Tarih: Temmuz 2026

1. Küresel Denklem: Savaş Molaları, Gümrük Duvarları ve Emtia Savaşları

Küresel ekonomi, jeopolitik gerilimlerin yön verdiği sert dalgalanmalar ve korumacı ticaret politikalarının kıskacında bir dönemden geçmektedir.

  • Savaş ve Enerji Koridorları: Rusya-Ukrayna hattında petrol rafinerilerini hedef alan yoğun saldırılar ve Moskova’nın Kiev’e yönelik ağır hava taarruzları çatışmaların yeniden hız kazandığını göstermektedir. Diğer taraftan, ABD ve İran’ın karşılıklı saldırıları durdurarak Hürmüz Boğazı krizini çözmek üzere Katar’da (Doha) masaya oturması küresel piyasalara nefes aldırmıştır. Bu gelişmeyle Brent petrol, İran savaşının başladığı günden bu yana en düşük seviye olan 71 dolara kadar gerilemiştir. Analistler ise arzın kalıcı olarak normale döndüğünü düşünmek için henüz erken olduğu konusunda uyarmaktadır.
  • Emtia ve Değerli Metaller: Jeopolitik risklerin değişmesi ve ABD dolarının küresel ölçekte güçlenme eğilimi, üçüncü çeyrekte emtia piyasalarında aşağı yönlü bir trendi tetiklemiştir. Küresel emtia enflasyonunun öncü göstergelerinden CRB Endeksi son bir ayda %8, enerji ağırlıklı GSCI Endeksi ise %14 gerileme kaydetmiştir. Altın piyasasında da sert bir düzeltme yaşanmakta; ons altın Kasım 2025’ten bu yana ilk kez 4.000 doların altını test ettikten sonra 4.050 dolar civarında dengelenmeye çalışmaktadır. Küresel altın üretiminde Çin 380,2 tonla liderliğini korurken, Türkiye 30,6 tonluk üretimiyle dünya 29’uncusu konumundadır.
  • Gümrük Duvarları ve Navlun Krizi: ABD Başkanı Trump’ın temmuz sonunda yürürlüğe koymayı planladığı yeni gümrük vergileri öncesinde şirketlerin stok oluşturma telaşı, küresel lojistikte erken sevkiyat dalgası başlatmış ve konteyner navlunlarını 2024 Kızıldeniz krizinden bu yana en yüksek seviyeye çıkarmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği (AB), çelikteki arz fazlası ve damping baskısına karşı gümrüksüz ithalat kotasını %47 azaltarak kota dışı ürünlere %50 gümrük vergisi getirme kararı almıştır. ABD Ticaret Temsilciliği raporunda ise Türkiye, zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatını yasaklamada yetersiz kalan 54 ülke arasında gösterilmiş ve Türkiye için %12,5 ilave gümrük vergisi önerilmiştir.
  • Dijital Varlıklar ve Spekülasyon: ABD Başkanı Trump’ın ailesinin kripto para girişimlerinden 1,4 milyar doları aşan gelir elde ettiği bildirilse de , haziran sonu itibarıyla $TRUMP memecoininde yaşanan tarihi çöküş, yaklaşık 989 bin yatırımcıyı milyarlarca dolarlık zararla karşı karşıya bırakmıştır. Her üç yatırımcıdan ikisinin zararda olduğu bu spekülatif dalgada toplam kayıp 3,81 milyar dolara ulaşmıştır.

2. Ulusal Göstergeler: Kâğıt Üzerindeki Denge ve Sokaktaki Yangın

Türkiye ekonomisi, bir yanda resmi verilerde dezenflasyon ve güven artışı sinyalleri verirken, diğer yanda imalat sektöründeki daralma ve geniş halk kitlelerinin geçim kriziyle derin bir tezat yaşamaktadır.

