Nöbet usulü ve vardiyalı çalışan kamu personelinin en büyük sorunlarından biri olan çocuk bakımı konusunda önemli bir idari adım atıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle, günün her saati hizmet verebilecek 7 gün 24 saat açık esnek çocuk bakımevlerinin kurulmasının önü açıldı.
Düzenleme; özellikle doktor, hemşire, polis, asker ve gece-gündüz vardiyasıyla çalışan diğer kamu personelinin çalışma saatleri dikkate alınarak hazırlandı. Yeni esnek çalışma düzenine uyum sağlayacak olan bu bakımevleri, ebeveynlerin omuzlarındaki büyük bir yükü hafifletmeyi amaçlıyor.
Başvuru Şartları Kolaylaştırıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle, çocuk bakımevi açılmasına ilişkin bürokratik şartlar ve kotalar esnetildi:
- Talep Sınırı Düştü: Bakımevi açılması için daha önce aranan asgari çocuk sayısı 50’den 30’a indirildi.
- Zorunluluk Getirildi: Bir kamu kurumunda en az 30 personelin yazılı talepte bulunması halinde, ilgili kurum çocuk bakımevi açmakla yükümlü olacak.
- Kotalar Esnetildi: Yoğun talep olan bölgelerde, 30 çocuğun altındaki kontenjanlarda da bakımevi açılabilmesine imkan tanındı.
Deprem Güvenliği ve Gelişim Kriterleri Ön Planda
Yeni düzenlemeyle bakımevlerinin fiziki standartları da güncellendi. Binalarda deprem güvenliği kriterleri esas alınırken; çocukların yaş grupları, oda tasarımları ve personel planlaması tamamen pedagojik ve gelişimsel ihtiyaçlara göre yeniden dizayn edildi.
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, yeni yönetmelikle 0-6 yaş çocuk bakımevlerinin hızla yaygınlaştırılacağını belirterek, “Aile yapımızı koruyan, gençlerimizi destekleyen ve nüfus politikalarımızı uzun vadeli bir vizyonla ele alan güçlü bir yol haritası ortaya koyuyoruz” dedi.
Susma Yorumu: “Kağıt Üstündeki Hak, Mücadeleyle Hayat Bulur!”
Resmi Gazete’de yayımlanan bu yönetmelik değişikliği, özellikle gece nöbetlerinde ve ağır vardiyalarda çocuklarını bırakacak yer bulamayan kamu emekçilerinin yıllardır dile getirdiği bir yaraya merhem olması açısından son derece olumlu ve kıymetli bir adımdır. Ancak biliyoruz ki hiçbir hak, sadece yasalaşmakla kendiliğinden hayata geçmez.
Tam da bu noktada sendikalara çok büyük ve tarihi görevler düşmektedir. Kurumlarda 30 imzanın toplanması, kreşlerin usulüne uygun açılması ve sürecin takipçisi olunması, sendikalar için yeni ve somut bir mücadele alanı olarak görülmelidir. Kreş hakkı, lütuf değil anayasal bir haktır ve bu hakkın fiilen hayat bulması için sendikal örgütlülük şarttır.
Talep Sadece Kamuyla Sınırlı Kalmamalı, Fabrikalara ve OSB’lere Taşınmalı!
Bu haklı talebi sadece kamu personeliyle sınırlı tutmak eksik kalacaktır. Binlerce kadının ve genç anne-babanın güvencesiz, ağır şartlarda ve vardiyalı çalıştığı Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ile yoğun işçi istihdam eden fabrikalarda da 7/24 esnek kreş talebi acilen gündeme getirilmelidir. Sanayi çarklarının döndüğü her yerde işçinin çocuğunun güvenle büyüyebileceği kreşlerin kurulması bir lüks değil, zorunluluktur.
Bu doğrultuda; kentlerimizi yöneten yerel yönetimlerin, emekçinin sesini duyurmakla yükümlü meslek kitle örgütlerinin ve halkın haklarını savunan siyasi partilerin bu alanda toplumsal bir politika üretme görevi vardır. Yerel yönetimler OSB’lerle iş birliği yaparak kreş kreş kreş alanları inşa etmeli, siyasi partiler ise bu konuyu meclis ve meydan gündemine taşımalıdır. Çocuk bakımı yalnızca kadının ya da ailenin sırtına yüklenecek bir yük değil; kamunun, belediyelerin ve sermayenin ortak sorumluluğudur. Mücadeleyi hep birlikte büyütelim!

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
