HABER – YORUM / SUSMA GAZETESİ

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Karadon Şubesi’nin 13’üncü Olağan Genel Kurulu, 15 Ağustos’ta Genel Merkez Şemsi Denizer Salonu’nda tamamlandı. Salonun ismi Şemsi Denizer, duvarları 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü’nün mücadele hafızasıyla örülü… Ancak genel kurul kürsüsünden sarf edilen sözler ve ardından basına servis edilen resmi bülten, sendikal bürokrasinin geldiği noktayı özetler nitelikteydi. Daha da acısı; emeğin başkenti olarak anılan Zonguldak’ta yalnızca sendika yönetimi değil, kentin “emek ve demokrasi güçleri” ile sol-sosyalist yapıları da Ankara’da sokak ortasında direnen madencileri derin bir sessizlikle izlemeyi tercih etti.

Ankara’da Gözaltı ve Dayak, Zonguldak’ta İsimsizleştirilen Direniş

Başkent Ankara’da günlerdir bir sınıf kavgası veriliyor. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Elazığ Eti Gümüş işletmelerinde gasp edilen hakları için yola çıkan madenciler; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde darp edildi, 80 işçi ve aileleri gözaltına alındı. Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve madenciler nezarethanelerde tutulurken, serbest kalanlar ise Ankara Madenci Anıtı önünde seslerini duyurmaya çalıştı.

Buna karşın Zonguldak’taki genel kurulda konuşan GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, direnişteki sınıf kardeşlerine yalnızca iki satır ayırdı; üstelik direnen işçinin, Bağımsız Maden-İş’in ve işçiyi ezen holdingin adını dahi anmadan: “İşini doğru yapan, işçilerin haklarını tam anlamıyla ödeyen düzgün şirketleri tenzih ediyorum… Mücadele veren madencilerin yanında olduk…”

Sermayeyi ürkütmeme telaşıyla kurulan bu genel geçer cümleler, hak arayan madenciye açık destek vermek yerine vaziyeti kurtarma çabasından ibaret kaldı.

Zonguldak Demokrasi Güçleri ve Sol Nerede?

Asıl sorgulanması gereken tablonun diğer yüzü ise Zonguldak’ın ilerici, sol ve emek çevreleridir.

Kendisini emek eksenli tanımlayan siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları ve Zonguldak Demokrasi Platformu bileşenleri; Ankara’da maden işçilerinin baretleri polis kalkanlarıyla ezilirken, hakları gasbedilen madenciler günlerdir sokakta yatarken neden sessiz?

  • Emeğin Başkenti Zonguldak’ın Madenci Anıtı neden Ankara’daki sınıf kardeşleri için bir dayanışma kürsüsüne dönüştürülmedi?
  • İktidarın ve sermayenin baskılarına karşı sokakta direnen madenciler için Zonguldak’ta neden ortak, güçlü bir ses çıkarılmadı?
  • Sol ve sosyalist yapılar, sınıf dayanışmasını sadece anma günlerine ve salon toplantılarına mı hapsetti?

Maden işçisi nerede olursa olsun kaderi ve kavgası ortaktır. Kömürü çıkaranla gümüşü arayanın, kamu madencisi ile özel sektörde sömürülen madencinin mücadelesi birbirinden ayrılamaz.

Mazeret Değil, Fiili Dayanışma Zamanı

GMİS yönetiminin “şirketleri tenzih eden” bürokratik refleksi ne kadar sorunluysa; Zonguldak’taki emek örgütlerinin, sol ve sosyalist partilerin bu direnişe seyirci kalması da o kadar düşündürücüdür.

Susma Gazetesi olarak hatırlatıyoruz: Sınıf mücadelesi, sadece kendi yetki alanına giren iş yerleriyle ya da salon içi konuşmalarla sınırlı tutulamaz. Ankara caddelerinde yerlerde sürüklenen madencilerin onuru; ne GMİS’in iki satırlık yasak savma açıklamalarıyla ne de demokrasi güçlerinin ataletiyle korunabilir. Zonguldak, tarihsel sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli; sendikasıyla, partisiyle, demokratik kitle örgütleriyle direnen sınıfdaşının sesine ses katmalıdır.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.