Zonguldak’ın can damarı, emeğin ve alın terinin başkenti Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), bugünlerde sadece kömür üretimiyle değil, yeraltından yerüstüne uzanacak dalga dalga bir toplumsal dayanışma ve çevre hareketi potansiyeliyle karşı karşıya.
TTK Gelik İşletmesinde Maden Teknikeri olarak görev yapan Harun Koç, 1 Temmuz itibarıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek olan DOA (Depozito Odaklı Ambalaj) sistemini arkasına alarak, ezber bozan ve vicdanlara dokunan tarihi bir çağrıda bulundu.

“Madencinin Atığı ile Kaç Hayat Kurtulur, Kaç Çocuk Okutulur?”
Maden işçisinin ağır ve emek yoğun çalışma koşulları, doğal olarak yüksek bir sıvı tüketimini de beraberinde getiriyor. Kurum bünyesinde çalışan 10 binden fazla personelin her gün tükettiği içeceklerin ambalajları, doğru bir sistem kurulmadığında çöpe gidip israf olurken; doğru bir vizyonla devasa bir ekonomik ve sosyal fona dönüşebilir.
Harun Koç, 1 Temmuz’dan itibaren iade edilen her ambalaj için 1 TL birikeceğini hatırlatarak şu somut ve uygulanabilir öneriyi sunuyor:
“TTK’nın bütün işletmelerine bu makinalardan konulsun. Kuyu başlarına bu atıkların konulacağı çöpler yerleştirilsin. Hem ocaklarda atık olmasın, çevre korunsun hem de bu biriktirilen atıklar ekonomiye kazandırılsın. Bakınız, SMA’lı bir sürü çocuğumuz var, çarşılarda aileler stant açıyor. TTK’da birçok arkadaşımızın dışarıda üniversite okuyan çocuğu var. Toplanan bu gelirler buralarda değerlendirilebilir. Son olarak; madencinin atığı ile bile bu şehirde birçok güzel şey yapılabilir…”
SUSMA YORUM: Bu Çağrı Sadece Bir Geri Dönüşüm Projesi Değil, Sendikal Mücadelenin Yeni Cephesidir!
Harun Koç’un yaktığı bu çoban ateşi, sadece bir işçinin çevre duyarlılığı olarak görülüp geçiştirilemez. Bu öneri, TTK Genel Müdürlüğü ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) için tarihi bir sorumluluk kapısı aralamaktadır.
Günümüzde sendikal mücadele, sadece maaş pazarlığı ya da mesai saatlerinin düzenlenmesinden ibaret değildir. Gerçek ve modern bir sendikacılık; işçinin yaşam alanını korumayı, ailesinin refahını gözetmeyi, toplumsal acılara merhem olmayı ve yaşadığı şehre değer katmayı gerektirir. Tam da bu yüzden, Harun Koç’un bu projesini sahiplenmek, projelendirmek ve büyütmek GMİS’in asli ve yenilikçi sendikal mücadele alanlarından biri olmalıdır.
Ne Yapılmalı? Nasıl Yaygınlaştırılmalı?
- TTK Kurumsal Adım Atmalı: TTK yönetimi, bürokrasiye takılmadan hızlıca kuyu başlarına ve tüm işletmelere depozito iade makinalarını yerleştirmelidir.
- GMİS Projelendirip Öncü Olmalı: Sendika, bu projeyi resmi bir sosyal sorumluluk fonuna dönüştürmeli, toplanan paraların kuruşu kuruşuna şeffaf bir şekilde SMA’lı çocuklara ve madenci çocuklarının eğitim burslarına aktarılmasını organize etmelidir.
- Ocaklardan Mahallere Uzanan Seferberlik: Bu hareket sadece maden ocaklarıyla sınırlı kalmamalıdır. Maden işçilerinin ailelerine, oturdukları mahallelere, site alanlarına kadar bu kültür yaygınlaştırılmalıdır. GMİS öncülüğünde maden mahallelerine kurulacak geri dönüşüm noktalarıyla, tüm Zonguldak halkı bu insani ve çevreci seferberliğin bir parçası haline getirilebilir.
Özetle;
Yerin yüzlerce metre altında doğayla mücadele ederek ekmeğini taştan çıkaran maden işçisi, yerüstünde de atığıyla hayata can verebilir. Harun Koç’un sorduğu “Kaç çocuk okutulur?” sorusunun cevabı, TTK yönetiminin ve GMİS’in göstereceği duyarlılık ve vizyonda gizlidir. Şimdi top, bu anlamlı çağrıyı bir çevre ve dayanışma devrimine dönüştürecek olan yetkililerde!

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
