Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk yarısını geride bırakırken açıklanan peş peşe verilerle adeta bir “aynaya bakma” süreci yaşıyor. TÜİK’in açıkladığı enflasyon, işgücü ve dış ticaret rakamları ile Merkez Bankası’nın rezerv haritası, makroekonomideki sıkışmışlığı net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ankara ve İstanbul koridorlarında bu rakamlar sadece birer “istatistik” olarak yorumlansa da, üretimin, emeğin ve deniz ticaretinin kalbi olan Zonguldak ve Batı Karadeniz bölgesinde bu verilerin faturası çok daha somut ödeniyor.

Gelin, haftanın öne çıkan ekonomik gelişmelerini ve bu gelişmelerin Zonguldak sokaklarına, limanlarına ve mutfaklarına yansımalarını mercek altına alalım. 

1. Hizmet Enflasyonunda Lojistik Çıkmazı: Zonguldak Üreticisi Nasıl Etkileniyor?

TÜİK’in açıkladığı Nisan 2026 Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE), hizmet sektöründeki fiyat artışlarının yıllık %34,62 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Buraya kadar her şey “baz etkisiyle düşüş” trendine uygun görünebilir. Ancak şeytan detayda gizli: Ulaştırma ve depolama hizmetlerindeki yıllık artış %38,46, aylık artış ise %4,45 ile zirvede.

Zonguldak’a Yansıması:

Zonguldak; kömürüyle, demir-çeliğiyle ve yapımı süren Filyos Projesi ile tam bir lojistik ve ağır sanayi üssü. Nakliye ve depolama maliyetlerinin aylık bazda bu denli fırlaması, bölgedeki sanayicinin ham maddeye ulaşmasını ve ürettiği malı limanlardan sevk etmesini doğrudan zorlaştırıyor. Lojistikteki her kuruşluk artış, Zonguldak’taki esnafın raf fiyatına ve dolayısıyla yerel halkın cüzdanına “zincirleme zam” olarak yansıyor.

2. Sanayide Çarklar Yavaşlıyor: Enerji Tüketimi Neden Sabit?

EPDK’nın yılın ilk çeyreğine ilişkin yayımladığı elektrik tüketim raporu, tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor: Sanayinin faturalanan elektrik tüketimi, 2025’in aynı dönemine kıyasla tamamen sabit kaldı (29 milyon MWh). Hatta 2024 yılına göre sınırlı bir düşüş var. Buna karşın konut tüketimi %6,84 artmış durumda.

  • Sanayi Neden Durdu? Karlılığın erimesi ve iç piyasadaki daralma, sanayicinin üretim iştahını bıçak gibi kesmiş durumda. Perakende sektörünün toparlanma beklentisini 2027’ye ertelemesi de cabası.
  • Bölgesel Etki: Ağır sanayinin ve enerji santrallerinin kümelendiği Zonguldak-Ereğli-Çatalağzı hattında sanayi elektriğinin sabit kalması, üretimin “vites küçülttüğü” anlamına geliyor. İstihdamın lokomotifi olan bu tesislerde çarkların yavaşlaması, bölgedeki ek mesailerin azalması ve yeni istihdam kapılarının kapanması riskini doğuruyor.
  • 3. Dış Ticarette “Takvim” Molası: İhracat Neden Hız Kesti?

Mayıs ayı dış ticaret verilerine göre, resmi tatillerin ve uzun bayram tatillerinin takvim etkisiyle ihracat %9,3 azalarak 22,5 milyar dolara geriledi. İthalat da %10,7 düştü ve dış ticaret açığı 5,6 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranının %80,1’e çıkması sevindirici olsa da yapısal sorunlar devam ediyor.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin de belirttiği gibi, Türkiye’de üretici fiyatları 40 aydır aralıksız artıyor ve sanayide acil bir “fiyat-maliyet senkronizasyonuna” ihtiyaç var. Döviz kuru baskılanırken maliyetlerin artması, Türk ihracatçısının küresel pazarda rekabetçiliğini yok ediyor. Çin’deki fiyat artışları Türkiye için bir fırsat yaratabilir ancak maliyet sarmalından çıkamazsak Zonguldak’ın limanlarından kalkacak ihracat gemilerinin sayısı azalmaya devam edecektir. 

4. Karadeniz’in Hamsi Bereketi ve Nakliye Paradoksu

2025 yılına ait su ürünleri verileri nihayet yüzleri güldürdü: Su ürünleri üretimi %11,1 artarak 1 milyon 37 bin tona ulaştı. Deniz balıkları avcılığında aslan payı ise her zamanki gibi 245 bin 261 ton ile hamsinin oldu.

