Sermaye Krizde, Dışarıda “Alt-Emperyalist” Yayılma, İçeride “Süper-Sömürü” ve Geçim Çöküşü

Küresel maliyet baskıları, yüksek faiz ablukasında tıkanan üretim ve mutfakta derinleşen yangın, Türkiye ekonomisini çetin bir kriz cenderesine sıkıştırmış durumda. Sermaye ve iktidar bloğu bu krizden çıkışı dışarıda askeri ve ticari pazar arayışlarında ararken; içeride faturayı gençlerin geleceğine, işçinin ekmeğine ve halkın yaşama hakkına kesiyor. Zonguldak ve Batı Karadeniz havzası ise Filyos Limanı ve liman diplomasisi hamleleriyle bu denklemin tam merkezinde duruyor.

1. Küresel Kriz ve Alt-Emperyalist Pazar Arayışı

ABD-İran hattındaki gerilim ve Hürmüz/Bab el-Mandeb boğazlarındaki riskler, Brent petrolünü 100 dolar sınırına dayayarak küresel çapta enflasyonist endişeleri tırmandırdı. ABD’nin 80’den fazla ülkeye yönelik yeni gümrük tarifeleri ve Çin’in Avrupalı şirketlere getirdiği kritik mineral kısıtlamaları, küresel serbest ticaretin yerini sert bir korumacılığa bıraktığını gösteriyor.

Keele Üniversitesi’nden Prof. Bülent Gökay’ın işaret ettiği üzere; ABD hegemonyasının göreli gerilemesi ve çok kutuplu dünya düzeni, Türkiye gibi orta ölçekli güçlere genişleme alanı açmaktadır. Ruy Mauro Marini’nin “antagonistik bağımlılık” kavramıyla tarif ettiği gibi; Türkiye bir yandan Batı finans sistemine entegre kalmaya devam ederken, diğer yandan ABD’nin bıraktığı boşluklardan yararlanarak Afro-Avrasya coğrafyasında görece özerk yayılmacı politikalar izlemektedir.

Mavi Vatan doktrini, Somali ve Katar’daki askeri üsler, Afrika’ya yayılan İHA/SİHA ve zırhlı araç ihracatı (Otokar’ın Romanya’ya 1.059 adetlik COBRA II teslimatı) bu alt-emperyalist hırsın “sert güç” boyutudur. TİKA, DEİK, Maarif Vakfı ve sağlık diplomasisi ise bu yayılmanın “yumuşak güç” bacağını oluşturmaktadır.

2. Sanayide Faiz Cenderesi ve TÜİK Verileriyle “Geçim Çöküşü”

İç pazarda Merkez Bankası’nın borç verme faizini %40’ta tutması üretimi vuruyor. İSO İkinci 500 verilerine göre orta ölçekli sanayiciler faaliyet kârının %86,7’sini finansman giderlerine (faize) ödemek zorunda kalırken, reel büyüme %0,2’de kalmış, kapasite kullanımı %73,8 ile son 10 ayın dibine inmiştir. David Harvey’nin “Mekânsal-Zamansal Çözüm” dediği şekilde; içerde faiz yükü altında ezilen ve kâr edemeyen sermaye, çıkışı dış pazarlara ve Afrika/Ortadoğu ihalelerine kaçmakta aramaktadır.

Ancak dışarıdaki rekabetin maliyeti, içeride Marini’nin dikkat çektiği “Süper-Sömürü” mekanizmasıyla, yani emeğin yaşam sınırının dahi altında çalıştırılmasıyla karşılanmaktadır. TÜİK ve KAMU-AR verileri bu tablonun toplumsal faturasını net biçimde ortaya koymaktadır:

+-----------------------------------------------------------------------------------+
|                   TÜİK VE KAMU-AR GEÇİM VE İSTİHDAM GÖSTERGELERİ                  |
+------------------------------------+----------------------------------------------+
| YARDIMLI/AKRABA KONAKLAMASI (TÜİK) | EĞİTİMLİ GENÇ İŞSİZLİĞİ VE UCUZ EMEK (TÜİK)  |
+------------------------------------+----------------------------------------------+
| • Yurt içi seyahate çıkanların     | • Lisans mezunlarının kayıtlı istihdamı      |
|   %68,1'i "Akraba/Arkadaş evinde"  |   %73,9'a geriledi. Ortala ilk iş bulma     |
|   kaldı.                           |   süresi 14,2 ay oldu.                        |
| • Otel konaklaması lüks haline     | • Mezunların sadece %56,7'si kendi alanında  |
|   geldi; halkın %79,7'si bu yaz    |   çalışabiliyor (Sosyal bilimlerde bu oran   |
|   hiç tatil yapamadığını bildirdi. |   %20,6'ya düşüyor!).                        |
+------------------------------------+----------------------------------------------+
| İÇ TALEP TIKANMASI (TÜİK)          | MUTFAKTAKİ YANGIN (KAMU-AR / TEMMUZ 2026)    |
+------------------------------------+----------------------------------------------+
| • Perakende Ticaret Güven Endeksi  | • Açlık Sınırı: 38.216 TL                    |
|   %1,6 azaldı. Gelecek 3 aylık     | • Yoksulluk Sınırı: 117.336 TL               |
|   satış beklentisi %3,8 geriledi.  | • Net Asgari Ücret: 28.075 TL                |
| • Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi     | • En Düşük Emekli Aylığı: 23.552 TL          |
|   yıllık %36,65 artış gösterdi.    |   (Asgari ücret açlığın 10 bin TL altında!)  |
+------------------------------------+----------------------------------------------+

