Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak adlandırılan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sonucunda kabul edildi. PKK’nin silah bırakması sürecinin yasal zeminini oluşturan düzenleme, 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oy ile yasalaştı. Kabulün ardından TBMM, 1 Ekim tarihine kadar tatile girdi.
Sürecin detayları, siyasi partilerin tutumları ve konunun doğrudan muhataplarının değerlendirmeleri şu şekildedir:
Meclis Tablosu ve Zonguldak Milletvekillerinin Tutumu
- Genel Oylama: 12 maddeden oluşan kanun teklifi oy çokluğuyla Meclis’ten geçti.
- Zonguldak Detayı: Yeni Parti Zonguldak Milletvekilleri Deniz Yavuzyılmaz (“Oyum ‘hayır’ olacaktır”) ve Eylem Ertuğ Ertuğrul (“’Hayır’ oyu vereceğimi Zonguldak halkına duyururum”) seçmenlerinin ve bölgenin hassasiyetlerini gerekçe göstererek teklife “hayır” oyu kullandı.
İktidar ve Cumhur İttifakı Kanadı
- AKP Grup Başkan Vekili Abdülhamit Gül: Teklifin 367 milletvekilinin imzasıyla sunulduğunu belirterek süreci bir “Ankara Mutabakatı” ve “Türkiye Modeli” olarak tanımladı. Yasanın 12 maddeden oluştuğunu; silahların bırakılması, teslimi ve güvenlik birimlerince tespiti sonrası Milli Güvenlik Kurulu (MGK) teyidiyle Resmî Gazete’de yayımlanacağını aktardı. 50 yıllık terörün Türkiye’ye maliyetinin 2,3 trilyon dolar olduğunu vurguladı.
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Yasanın kişiye özel çıkarılmadığını vurgulayarak, düzenlemenin Selahattin Demirtaş’ı kapsayıp kapsamayacağına ilişkin kararı idari makamların değil, ilgili yargı mercilerinin vereceğini söyledi. Abdullah Öcalan’a özel bir düzenleme bulunmadığını belirtti.
- MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız: Süreci “Türkiye Modeli” olarak niteledi. Birleşik Krallık’ın IRA ile yürüttüğü 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması (Northern Ireland Act) ve Kolombiya’nın FARC ile yaptığı 2016 barış anlaşması (suç itirafı, denetimli serbestlik ve erken salıverilme mekanizmaları) gibi küresel örnekleri emsal gösterdi.
Yeni Parti ve CHP Geleneğinin Değerlendirmeleri
- Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel: İktidarın süreci şeffaf yönetmediğini, kapalı kapılar arkasında müzakere yürüttüğünü ve komisyon raporundaki 7. madde olan “demokratikleşme” vaatlerini (AYM/AİHM kararlarına uyulması, kayyumların kalkması, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş’ın hukuki durumu) yasa metnine yansıtmadığını eleştirdi. Buna rağmen “şehit gelmemesi ve barışın önünde durmamak” adına yönetimiyle birlikte “evet” diyeceğini açıkladı. Milletvekillerini ise bölgelerindeki seçmen iradesine göre oy kullanmakta serbest bıraktı (gruptan en az 41 vekil “hayır” diyeceğini duyurdu).
- Ekrem İmamoğlu: Özgür Özel’in kararını ve liderliğini desteklediğini (“Altına imzamı atıyorum”) belirtti. Mansur Yavaş’ın kaygı ve uyarılarının önemine dikkat çekti. İktidarın sicilinin güven vermediğini, sürecin denetleyicisinin TBMM, hukuk ve kamuoyu olması gerektiğini ifade ederek Selahattin Demirtaş’ın barış çağrısını bütünleştirici bulduğunu ekledi.
- Oğuz Kaan Salıcı: Konuşmasında Sırrı Süreyya Önder’i anarak başladı. SHP’nin 1989 Kürt raporuna atıfta bulunarak çözümün adresinin öteden beri Meclis olduğunu savundu. Silahların devreden çıkmasıyla demokratik siyasetin genişleyeceğini, kayyumlara son verilip eşit yurttaşlığın sağlanması gerektiğini vurguladı.
DEM Parti ve Cezaevi Mesajları
- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: Yasanın bir “al-ver” veya “taviz” olmadığını, 100 yıllık Kürt meselesinin ilk kez gerekçeli ve olağan bir yasama diliyle Meclis’e taşındığını söyledi. Türklerin güvenlik kaygısı ile Kürtlerin eşitlik talebinin aynı hukukta buluşması gerektiğini belirtti. “Kürtler ayrılmak istese burada olmazdık, vatan ortaktır” diyerek, asıl demokratikleşme hamlelerinin Meclis’in açılacağı Ekim ayında yapılması çağrısında bulundu.
- Selahattin Demirtaş & Selçuk Mızraklı (Edirne Cezaevi): Sürecin ucuz pazarlıklara dayanmadığını, 86 milyonun kardeşliği için yürütüldüğünü belirttiler. Sürece katkı sunan liderlerin yanı sıra, eleştirileriyle dolaylı katkı sağladıklarını ifade ettikleri Müsavat Dervişoğlu ve Fatih Erbakan’a da teşekkür ettiler.
Diğer Partilerin Tutumu
- TİP (Parti Meclisi): Şeffaflık eksikliği, bazı yargı yetkilerinin yürütmeye devredilmesi ve siyaset yasaklarına eleştiri getirip şerh koyarak, silahların susması amacına binaen teklife “şerhli evet” oyu verdi.
- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: Terörün sona ermesi, Meclis iradesi ve siyonist yayılmacılığa karşı iç cephenin güçlenmesi adına “evet” dediklerini; kapalı kapı diplomasisine ve yeni vesayetlere ise “hayır” dediklerini ifade etti.
- Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan: Örgütün tasfiyesini içeren maddeler nedeniyle “hayır” demediklerini, ancak terör suçlularının örtülü af ile salıverilmesini ve siyasi hakların iadesini vebal gördükleri için “çekimser” oy kullanacaklarını duyurdu. Af konusunun referanduma götürülmesini önerdi.
Sivil Toplum ve Örgüt Kanadından Gelen Açıklamalar
- Hareket Yönetimi (PKK): Yasa teklifinin “savaş dili” kullandığını, “Kürt” kavramına yer vermeden sadece silahsızlanmaya odaklandığını savundu. Abdullah Öcalan’ın özgür şartlarda koordinatörlük yapmaması ve silahsızlanan kadrolara güvenceli demokratik siyaset alanı açılmaması halinde yasanın pratikte uygulanamayacağını iddia etti.
- İHD (İnsan Hakları Derneği): Yasa tasarısını önemli bir adım olarak nitelendirdi ancak 7 maddelik öneri sundu: MGK tespitine 1 aylık sınır getirilmesi, öldürmeye teşebbüs muğlaklığının giderilmesi, 2-3 yıllık siyaset yasaklarının kaldırılması, KHK’lılar ile Barış Akademisyenlerinin de kapsama dahil edilmesi istendi.
- Barış Vakfı & EFFP: Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), kalıcı barışın sadece fiziksel özgürleşmeyle değil, örgütlenme ve ifade özgürlüğüyle sağlanacağını vurguladı. Barış Vakfı ise Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve partilere mektup göndererek, teklifin 5. maddesiyle kurulacak “İzleme Komisyonu”na çatışma çözümü alanında çalışan STK’ların da dahil edilmesini talep etti.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
