Vaşington ve Tahran arasında imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptı, ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi ve nükleer dosya dahil temel anlaşmazlıkların çözümüne yönelik kapsamlı bir müzakere sürecinin önünü açtı.

ABD ile İran arasında 17 Haziran 2026 tarihinde imzalanan ve “İslamabad Mutabakat Zaptı” (Islamabad Memorandum of Understanding) olarak adlandırılan 14 maddelik belge, aylardır devam eden çatışmaların ardından taraflar arasında yeni bir diplomatik sürecin başlamasına zemin hazırladı. Beyaz Saray tarafından Kongre’ye iletilen metne göre mutabakat, tüm cephelerde askerî operasyonların durdurulmasını, Hürmüz Boğazı’nda ticari geçişlerin yeniden açılmasını, İran’a yönelik yaptırımların aşamalı olarak kaldırılmasını ve tarafların 60 gün içerisinde kapsamlı bir nihai anlaşma müzakere etmesini öngörüyor. Ayrıca İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğini yeniden teyit ettiği, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceğine ilişkin mekanizmaların ise UAEA gözetiminde belirleneceği ifade ediliyor.
Mutabakat kapsamında ABD’nin İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi ve İran’ın yeniden imarı için bölgesel ortaklarla birlikte en az 300 milyar dolarlık bir ekonomik kalkınma planı geliştirmesi de öngörülüyor. Bununla birlikte, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ayrıntıların nihai müzakerelerde netleştirilmesi bekleniyor.
Tarafların mutabakatı takip edecek kapsamlı anlaşmayı görüşmek üzere 19 Haziran’da Cenevre’de bir araya gelmesi planlanıyordu. Ancak ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın İsviçre ziyaretini iptal etmesi ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin sürmesi nedeniyle görüşmeler ertelendi. İran tarafı, özellikle İsrail’in Lübnan’daki askerî faaliyetlerinin sürmesinin müzakere sürecini olumsuz etkilediğini belirtirken, İsrail yönetimi de Lübnan’ın güneyindeki askerî varlığını sürdürme niyetini açıkladı. 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptı yürürlükte kalmaya devam etmekle birlikte, taraflar arasındaki güven eksikliği ve bazı temel başlıklarda süren görüş ayrılıkları nedeniyle süreç kırılganlığını koruyor. Nitekim 21 Haziran’da İsviçre’de gerçekleştirilen temaslar öncesinde müzakerelerde ilerleme sağlanması beklenirken, İran heyetinin ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına tepki olarak görüşmeleri geçici olarak askıya alması sürecin geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Ancak arabulucuların açıklamalarına göre İsviçre’de yürütülen temaslar tamamen sona ermiş değil ve taraflar mutabakat kapsamında öngörülen 60 günlük müzakere takvimi çerçevesinde nihai bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla görüşmeleri sürdürmeye devam ediyor.
ABD ve İran arasında önemli bir diplomatik açılım sağlanmış olsa da sürecin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanmasının bölgesel güvenlik dinamiklerine ve özellikle İsrail-Lübnan hattındaki gelişmelere bağlı olduğu görülüyor.
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