Resmi Makro Veriler ve Çelişkiler

  • Enflasyon Ayrışması: TÜİK, Haziran 2026 itibarıyla tüketici enflasyonunu (TÜFE) aylık %0,99, yıllık %32,11 olarak açıklamıştır. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise aylık %1,80, yıllık %28,09 artış göstermiştir. Ancak bağımsız akademisyenlerden oluşan ENAG’ın aynı döneme ilişkin hesaplaması aylık %1,94, yıllık %51,49 ile resmi rakamların neredeyse 1,6 katı bir enflasyona işaret etmektedir. İstanbul Ticaret Odası (İTO) ise haziran ayı tüketici fiyat artışını %1,14, yıllık enflasyonu %35,94 olarak duyurmuştur.
  • Güven Endekslerindeki Yapay İyileşme: Ekonomik güven endeksi, mayıs ayındaki 97,2 seviyesinden haziranda %1,8 oranında artarak 98,9 değerine yükselmiştir. Tüketici güveni %2,5 artışla 87,9’a, reel kesim güveni ise %1,0 artışla 102,0’a ulaşmıştır.
  • İmalatta Kesintisiz Kan Kaybı: Güven endekslerindeki kağıt üzerindeki iyileşmeye tezat olarak, büyümenin öncü göstergesi olan İSO Türkiye İmalat PMI, haziranda yaklaşık 3 puan azalarak 47,1’e gerilemiştir. Bu veri, sektör performansındaki zayıflama eğiliminin kesintisiz 27’nci ayına ulaştığını ve mayıstaki hafif toparlanmanın ardından üretimin yeniden yavaşladığını ortaya koymaktadır.

Finansal Piyasalar ve Rezerv Politikası

  • Merkez Bankası Likidite Adımları: TCMB, döviz mevduatları için TL cinsi ilave zorunlu karşılık tutulması uygulamasını kaldırıp döviz mevduatı zorunlu karşılık oranlarını yükselterek sadeleşme adımına gitmiştir. Bu hamlenin piyasaya 160-200 milyar TL salması, 5 milyar doların ise TCMB’de park etmesini sağlaması beklenmektedir. 26 Haziran haftası itibarıyla toplam rezervler 7,99 milyar dolar azalarak 149,2 milyar dolara (13 ay sonra ilk kez 150 milyar doların altına) inmiştir. Net rezervler 45 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 30.1 milyar dolara gerilemiştir.
  • Yabancı Girişi ve Yatırım Fonları: Aynı hafta yabancı yatırımcıların TL varlıklara net girişi 1,14 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Yatırım fonlarının portföy değeri ise haziran sonunda 10 trilyon liraya ulaşarak toplam mevduatın üçte birine denk gelen bir büyüklüğe erişmiştir. Borsa İstanbul’da halka arzların etkisiyle yatırımcı sayısı 6,8 milyonu aşarken , mart ayından bu yana uygulanan açığa satış yasağı kaldırılmıştır.

Sektörel Krizler ve Yeni Mevzuat Hazırlıkları

  • Beyaz Et Sektöründe İhracat Çöküşü: Sektöre yönelik fahiş fiyat ve rekabet ihlali iddialarıyla başlatılan soruşturmada kayyum kararları firmaların itirazıyla kaldırılsa da süreç hem iç piyasada hem dış pazarda büyük bir güven kaybına yol açmıştır. Ticaret Bakanlığı’nın iç piyasayı dengelemek amacıyla getirdiği ihracat kısıtlaması sonucu, Türkiye’nin haftalık 20 milyon dolar olan kanatlı eti ihracatı 6-7 milyon dolar seviyesine çakılmış ve pazar payı rakiplere kaptırılmıştır. Tüketici cephesi ise kırmızı etin 900-1000 TL bandına çıkması nedeniyle tek protein kaynağı kalan beyaz etteki bu zamların ticari hatayı aştığını, ceza hukukunun (“fiyatları etkileme suçu”) devreye girmesi gerektiğini savunmaktadır.
  • Meclis’teki Son Torba Teklif: AK Parti, tatil öncesi ekonomiye yönelik yeni bir torba teklifi Meclis’e sunmaya hazırlanmaktadır. Teklif kapsamında; Orta Doğu’daki savaş kaynaklı rezervasyon iptallerinden etkilenen turizm çalışanlarına aylık 2.500 – 3.000 TL sosyal güvenlik prim desteği verilmesi , istihdamını koruyan sanayi şirketlerine sağlanan 3.500 TL’lik desteğin 2027 ve 2028’e uzatılarak imalat sanayiine 3 yılda 188 milyar liralık kaynak ayrılması öngörülmektedir. Ayrıca İşsizlik Sigortası Fonu’nun prim gelirlerinden aktif işgücü politikalarına ayrılabilecek kaynak oranı %30’dan %50’ye çıkarılmıştır.

3. Yerele Yansımalar: Zonguldak ve Batı Karadeniz’in Ekonomik-Politik Gerçeği

Ulusal ölçekte uygulanan sıkı para ve kemer sıkma politikaları, emeğin ve üretimin yoğun olduğu Zonguldak ile Batı Karadeniz bölgesinde sarsıcı sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurmaktadır.

