünün aktarıldığı bir araca dönüşüyor. Ortalama eğitim süresinde Ankara 10,9 yıl ile zirvedeyken, Zonguldak gibi sanayi kentleri göç veren yapısıyla bu ortalamanın gerisinde kalma riskiyle yüz yüze.
Sonuç: Servet Kutuplaşması ve “Gelir Tamamlayıcı” İtirafı
Makro tablonun en trajik özeti ise servet dağılımında gizli. Dünyada Elon Musk mayıs ayında servetini 53 milyar dolar artırıp 835 milyar dolara çıkarırken, Türkiye’de milyarderlerin toplam serveti 100 milyar doları aştı. Murat Ülker 5,2 milyar dolarla zirvedeki yerini korudu.
Yukarıdaki devasa servet büyümesine karşın, hükümetin düşük gelirli aileler için “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi” (Vatandaşlık Maaşı) çalışmalarını hızlandırması ve yasayı 2027’de uygulamaya koymayı planlaması, aslında orta sınıfın tamamen çöktüğünün ve toplumun büyük bir kısmının sosyal yardıma muhtaç hale getirildiğinin resmi bir itirafıdır.
Zonguldak ve genel Türkiye ekonomisi, üretimden uzaklaşan, sadece borçla ve zorunlu tüketimle büyüyen bu modelin ağır faturasını sağlıksızlaşarak, sosyal hayattan koparak ve en temel hakkı olan barınma krizinin altında ezilerek ödemeye devam ediyor.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
