Küresel, Ulusal ve Yerel Perspektifler | 3 Ağustos 2026 | Zonguldak
Yönetici Özeti
Bu haftanın raporu, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların, yurt içindeki enflasyonist baskıların ve Zonguldak özgülündeki yerel dinamiklerin ekonomi-politik arka planını kapsamlı bir teorik çerçeveyle sunmaktadır. İngiltere’de Keele Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Profesörü Bülent Gökay’ın uluslararası ilişkiler analizlerine göre, dünyada savaşların maliyetleri artırdığı bir dönemde Türkiye, “alt-emperyalist” bir aktör olarak Afrika’dan Kafkasya’ya uzanan stratejik özerklik arayışıyla dikkat çekmektedir. Ancak bu dışa açılım, içeride “süper-sömürü” çarklarıyla, yani gelir adaletsizliği, sendikasızlaşma ve resmi-gayriresmi enflasyon uçurumuyla finanse edilmektedir. Yerelde ise “kömür sonrası” ekonomi arayışları hızlanmış; Offshore ekonomisi, teknolojik yatırımlar ve modern seracılık gibi yeni sektörler kentin gündemine oturmuştur. Rapor, yerel sermayenin sektörel arayışları ile ulusal sermayenin küresel pazar arayışlarının nasıl aynı “sermaye birikimi” mantığının ürünü olduğunu sermaye, iktidar, muhalefet ve emek cephelerinden irdelemektedir.

1. Küresel Ekonomi, Jeopolitik Baskılar ve “Alt-Emperyalizm”
Tedarik Zinciri ve Üretim Krizleri
Orta Doğu’daki çatışmalar ve Kızıldeniz’deki riskler, küresel ticareti derinden sarsmaya devam etmektedir. Küresel piyasa analizlerine göre, Japonya’dan Türkiye’ye gelen yüklerde navlun maliyetinin 35 dolardan 68 dolara çıkması, iç piyasadaki enflasyonun ithal maliyet bacağı olarak öne çıkmaktadır. Küresel üretimde ise dev üretici Toyota, Çin’deki rekabet ve Japonya’daki depremler nedeniyle dört fabrikasında üretimi durdurmak zorunda kalmıştır.
Sermayenin “Mekânsal-Zamansal Çözümü” Olarak Yayılmacılık
Küresel merkezlerdeki bu sıkışma ve krizler, Prof. Dr. Bülent Gökay’ın vurguladığı David Harvey tezleri uyarınca, Türkiye gibi orta ölçekli ekonomileri, aşırı sermaye birikimi krizini aşmak için “mekânsal-zamansal çözümlere” itmektedir. ABD’nin göreli gerilemesi ve çok kutuplu dünyanın açtığı boşluktan yararlanan Türkiye, Libya’dan Somali’ye kadar uzanan coğrafyada kendi alt-emperyalist nüfuz alanını oluşturmaktadır. Bu strateji, salt dış politika değil, içeride doymuş olan sermayenin yeni pazarlara ihraç edilmesi zorunluluğundan doğmaktadır.
2. Ülke Gündemi: “Süper-Sömürü” Gölgesinde Makroekonomik Veriler
Enflasyon Ayrışması: Temmuz 2026 itibarıyla TÜİK yıllık enflasyonu %31,75 olarak açıklarken, bağımsız ENAG grubu bu oranı %50,49 olarak duyurmuştur. TÜRK-İŞ verilerine göre Ankara’da 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 120.325 TL, açlık sınırı ise 36.939 TL’ye ulaşmıştır.
İşsizlik, Dış Ticaret ve Büyümenin Bedeli
TÜİK verilerine göre haziran ayında işsizlik oranı %7,6 ile son 21 yılın en düşük seviyesine gerilese de, atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) %28,8 gibi kritik bir eşiktedir. Makroekonomik büyüme ve ihracat artışı (%21,7), alt-emperyalist güçlerin temel karakteristiği olan “süper-sömürü” mekanizmasıyla sağlanmaktadır. Yani ulusal sermayenin dışarıda rekabet edebilmesi için içeride ücretler baskılanmakta, işçi hakları sınırlandırılmakta ve esnek çalışma dayatılmaktadır.