TÜİK’in Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, diploma değerinin sıfırlandığını ve eğitimli gençliğin ucuz işgücü ordusuna katıldığını belgeliyor. Üniversite mezunlarının ilk işi bulmak için 14,2 ay beklemesi ve yarıdan fazlasının kendi mesleğini yapamaması, nitelikli genç emeğin güvencesizleştirildiğini gösteriyor.

TÜİK’in Yurt İçi Turizm Verileri ise halkın yaşadığı derin yoksullaşmayı kanıtlıyor: Yerli turistlerin %68,1’i tatile değil, akraba/arkadaş evine gidebilmiştir. Otel konaklamasının imkansızlaşması ve halkın %79,7’sinin tatil planı dahi yapamaması, satın alma gücünün çöküşüdür. TÜİK Perakende Güven Endeksi’ndeki düşüş ise tüketicinin harcama yapamaz hale geldiğinin resmî itirafıdır.

Buna rağmen iktidar ve patron kulislerinin masaya getirdiği “Bölgesel ve Sektörel Asgari Ücret” modeli, Zonguldak ve Anadolu’da işçileri açlık sınırının da altında çalıştırmayı hedefleyen art niyetli bir süper-sömürü dayatmasıdır.

3. Bölgesel Eksen: Zonguldak, Filyos Limanı ve Akaryakıt Şoku

Uluslararası alandaki bu pazar ve lojistik arayışı, Batı Karadeniz sanayi havzasında somut adımlara dönüşmektedir:

  • ZTSO’dan Liman Diplomasisi: Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir’in, İstanbul Bölge Liman Başkanı Erol Ekmekçi’yi ziyareti ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun KARDEMİR için Filyos Limanı’na yaptığı vurgu; Karadeniz ve Filyos limanlarını Marmara lojistik hattına entegre etme çabasıdır.
  • Motorin Krizinin Nakliye Maliyetleri: Rusya’nın 8 Temmuz’da motorin ihracatını durdurması, toptan piyasada fiyat belirsizliğine ve bölgesel nakliye maliyetlerinin fırlamasına yol açmıştır. Karayolu taşımacılığı pahalılaşırken, Filyos ve deniz yolu lojistiği sermaye için zorunlu bir “sığınma limanı” haline gelmektedir.
  • Dış Ticaret Engelleri: ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun Türk paslanmaz çelik borularına başlattığı anti-damping soruşturması, Erdemir ve Kardemir gibi bölge üreticilerini dış pazarda sıkıştırmaktadır.

4. Emek Cephesi İçin Geleceğe Yönelik Stratejik Program

Sermaye ve iktidar bloğu krizin faturasını dışarıda askeri/ticari yayılmayla, içeride ise gençleri diplomasızlığa, işçileri bölgesel asgari ücret tuzağına mahkûm ederek ödetmek istemektedir. Emek cephesinin bu saldırıyı boşa çıkarması için atması gereken adımlar şunlardır:

  1. Dış Yayılma ile İç Sömürü Bağını Teşhir Etmek: “Türkiye Yüzyılı” veya Afrika açılımları nutuklarının arkasında sermayenin kâr hırsı ve halka yüklenen süper-sömürü rejiminin yattığı açıkça anlatılmalıdır.
  2. “Bölgesel Ücret” Tuzağını Püskürtmek, “Ulusal Geçim Ücreti”ni Savunmak: Bölgesel asgari ücret dayatması reddedilmeli; yoksulluk sınırını (117 bin TL) ve tek bir çalışanın ailesini insanca yaşatabileceği “Ulusal Geçim Ücreti” mücadelesi yükseltilmelidir.
  3. Genç Emeğin Güvencesizleştirilmesine Karşı Mücadele: TÜİK verilerinin ortaya koyduğu eğitimli genç işsizliğine karşı, diplomaya uygun insanca iş ve taban ücret hakkı savunulmalıdır.
  4. Havza Emek Meclislerini Kurmak: Sermaye TSO’lar (ZTSO, Karabük TSO) üzerinden lojistik hatlar örerken; DİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve bağımsız sendikalar Zonguldak-Ereğli-Karabük hattında “Ortak Havza Emek Meclisleri” kurmalıdır. Liman, demiryolu, TTK maden ve çelik işçileri birleşmeli; bölgesel ücret dayatmasına karşı fiili eylem ve grev takvimi devreye sokulmalıdır.

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.