Zonguldak’a Yansıması:

Karadeniz’in incisi Zonguldak’ta balıkçılık, binlerce ailenin geçim kaynağı. Denizden çıkan hamsi miktarındaki bu %15,3’lük avcılık artışı, bölge balıkçısı için ilk etapta olumlu bir gelişme. Ancak yukarıda bahsettiğimiz ulaştırma/mazot maliyetlerindeki (%38,46) fahiş artış nedeniyle, Zonguldak limanına ucuz inen balık, Ankara veya İstanbul’daki tezgaha gidene kadar lüks bir gıdaya dönüşüyor. Yani denizdeki bereket, nakliye canavarına yem oluyor; ne balıkçı tam kazanabiliyor ne de tüketici ucuza hamsi yiyebiliyor.

5. İşsizlik %8,2 Ama Madalyonun Arkası Başka: Atıl İşgücü Tehlikesi

Nisan 2026 işgücü istatistiklerine göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,2 seviyesinde. Genç işsizliği ise %14,5’e gerilemiş görünüyor. Kağıt üzerinde olumlu bir tablo. Ancak asıl bakmamız gereken yer burası değil: Zamana bağlı eksik istihdam ve potansiyel işgücünü kapsayan ATIL İŞGÜCÜ ORANI %30,1!

Yani her 3 kişiden biri ya iş aramaktan umudunu kesmiş ya da yetkinliklerinin çok altında, güvencesiz ve yarı zamanlı işlerde hayatta kalmaya çalışıyor. Ayrıca istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 356 bin kişi azaldı.

  • Zonguldak’ın Kanayan Yarası (Genç Göçü): Zonguldak, Türkiye’nin en yüksek emekli yoğunluğuna sahip illerinden biri. Kadınlarda işsizliğin %11, genç kadınlarda ise %19,4 olması, bölgedeki yapısal istihdam krizini özetliyor. TTK’nın (Türkiye Taşkömürü Kurumu) istihdam daraltma politikaları ve alternatif sanayi kollarının yavaş ilerlemesi, Batı Karadeniz’deki dinamik genç nüfusu büyük şehirlere göçe zorluyor. %30,1’lik atıl işgücü oranı, Zonguldak kahvehanelerinde umutsuzca bekleyen gençlerin istatistiksel karşılığıdır.

6. Finansal Piyasalar ve Küresel Riskler: Rezervler Alarm Veriyor

Merkez Bankası’nın toplam rezervleri 26 Mayıs haftasında 159,2 milyar dolara gerileyerek kritik 160 milyar dolar sınırının altına indi. Net uluslararası rezervler ise 45,8 milyar dolara geriledi. Yabancı yatırımcının 225 milyon dolarlık hisse ve DİBS satarak çıkış yapması, içeride ise yerleşiklerin döviz mevduatlarını 1,4 milyar dolar artırması piyasalardaki güvensizliğin ve yeniden alevlenen dolarizasyonun kanıtı.

  • Küresel Savaş Etkisi: ABD-İsrail ve İran aksında Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan sıcak çatışmalar, OECD’nin de uyardığı gibi küresel büyümeyi %1,8’e düşürebilecek bir enerji krizini tetikliyor. Enerji maliyetlerinin artması, zaten elektrik tüketimi sabit kalan Zonguldak sanayisi ve demir-çelik sektörü için yeni bir maliyet şoku anlamına gelecektir.
  • Şirketler Sıkışıyor: Türk İlaç Serum şirketinin bedelsiz sermaye artırımı rallisinin hemen ardından konkordato ilan etmesi, piyasadaki likidite sıkışıklığının ve makyajlı bilançoların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi.

Özetle;

Haftanın ekonomik verileri bize gösteriyor ki; üretim cephesinde bir yorulma, finans cephesinde ise bir savunma pozisyonu var. Zonguldak, hem lojistik avantajları hem de endüstriyel altyapısıyla bu kriz süreçlerini göğüsleyebilecek potansiyele sahip olsa da; ulaştırma maliyetlerinin düşürülmesi, yerel istihdamın (özellikle kadın ve genç istihdamının) desteklenmesi ve Filyos gibi projelerin “ranta” değil, doğrudan “bölge insanının üretimine” açılması hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, makrodaki her sarsıntı, emeğin başkentinde daha derin çatlaklar yaratmaya devam edecek.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.