Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), İstanbul Valiliği’nin okullarda Cuma namazı için mescit açılmasını öngören genelgesine tepki gösterdi. Kararın laik ve bilimsel eğitime açık bir müdahale olduğunu belirten ABF, “Okulların görevi ibadet düzenlemek değil; nitelikli, kamusal ve bilimsel eğitim vermektir” açıklamasını yaptı.

İstanbul Valiliği’nin okullara gönderdiği ve her okulda Cuma namazları için mescit açılmasını emreden genelgesi üzerine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Okulların ibadethaneye dönüştürülmesini şiddetle reddettiklerini vurgulayan federasyon yönetimi, uygulamanın laik ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu savundu.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Laik Eğitimi Tasfiye Etmeyi Amaçlıyor”

Açıklamada, eğitim sisteminin uzun süredir gerici ve tekçi politikaların kuşatması altında olduğu ifade edilerek, müfredat değişiklikleri ve uygulamalar sert bir dille eleştirildi:

“AKP hükümeti de çok iyi bilmektedir ki, okulların görevi ibadet düzenlemek değil, nitelikli ve kamusal eğitim vermektir. Ancak iktidara geldiği günden bu yana asıl amaç eğitimi geliştirmek değil; toplumu ve geleceğimiz olan çocuklarımızı dinsel esaslara göre dönüştürmektir.

Bu gerici kuşatmanın en tehlikeli ayağı olan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’, aklın ve pozitif bilimlerin temeli olan Laik Eğitim İlkesi’ni tamamen tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Pozitif ve doğa bilimleri müfredattan ayıklanarak sorgulamayan, eleştirmeyen ve biat eden nesiller yetiştirilmek istenmektedir.”

“Alevi Çocukları Üzerindeki Asimilasyon Ve Baskı Derinleşiyor”

Zorunlu din dersleri, ÇEDES projeleri ve Ramazan ayındaki uygulamalarla Alevi çocuklarının okullarda ayrımcılığa uğradığına dikkat çekilen açıklamada, mescit zorunluluğunun bu asimilasyon politikalarının yeni bir halkası olduğu belirtildi:

“Zorunlu din dersleri ile Sünni-Hanefi inancının müfredatı tüm çocuklara dayatılırken; okullarda kendi inancını ve kimliğini saklamak zorunda bırakılan evlatlarımız, şimdi de Cuma Namazı ve Mescit zorunluluğuyla karşı karşıyadır. İnanç mekânlarımızı tahrip eden, Cemevlerimizi ibadethane olarak görmeyen zihniyet, okulları Emevi anlayışının birer uygulama alanına çevirmek istemektedir.”

Bakan Yusuf Tekin’in Sözlerine Tepki: “Cemevleri Saray’ın Lütfu Değildir”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Alevilere ilişkin sözlerine de yanıt verilen basın açıklamasında, kullanılan dilin üstenci ve lakayt olduğu ifade edildi:

“Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, ‘Alevi Bektaşi vatandaşlarımız, Allah Tayyip Erdoğan’dan razı olsun, onun sayesinde insani koşullarda Cem yapmaya başladık diyorlar’ şeklindeki demeci, iktidarın Alevilere yönelik ne kadar saygısız ve lakayt yaklaştığının en somut göstergesidir. Saray rejimi bir yandan hayali Aleviler yaratıp kendini övdürürken, diğer yandan bürokratlar eliyle Aleviliği yok etme planlarını uygulamaktadır. Alevi toplumu Cemevlerini Saray’ın lütfuyla değil, kendi tarihsel ve onurlu mücadelesiyle kurmuştur.”

“Öncelik Yoksulluk Ve Çocuk İşçiliği Olmalıdır”

Milyonlarca öğrencinin yoksulluk, açlık ve nitelikli eğitime erişim sorunlarıyla boğuştuğuna değinilen açıklamada, MESEM projeleriyle artan çocuk işçi ölümlerine dikkat çekildi. İktidarın asıl önceliğinin çocukların refahı değil, biatçı bir toplum yaratmak olduğu öne sürüldü.

Birlikte Mücadele Çağrısı

Alevi Bektaşi Federasyonu, açıklamasını tüm yurttaşlara ortak mücadele çağrısı yaparak tamamladı:

“Bu genelge ve dayatmalar yalnızca Alevilere yönelik bir saldırı değildir; laik, demokratik ve bilimsel bir geleceğe inanan tüm toplumun ortak sorunudur. Eğitim sistemindeki tekçi ve gerici kuşatmaya karşı durmak; Alevi’si, Sünni’si, inananı ve inanmayanı ile hepimizin tarihsel sorumluluğudur. Okullar ibadethane değildir; aklın, bilimin, vicdanın ve özgür düşüncenin yuvasıdır. Eşit yurttaşlık ve laik eğitim talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.