Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyünde Şırnaklı mevsimlik tarım işçilerinin maruz kaldığı saldırı, resmi makamlarca “su sırası tartışmasından doğan münferit bir olay” olarak açıklansa da meselenin kökleri Türkiye tarımındaki ekonomik açmazlara ve ülkenin sıcak siyasi atmosferine dayanıyor. Her hasat döneminde nükseden bu gerilimler; taban fiyat politikasından bölgesel kalkınma eşitsizliğine, ucuz işgücü arayışından körüklenen sosyal önyargılara kadar uzanan yapısal bir sistem krizinin yansımasıdır.

Fiyat Baskısı ve Ucuz İşgücü Sarmalı

Fındık üreticisinin artan gübre, mazot ve bakım maliyetleri karşısında açıklanan taban fiyatlarla nefes alamaması, hasat sürecindeki en esnek maliyet kalemine, yani işçilik giderlerine yüklenilmesine yol açıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki yapısal işsizlik ve ekonomik daralma nedeniyle yurtlarını terk edip yüzlerce kilometre yol kateden aileler, en ağır çalışma ve barınma koşullarında en düşük yevmiyeleri kabul etmek zorunda kalıyor. Tarım sermayesi ve bahçe sahipleri için bu durum maliyeti düşürmenin bir yolu olarak görülürken, sahada ciddi bir emek rekabeti doğuruyor.

Siyasal İklim, Çözüm Tartışmaları ve Taşradaki Kırılma

Hadisenin kamuoyunda bu denli geniş bir yankı ve kutuplaşma yaratması, yalnızca tarladaki ekonomik krizle sınırlı değil. Susma Gazetesi’nin Meclis Raporu Haberi ile gündeme taşınan “Kürt meselesinin barışçıl çözümü”, demokratikleşme adımları ve çerçeve yasa tartışmalarının yarattığı hassas dengeler de sahadaki gerilimi doğrudan besliyor. Başkent kulislerinde ve Meclis komisyonlarında yürütülen bu süreçlere karşı biriken direnç veya geliştirilen kutuplaştırıcı söylemler, taşrada en savunmasız kesim olan mevsimlik Kürt işçileri üzerinden reaksiyona dönüşüyor. Ankara’daki “kardeşlik ve mutabakat” söylemleri ile taşranın gündelik gerçekliği arasındaki makas açıldıkça, ekonomik daralmanın yarattığı öfke kimlik çatışması kisvesi altında görünürlük kazanıyor.

Yapay Gerilim ve Hedef Sapan Öfke

Piyasa koşulları ve kutuplaşma dili sahada iki temel kırılmayı tetikliyor:

  • Ücretlerin Baskılanması: Yerel iş gücünün hayat pahalılığı karşısındaki yevmiye talepleri, daha düşük ücretle çalıştırılan mevsimlik işçilerin varlığıyla aşağı çekiliyor.
  • Sosyal Kutuplaşma: Üretici ve yerel emekçinin tarım politikalarına ya da piyasa aktörlerine yöneltmesi gereken tepki, yanlış bir refleksle göçmen tarım işçilerine ve onların etnik kimliğine kanalize ediliyor.

Yıllar önce Avrupa metropollerine ucuz işgücü olarak giden Türkiyeli göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılık ve rekabet mekanizmasının bir benzeri, bugün fındık bahçelerinde iç göç dinamikleriyle tekrarlanıyor. Olayı sadece bir asayiş vakası parantezine almak, her hasat mevsiminde aynı gerilimin farklı köylerde yeniden üretilmesine zemin hazırlamaktan başka bir işe yaramaz. Kalıcı sükûnet; mevsimlik işçilerin insani barınma, eşit ücret ve sosyal güvenlik haklarının yasal güvenceye kavuşturulmasından ve fındık üreticisini en ucuz emeğe mecbur bırakmayan adil bir tarım politikasının uygulanmasından geçiyor.(Susma Ekonomi Servisi)


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.