Emeğin Başkentinde Geçim Çığlığı: THD Zonguldak’ın Çıkışı

Tüketici Hakları Derneği (THD) Zonguldak Şube Başkanı Ali Topaloğlu’nun haziran ayı enflasyon rakamlarının ardından yaptığı sert açıklama, yereldeki ekonomik krizin boyutunu özetlemektedir. TÜİK’in %0,99 olarak açıkladığı aylık enflasyonu “şaka gibi” olarak nitelendiren Topaloğlu, bu hesapla emeklilere reva görülen ilk altı aylık zam oranının %17,76’da kalmasına isyan etmiştir.

Ali Topaloğlu (THD Zonguldak Şube Başkanı): > “Çarşı pazar ateş pahası, TÜİK bizi yine şaşırtmadı! Ülkede sermayenin, iktidar yandaşlarının ve üst düzey bürokrasinin keyfi yerinde ama halk perişan halde. 23 yıldır aynı nakaratla dar gelirliler yoksulluğa mahkum ediliyor. Çocuklar derinleşen yoksulluk yüzünden sağlıklı beslenemiyor. Amasız, fakatsız emeklilere seyyanen zam yapılmalı, asgari ücrete Temmuz ayından itibaren geçerli olacak şekilde derhal artış getirilmelidir.”

Temmuz Ayı “Sıfır Zam” Şoku ve Zonguldak İşçisi

Ekonomist Aziz Çelik’in analizleri, Zonguldak gibi işçi ve emekli yoğun bir kentin temmuz ayında karşı karşıya kaldığı büyük şoku bilimsel verilerle doğrulamaktadır.

  • Asgari Ücret Kilidi: Hükümetin Temmuz 2026’da asgari ücrete ara zam yapmayacağını netleştirmesiyle, net ücret 28.075 TL’de sabit kalmıştır. Türkiye’de işçilerin %50’sinden fazlasının asgari ücret civarında çalıştığı ve asgari ücretin diğer ücretler için bir “çıpa” olduğu düşünüldüğünde, bu karar sendikasız özel sektörde çalışan 19 milyona yakın işçinin bu dönemde “sıfır zam” alacağı anlamına gelmektedir.
  • Artçı Sosyal Depremler: Asgari ücretin artmaması, ona endeksli olan işsizlik ödeneğini dondurduğu gibi , engelli bakım aylığı ve sosyal yardımlar için aranan hanehalkı gelir testi eşiklerini de sabit tutarak yoksul ailelerin sosyal yardımlardan mahrum kalmasına yol açacaktır. Memur ve memur emeklilerinin resmi enflasyonun 4 – 4,5 puan altında (%14-15 civarı) zam alacak olması da memur ikramiyelerini ve işçi kıdem tazminatı tavanını baskılayacaktır. Zonguldak gibi emekli ve dar gelirlilerin domine ettiği bir yerel pazarda bu durum, esnafın cirolarında ve halkın alım gücünde ciddi bir daralmayı beraberinde getirecektir.

Bölgesel Kalkınma Arayışı: Batı Karadeniz Turizm Zirvesi

Emeğin ve sanayinin daraldığı bir dönemde, bölge ekonomisini çeşitlendirme adına stratejik bir hamle gerçekleştirilmiştir. 30 Haziran 2026 tarihinde Akçakoca’da, Düzce Belediyesi ev sahipliğinde ve bölge oda/borsalarının katılımıyla “Batı Karadeniz Turizm Destinasyonu İstişare Toplantısı” düzenlenmiştir.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir ve Zonguldak Jeopark Müdürü Arda Yılmaz’ın katıldığı zirvede, bölgenin tek bir güçlü destinasyon kimliği altında dünyaya tanıtılması gerektiği vurgulanmıştır.

Metin Demir (ZTSO Başkanı): > “Batı Karadeniz; doğası, tarihi ve kültürüyle büyük bir potansiyel barındırıyor. Ancak bu hedefe kopuk girişimlerle ulaşamayız. Konaklama tesislerinden hediyelik eşya esnafına kadar tüm değer zincirinin kazanması, ortak bir stratejiye bağlıdır. Biz rekabeti değil, dayanışmayı büyüterek Batı Karadeniz’i küresel bir marka haline getirebiliriz. Güçlerimizi birleştirdiğimizde, bölgemizin turizmden alacağı pay katlanarak artacaktır.”

