Zonguldak bu hafta yine kabına sığmıyor; bir yüzüyle küresel vizyonları zorlayan devasa bir üretim üssü, diğer yüzüyle ekonomik yangının ortasında hakkını arayan emekliler şehri… Ve tabii ki, bu kentin genetiğinde var olan o dinmek bilmeyen siyasi ve ideolojik hararet. Susma sayfalarını çevirirken, bu şehrin sadece kömür değil, muazzam bir toplumsal direnç ve hafıza ürettiğine bir kez daha şahit oluyoruz.

Bu haftanın öne çıkan ekonomik başlıklarından biri, Erdemir’in 61. kuruluş yıl dönümü oldu. Savunma sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma adımları kapsamında Milli Uçak Gemisi (MUGEM) ve Altay Tankı projelerine hammadde sağlayan Erdemir, kentin ve ülkenin sanayi altyapısındaki temel aktörlerden biri konumunda

Tam da bu üretim ruhuyla, kentin düşman işgalinden kurtuluşunun 105. yılında Uzun Mehmet’i anarken madencilerimizin meydanlardan yükselen o haklı çığlığı kulaklarımızda çınlıyor: “İthalat Değil, Yerli Üretim!”. GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in de belirttiği gibi; her yıl 40 milyon ton kömür ithal edip milyarlarca doları dışarı akıtırken TTK’yı norm kadroyla çalıştırmamak, bu kentin emeğine haksızlıktır.

Küreselde Bahar, Sokakta Yangın!

Ekonomi dünyası sözde bir yumuşama döneminde; petrol fiyatları düşüyor, Halkbank davasının düşmesiyle ülkenin risk primi (CDS) geriliyor.

Peki, bu durum Zonguldak sokağına yansıyor mu? Asla.

Konut satışlarının %31,2 çakıldığı, faiz oranlarının reel sektörü nefessiz bıraktığı bir dönemden geçiyoruz.

Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ali Topaloğlu’nun feryadı sokağın özetidir: “Ülkenin %90’ı, %10’luk azınlık için çalışıyor.”Emeklilerimiz ise maaş adaletsizliğine karşı yüzlerce dilekçeyle adliye kapılarına dayanmış durumda. Bölgesel çıkış yolları aramıyor değiliz; ZTSO’nun Filyos’u Romanya’nın Köstence Limanı’na entegre etme hamlesi yerel KOBİ’ler için mikro ihracat kapısı aralıyor.

Ancak yukarılarda büyük projeler dönerken, vatandaşın günlük hayatı ıskalanıyor.

Çaycuma TSO’nun ve Çiloğlu’nun dile getirdiği araç muayene istasyonu gecikmesi gibi temel bir kamu hizmetinin bile hayata geçirilememesi, büyüyen Çaycuma’ya yakışmıyor, vatandaşı çevre ilçelere gitmeye mecbur bırakıyor.

Siyaset cephesinde de sular durulmuyor. CHP Gaziantep binasına yönelik vandal saldırıya tepki gösteren İl Başkanı Devrim Dural, “Özgür Özel’in arkasındayız, sokaktayız” diyerek hem içerideki “yeni parti” kulislerine son noktayı koydu hem de sert bir duruş sergiledi.

İYİ Parti İl Başkanı Yavuz Erkmen ise parti ayrımı gözetmeksizin tüm kenti Ankara Tandoğan’daki büyük adalet mitingine çağırıyor.

Ancak haftanın en büyük bombası, Valilik önündeki Hafızlık İcazet Merasimi üzerinden patlayan ideolojik kriz oldu. Çocukların sırtının Atatürk Anıtı’na dönük oturtulmasını “organize bir kötülük” olarak nitelendiren Zonguldak Demokrasi Platformu, barikatları aşarak Valilik önüne yürüdü ve yüzünü kurucu öndere dönerek saygı duruşunda bulundu.

Diyanet-Sen bu manevi davranışın siyasete alet edilmesini eleştirirken, AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan’dan çok sert bir kontratak geldi. Çağlayan, Demokrasi Platformu’nu sert sözlerle eleştirerek, bu yapının sivil bir oluşumdan ziyade “CHP’nin arka bahçesi” gibi hareket ettiğini savundu. “Gazipaşa Caddesi de Zonguldak da sadece sizin slogan atacağınız bir alan değildir” diyen Çağlayan, hafızların bu milletin öz değeri olduğunu belirterek, kamusal alanların belli bir ideolojinin tahakkümüne bırakılmayacağını net bir dille ilan etti.

Bu tartışma, şehirdeki kutuplaşma hatlarının ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösterdi.

Vefa ve Geleceğe Kalan Miras

Tüm bu kavgaların, geçim dertlerinin ve ideolojik restleşmelerin arasında içimizi ferahlatan yine kültür ve sanat oldu. ZOKEV’in büyük vefasıyla, Karakent’in ölümsüz şairi Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu dostları ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen ailesiyle anıldı; pandeminin yarım bıraktığı o kucaklaşma “İmece Kitap” ile taçlandı.

Şimdi önümüzde VadiFest var. 27-28 Haziran’da Üzülmez Kültür Vadisi’nde kömürün şekillendirdiği bu kentin endüstriyel mirasına, madenci korosuna ve tarihine sahip çıkacağız.

Zonguldak’ın geleceği; inanç ritüellerinin caddelerde birer siyasi gövde gösterisine dönüştürülmesinde değil, bu etkinliklerin ait oldukları ibadet ve eğitim merkezlerinde yaşatılmasındadır. Gerçek kurtuluş; Demokrasi Platformu’nun laik ve demokratik değerleri koruma yolundaki haklı duruşu ile Erdemir ve Filyos’un ekonomik gücünün, meydandaki madencinin ve adliye önündeki emeklinin adalet mücadelesiyle bütünleştiği demokratik düzendedir.

Sağlıcakla


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.