Câhiliye devri zihniyeti, devleti, toplumsal bir ilişki biçimi olarak değil, bir baskı aygıtı olarak kavrar. Câhiliyenin hem ürünü hem de üreticisi olan Lenin bunu şöyle ifade eder:

“… devlet, bir sınıf egemenliği organı, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı organıdır.” (V. İ. Lenin, “Devlet ve Devrim”, Ağustos-Eylül 1917, TE, İng., c. 25, s. 392.)

Bitti, bu kadar. Dağılabilirsiniz. Zihinler ferahfeza, püfür püfür.

Bu tanım, devletin sınıfsal karakterini ortaya koymakla yetinir; devleti kavramsal olarak açıklamaz. Oysa devlet bir “organ” değil, insanlar arasındaki özgül bir toplumsal ilişki biçimidir. Dolayısıyla devlet kavramı, aygıtlardan değil, bu aygıtlarda nesnelleşmiş toplumsal ilişki biçiminden hareketle inşa edilir.

Örneğin sermaye, üretim araçları ya da para değil, bu maddi biçimlerde nesnelleşmiş bir ilişki biçimidir. Benzer şekilde devlet de hükümet, bürokrasi, silahlı güçler, mahkemeler ve parlamento gibi aygıtlarda nesnelleşmiş bir ilişki biçimidir.

Devleti yalnızca bir baskı organı olarak kavramak, devleti bir araç düzeyine indirger. Bu indirgemeci yaklaşım, devletin ezilen sınıf tarafından ele geçirilerek kurtuluşun aracı olarak kullanılabileceği kuruntusunu üretir.

Oysa devleti bir toplumsal ilişki biçimi olarak kavramak, bambaşka teorik açılımlar doğurur:

Tarihin şafağındaki ilkel komünal topluluklar kendi içlerinden yarıldıkça, ortak ve bütünleşik faaliyet yetenekleri giderek zayıfladı. Toplumu parçalayan işbölümü ilerledikçe komünal iradenin maddi zemini çözüldü. Böylece, topluluğun kendi ortak yaşamını doğrudan düzenleme kudreti buharlaştı.

İlkel komünal toplulukların çözülmesi, komünal ilişkilerin tersine döndüğü bir dizi toplumsal ilişki biçimi doğurdu. Bunların arasından devlet, komünal birlik ilişkisini inkârın özgül siyasal biçimi olarak yükseldi.

Devletin aygıt olarak nesnelleşmiş veçhesi, siyasal müdahaleler yoluyla yıkılabilir ve yerine yenisi kurulabilir. Bu yıkım ve yeniden kuruluş süreci, kabaca siyasal devrime tekabül eder. Siyasal devrim, günlerle ifade edilebilecek takvimsel bir zaman aralığında gerçekleşir. Buna karşılık devletin bir toplumsal ilişki biçimi olarak ortadan kaldırılması, siyasal devrimle değil, dünya-tarihsel ölçekteki sosyalist toplumsal devrimle gerçekleşir.

Devletin bir toplumsal ilişki biçimi olarak ortadan kaldırılması, ancak komünal ilişkilerin yeniden kurulması yoluyla mümkündür. Devlet, komünal ilişkilerin inkârı olarak ortaya çıkan tersine dönmüş toplumsal ilişki biçimleri dizisi içinde yer alır. Bu nedenle devlet, ancak bu tersine dönmüş ilişkilerin topyekûn ortadan kaldırıldığı dünya-tarihsel devrimci dönüşümün, yani sosyalist toplumsal devrimin tamamlanmasıyla ortadan kaldırılır.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.