Yerel Basındaki Ekonomik Kan Kaybı (Süreli Yayın İstatistikleri)

Basın İlan Kurumu’nun güncel verileri, özellikle Susma gibi yerel basın organlarını yakından ilgilendiren yapısal bir krizi ortaya koymaktadır. 2024 yılında 753 olan resmi ilan yayımlayan gazete sayısı, 2025 yılında %12,5 azalarak 659’a gerilemiştir. Bu gazetelerin %95,9’unu yerel basının oluşturması krizin yereldeki ağırlığını göstermektedir.

Daha da çarpıcı olanı, resmi ilan yayımlayan gazetelerde çalışan sayısının %13,9 azalarak 3.714’e düşmesidir. Buna karşın, resmi ilan yayımlayan internet haber sitesi sayısı %2,3 artarak 357’ye yükselmiş ve istihdamı %8,4 artışla 3.690 olmuştur. Bu veriler, yerel basında geleneksel kağıt yayıncılığının artan maliyetler ve azalan tirajlar (%15,1 düşüş) altında ezildiğini, sektörün zorunlu olarak dijitalleştiğini ancak toplam ekosistemde ciddi bir istihdam ve gelir kaybı yaşandığını göstermektedir.

4. Ekonomik-Politik Değerlendirme ve Tarafların Konumu

Mevcut ekonomik tablo, Türkiye’de uygulanan ekonomi programının faturasının ve siyasi tercihlerin kimlerin omuzlarına yüklendiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

TarafEkonomik-Politik Pozisyonu / Durumuİlgili Gösterge / Gelişme
Siyasi İktidar / Ekonomi YönetimiDezenflasyon adına sert bir kemer sıkma politikası uygulamakta, sermaye kârlılıklarını korurken krizin faturasını asgari ücreti dondurarak ve emekli zamlarını TÜİK eliyle tırpanlayarak dar gelirliye yüklemektedir.Mehmet Şimşek görevi devraldığında %38,2 olan yıllık enflasyon, 36 ayın sonunda ancak %32,11’e inmiştir.
Büyük Sermaye ve İhracatçı DevlerKüresel talep daralmasına rağmen yüksek teknoloji, savunma, otomotiv ve çelik gibi alanlarda milyar dolarlık hacimsel rekorlar ve devasa kârlar elde etmeye devam etmektedir.LC Waikiki 47.4 milyar TL, TÜPRAŞ 43.7 milyar TL, THY ise 31 milyar TL vergi öncesi mali kâr açıklamıştır.
Ana Akım Sendikalar (Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen)Milyonlarca işçi ve memur enflasyonun altında ezilirken, asgari ücrete ara zam yapılmaması karşısında derin bir sessizlik ve “yaz rehaveti” içindedir.19 milyon işçinin sıfır zam alacağı, memurların enflasyonun 4 puan altında ezileceği netleşmişken etkili bir eylem koyamamaktadırlar.
Dar Gelirliler, Emekliler ve ÇocuklarGıda (%35,45) ve konut (%45,14) gibi zorunlu harcamalardaki yüksek enflasyon altında ezilmekte, alım güçleri erirken sağlıklı beslenme ve insanca yaşama hakkından mahrum kalmaktadır.DİSK-AR verilerine göre her üç emekliden ikisi (%69,5) geçinebilmek için ileri yaşında yeniden çalışmak veya iş aramak zorunda bırakılmaktadır.

Sonuç olarak; Türkiye ekonomisi küresel denklemde korumacı duvarlar ve jeopolitik risklerin emtia fiyatlarını düşürmesinden (CRB %8, GSCI %14 düşüş) medet umar bir pozisyondadır. Ancak içeride uygulanan “kara düzen”, üretimi yavaşlatırken (PMI: 47,1) , geniş tanımlı işsizliği %31’e fırlatmış durumdadır. Zonguldak ve Batı Karadeniz özelinde ise halk, TÜİK’in makyajlı rakamlarına göre maaş alıp, çarşı pazarın gerçekliğiyle (ENAG %51,49, elmadaki %379 market-üretici farkı) harcama yapmaya zorlanarak yoksulluk sarmalına itilmektedir. Siyasi iktidarın temmuzda asgari ücret kilidini kapalı tutması ve sendikal yapıların hantallığı, yereldeki sosyal krizi önümüzdeki dönemde daha da derinleştirecektir.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.