3. Yerel Ekonomi ve Zonguldak’ın Dönüşümü
Bölgesel Dış Ticaret (Haziran 2026)
| İl | İhracat (Milyon $) | İthalat (Milyon $) | Dış Ticaret Dengesi (Milyon $) |
| Zonguldak | 20,6 | 139,5 | -118,9 |
| Karabük | 28,9 | 106,2 | -77,3 |
| Bartın | 3,2 | 0,75 | +2,45 |
Akaryakıt Şoku ve Çifte Standart
Sektör kaynaklarından alınan bilgilere göre, Zonguldak’ta motorin fiyatının 80 TL barajını aşarak 83 TL’ye dayanması, yereldeki üretim ve ulaşım maliyetlerini vurmaktadır. Ancak, Zonguldak Belediyesi’nin 20 ay gecikmeli uyguladığı su zammında tepki gösteren sivil ve siyasi yapıların, devasa akaryakıt zamlarına karşı pasif kalması yerel kamuoyunda “çifte standart” tartışmalarını beraberinde getirmiştir.
Kömürden Offshore ve Seracılığa: Sermayenin Yeni Arayışları
Yerel sermaye de ulusal sermaye gibi yeni “mekânsal” çözümler aramaktadır. ZTSO öncülüğünde düzenlenen toplantıda İskoçya’nın Aberdeen modelinden ilham alınarak kentin bir “Offshore (deniz üstü) Ekonomisi” üssüne dönüştürülmesi tartışılmıştır. Keza, 26 yıllık madenci Alaattin Kurnaz’ın Filyos’ta kurduğu 100 milyon liralık, yapay zeka destekli ve yıllık 1.200 ton kapasiteli seracılık yatırımı, kömüre alternatif “bacasız sanayi” arayışlarının somut örneğidir. ZTSO’nun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yürüttüğü Turistik Karaelmas Ekspresi’nin %97,5’lik doluluk oranıyla hizmet sektöründe yakaladığı başarı da bu çeşitlenmeyi desteklemektedir.
4. Cephelerden Durum Analizi: Teoriden Pratiğe
Sermaye Cephesi: Kaplanlar ve Savunma Devleri
Küresel pazar daralmalarını aşmak isteyen Türk sermayesi sınır ötesine taşmaktadır. Bir yandan “Anadolu Kaplanları” olarak bilinen esnek KOBİ’ler yeni ihracat pazarlarına yönelirken, Aselsan, Baykar, Roketsan gibi savunma sanayi devleri Afrika pazarında askeri nüfuz inşa etmektedir. TPAO’nun Kerkük’te BP hisselerini (%15) alması da bu bölgesel sermaye yayılmacılığının devlet eliyle yürütülen stratejik bir yansımasıdır.
İktidar Cephesi: “Stratejik Özerklik” ve Mavi Vatan
Uluslararası ilişkiler analizlerine göre İktidar, Batı blokuna bağımlılığı azaltma ve iç politikada popülist destek sağlama amacıyla “stratejik özerklik” söylemini kullanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı hamleleriyle döviz girdisi hedeflenirken, Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan doktrini, Libya MEB anlaşması ve Somali’deki askeri üslerle bölgesel bir hegemonya (“alt-emperyalizm”) inşa edilmektedir.
Muhalefet Cephesi: Üretim ve Risk Vurgusu
Muhalefet, bu yayılmacı politikaların içerideki yoksulluğu örtemeyeceğini savunmaktadır. Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol’un “Filyos projesi sadece törenlerle değil, istihdamla anılmalı; TTK güçlendirilmeli” eleştirisi, rant yerine yerel üretime dönüş çağrısıdır. Keza Cem Dereli’nin “Zonguldak enerjinin üssü ama asfalt için bitüm desteği alamıyor” çıkışı, merkeze aktarılan zenginliğin yerel halka dönmediğinin ispatıdır. Teorik bağlamda da, Mavi Vatan gibi dış hamlelerin uzun vadede çatışma ve istikrarsızlık riski taşıdığı eleştirileri muhalefet cephesinin kaygılarıyla örtüşmektedir.
Emek Cephesi: Süper-Sömürünün Doğrudan Hedefi
Alt-emperyalist yayılmacılığın faturasını emekçi sınıflar ödemektedir. DİSK-AR’ın son raporu bu gerçeği tokat gibi çarpmaktadır: Özel sektörde sendikalaşma %5,7’ye düşmüş, her 100 işçiden 96’sı toplu sözleşmeden mahrum kalmış ve grev hakkı fiilen yok edilmiştir. Sermayenin küresel “başarısı”, içeride işçinin örgütsüzlüğü ve ucuz emeği (süper-sömürü) üzerine inşa edilmiştir.
Hazırlayan: Susma Ekonomi Masası | Kaynaklar analiz edilerek raporlanmıştır. | 3 Ağustos 2026
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
