Çaycuma Kent Konseyi Genel Sekreteri ve yazar Recep Karagöz’ün sosyal medyada açtığı “30 Ağustos’un alternatifi mi olur?” başlıklı tartışma, Zonguldak kamuoyunda geniş yankı buldu. CHP 23. ve 24. Dönem Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün yönetmelik kısıtlamalarını hatırlatarak dahil olduğu tartışmada; resmî tören ayrımı, çelenk sunma hakkı ve bayramların birleştirici ruhu masaya yatırıldı.

Zonguldak’ta 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Yeni Parti tarafından Atatürk Anıtı’nda düzenlenen çelenk sunma etkinlikleri, siyasi ve yerel çevrelerde “alternatif tören” tartışmasını alevlendirdi. Çaycuma Kent Konseyi Genel Sekreteri Recep Karagöz’ün millî günlerdeki ayrışmaya dikkat çeken çıkışına, CHP önceki dönem milletvekillerinden Ali İhsan Köktürk yanıt verdi.

Karagöz: “Muhalefetin görevi iktidara alternatif üretmektir, bayrama değil”

Tartışmanın fitilini ateşleyen paylaşımında Recep Karagöz, 30 Ağustos’un iktidara ya da herhangi bir zümreye ait olmadığını, milletin ortak bağımsızlık zaferi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“CHP ve CHP’den ayrılan Yeni Parti bu yıl da 30 Ağustos’ta ‘alternatif tören’ düzenliyor. İyi de neye alternatif? 30 Ağustos iktidarın bayramı mı ki ona alternatif bir kutlama yapıyorsunuz? Zafer Bayramı devletin, iktidarın, muhalefetin değil; bu ülkenin ortak tarihinin ve bütün milletin bayramıdır.

Peki bu törende ne yapılıyor? Aynı anıta çelenk konuluyor, aynı zafer anılıyor, aynı bağımsızlık mücadelesinden söz ediliyor. O hâlde alternatif olan nedir? İktidara itiraz etmek başka şeydir; ortak millî günleri bile iktidar-muhalefet ayrışmasının sahnesine çevirmek başka. Muhalefetin görevi iktidarın yanlışlarına alternatif üretmektir; 30 Ağustos’a değil. Asıl verilmesi gereken mesaj ‘Sizin töreniniz, bizim törenimiz’ değil; ‘Bu bayram hepimizin’ olmalıdır.”

Köktürk: “Yönetmelik engelledi, Atamıza görevimizden vazgeçmeyiz”

Karagöz’ün eleştirisine yanıt veren CHP önceki dönem Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, söz konusu uygulamanın bir keyfiyet değil, AKP döneminde değiştirilen Ulusal Bayram Yönetmeliği’nin dayattığı bir zorunluluk olduğunu savundu. Eleştirinin bilgi eksikliğinden kaynaklandığını ifade eden Köktürk, şunları kaydetti:

“AKP iktidarı dönemi başlayınca yönetmelik değişikliği yapılarak ulusal bayramlarda tüm siyasi partilerin ve meslek odalarının Büyük Önder’in huzuruna çelenk koymaları kaldırıldı. Bayramlara en üst düzeyde çelenkle katılım sağlanırken, kapsam daraltılarak çoğu yerde ilçe müdürleri düzeyine düşürüldü. Ulusal bayramlarda siyasi partilerin, odaların ve derneklerin Büyük Önder’in huzurunda çelenklerini koyarak saygı duruşunda bulunmaları hem hakları hem görevleridir.

Ancak mevcut yönetmelik resmî bayram protokolü sırasında buna izin vermiyor. Bayram protokolü dağıldıktan sonra dileyen kurumlar çelenk sunumunu ve saygı duruşunu gerçekleştirebiliyor. Bizler ulusal bayramlarda Atamızın huzurunda çelenk sunumu ve saygı duruşunu hem bir hak hem de vazgeçilmez bir görev olarak görüyoruz. Yaşadığımız sürece de Büyük Önderimize karşı bu görevimizi yerine getirmekten asla geri durmayacağız.”

Karagöz: “İtirazım çelenk koymaya değil, ‘alternatif’ dilinin kullanılmasına”

Köktürk’ün açıklaması üzerine yeniden değerlendirmede bulunan Karagöz, yönetmelik değişikliğini ve getirilen sınırlamaları bildiğini ve bu kısıtlamayı kendisinin de doğru bulmadığını belirtti. İtirazının özünün yapılan eylem değil, kullanılan dil ve kavram olduğunu vurgulayan Karagöz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin resmî tören sırasında çelenk sunmasının yönetmelikle engellenmesini ben de doğru bulmuyorum. Bu kuruluşların millî bayramlarda çelenk sunabilmeleri elbette en doğal haklarıdır; bu noktadaki eleştirinize katılıyorum. Benim itirazım çelenk sunulmasına ya da Atatürk’e saygı gösterilmesine değil; bunun kamuoyuna ‘alternatif tören’ olarak adlandırılıp sunulmasınadır.

Çünkü ‘alternatif’ dediğinizde ister istemez ‘Neye alternatif? Resmî törene mi, 30 Ağustos kutlamasına mı, orada bulunan diğer kurumlara mı?’ sorusu doğuyor. Eğer sorun yönetmeliğin engellemesiyse söylenmesi gereken açıktır: ‘Yönetmeliğin kısıtladığı çelenk sunma hakkımızı resmî törenin hemen ardından kullanıyoruz.’ Buna kimse itiraz edemez. Asıl mücadele, tüm siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin ortak millî günlerde aynı tören alanında, çoğulcu biçimde yer alabilmesini sağlayacak mevzuat değişikliği için verilmelidir. 30 Ağustos’un resmîsi, alternatifi, iktidarı, muhalefeti olmamalıdır. Bayram ortak, tören ortak; siyasi farklılıklarımız ise demokratik yarışın konusu olmalıdır.”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.