Zonguldak, tarihinin en keskin ekonomik dönüşümlerinden birini yaşarken yerel siyaset de kelimenin tam anlamıyla bir “illüzyon” ve “kuşatma” savaşına sahne oluyor. Bir yanda milyar dolarlık açılışlar ve küresel yatırım hedefleri sergilenirken, diğer yanda sokağın geçim savaşı ve iktidar-muhalefet kıskacındaki bir yerel yönetim duruyor. Bu haftaki ekonomi-politik panoramamızda, gazetecilik etiği gereği tarafların iddialarını isim isim masaya yatırıyor, bu iddiaların ardındaki yapısal gerçekleri analiz ediyoruz.
Makro Tablo ve Siyasi Geçişler
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Zonguldak programında, Eren Enerji’nin Kilimli’deki 850 milyon dolarlık Modern Karton Fabrikası açıldı ve kente son 23 yılda 887 milyar liralık yatırım teşviki verildiği açıklandı. Ancak bu parıltılı açılışın hemen ardından düzenlenen AKP Danışma Meclisi, makro vizyonun siyasi arka planını da gösterdi.
1 Nisan’daki İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminin ardından CHP’den istifa eden meclis üyeleri Kenan Karaveli ve Nedim Bekar’ın rozetleri bizzat Bakan Kacır tarafından takılarak AKP saflarına katıldılar. ZTSO Başkanı Metin Demir’in ev sahipliğinde yabancı yatırımcıların Filyos ve Zonguldak limanlarını incelediği günlerde, yerel iradenin siyasi transferlerle yeniden şekillendirilmesi kentin geleceği açısından düşündürücüdür.
Sahil ve Bank Polemiği
Siyasetin yereldeki dili ise giderek sığlaşıyor. AKP İl Başkanı Mustafa Çağlayan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ziyaretine atıfla, “Bizim yaptığımız sahilde konuşuyor, üzerine çıktığı bankın bakımını bile yapamıyorlar” diyerek yerel yönetimi hizmet üretmemekle eleştirdi.
Bu eleştirilere yanıt veren CHP İl Başkanı Devrim Dural ise iktidarın kenti getirdiği noktaya dikkat çekti:
- Dural, AKP döneminde Zonguldak nüfusunun 627 binden 585 bine gerilediğini belirtti.
- TTK işçi sayısının ise 16 binden 8 binin altına düşürüldüğünü hatırlattı.
- Ayrıca TOKİ’nin sahil projesindeki imalat hatalarının CHP’li belediyece düzeltildiğini ve alana 5 adet sosyal tesis kazandırıldığını belirten Dural, iktidarı halkın taleplerinden kopmakla suçladı.
Bu tartışmada CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden’in, “Öncelikle o bankın hemen karşısında yer alan iki ayrı kaçak kafenin hesabını bu halka verin” çıkışı da polemiğin bir diğer yüzünü gösteriyor.
Su Savaşları ve Kademeli Tarife
Kentin en hararetli tartışması olan su zammı konusunda da kutuplaşma derin. AKP’den Sezer Köroğlu ve MHP’den Gündüz Torlak zammı “vatandaşa fahiş yük bindirmek” olarak nitelendirirken; Saadet Partisi İlçe Başkanı İsmail Üstünyer son 798 gündeki artışın yüzde 777,8’e ulaştığını savunuyor.
Bu eleştirilere karşı teknik verilerle yanıt veren CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden ise çarpıcı iddialar paylaştı. Eski AKP’li Başkan Selim Alan döneminde suya tek seferde yüzde 190,32 zam yapıldığını hatırlatan Özden, mevcut yönetimin 19 aydır suya zam yapmamak için direndiğini söyledi. Özden’in açıklamalarına göre;
- İller Bankası paylarındaki yüzde 40’lık kesinti,
- Revizyon imar planı çıkmazı nedeniyle belediyenin 2,5 yıldır tek bir ruhsat harcı kesememesi,
- Belediyeye İŞKUR kadrosu verilmemesi gibi engeller yerel yönetimi mali olarak tıkamış durumda.
Özden, zammın dar gelirliyi korumak adına kademeli yapıldığını, ayda 10 metreküp ve altında su tüketen 21 bin aboneye artışın yüzde 50 (42 TL) ile sınırlandırıldığını vurguladı.
Solun Eleştirisi ve Yapısal Abluka
Bu tabloda SOL Parti, TKP ve KESK gibi sol-emek bileşenlerinin “su ticari meta değildir” diyerek faturayı doğrudan belediyeye kesmesi, anlaşılır bir ideolojik reflekstir ancak eksiktir. Çünkü yerel bütçe açıklarını sadece belediyenin tercihi gibi görmek; merkezi iktidarın muhalif belediyeleri mali, idari ve yargısal olarak boğma politikasını ıskalamaktadır.
Susma’nın Yorumu: Asıl hedef tahtasına konulması gereken, girdileri fahiş oranda zamlayan ve yerel yönetimlerin gelir kaynaklarına el koyan merkezi sömürü mekanizması olmalıdır. Kuşatmayı görmeden, sadece kaleyi savunana ateş etmek yerel mücadeleye katkı sunmaz.
Son Söz
Tüm bu ablukaya rağmen, ESM Kongresi’nde yeniden seçilen Özgür Erkal’ın emekten yana kararlı duruşu ve yaklaşan 7. Çaycuma Günleri’nin toplumsal dayanışmayı öne çıkaran programı kentteki umudu diri tutuyor. Zonguldak’ın kurtuluşu, sığ “bank” kavgalarında değil; iktidarın cezalandırma politikalarına karşı omuz omuza durarak liyakatli ve halkçı projeleri hep birlikte savunmaktan geçiyor.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
