Cumhuriyet Gazetesi 17.08.2025 Ergin Yıldızoğlu
Tarihin yeni öznesi mi, yoksa tarihin gerçekten sonu mu?
“Önceki teknolojik devrimler, insanın fiziksel gücünü, üretim kapasitesini veya iletişimini artırıyordu. Yapay zekâ, doğrudan düşünme, karar verme, dil kullanma, problem çözme alanına giriyor. Bu gözlem, YZ’nin artık yalnızca insan talimatlarını uygulayan bir araç değil; fikir üreten, karar veren, görev planlayan, başka sistemlerle iletişime girebilen otonom bir aktör, yeni bir özne haline geliyor olmasına ilişkin kaygılar izliyor (gösteriyor).
Bir diğer gözlem de dil üzerindeki hâkimiyetin, toplumsal güç yaratma kapasitesiyle ilgili.
Hukuk; para, bürokrasi, medya, eğitim, demokrasi, büyük ölçüde dil ve ortak anlatılar üzerinden işler. YZ’nin dili çok güçlü bir biçimde kullanabilmesi, toplumun işletim sistemine nüfuz etmesine olanak veriyor.
Devlet YZ’nin gelişme hızına yetişemiyor, düzenleme, denetleme çabaları yetersiz kalıyor. YZ sahte içerik üreterek insan tercihlerini etkileyebilir, kitleleri maniple edebilir, ortak bilgi zeminini zayıflatarak demokratik tartışma, karar alma süreçlerini etkisizleştirebilir.
Hile, aldatma kuralları asma örnekleri bu uyumsuzluklara ilişkin ilk uyarı işaretleri bu YZ alanlarının test ortamlarında kendi aralarında konuşarak, bilgi, deney alışverişleri yaparak buldukları yöntemlerle konulan sınırları aşması, internete kaçması denetim sorunlarının erken belirtileriydi.
Diğer taraftan YZ büyük fırsatlar sunuyor, tıp, bilim, enerji, üretkenlik ve ekonomik büyüme alanlarında büyük fırsatlar sunuyor. Öyleyse bu fırsatlardan güvenli bir biçimde yararlanabilmek için neden gelişmeyi(YZ) yavaşlatarak önlem alınmıyor? ABD-Çin arasındaki jeopolitik rekabet, büyük teknoloji şirketleri arasındaki liderlik, piyasa ve kaynak yarışı güvenlik gerekçesiyle bile olsa yavaşlamaya izin vermiyor. YZ, insanlığı kendi geleceğinin öznesi olmaktan çıkarabilecek, tarihin sonunu getirebilecek bir güce dönüşüyor. İnsanlığın kurumsal, hukuki, ahlaki denetleme kapasiteleri bu sürecin gerisinde kalıyor. Ve zaman, iklim krizinde olduğu gibi hızlanarak ilerliyor. Yine kapitalizm içinde bir çıkış tasarlanmıyor…!”
Bundan 6 yıldan fazla zaman önce internetten haberler okurken şöyle bir habere rastlamıştım: “Dünya nüfusu 5 milyar olsa iyi olur.” 2 ay sonra aynı tarzda başka bir haber: Dünya nüfusu 3 milyara inse çok iyi olur ve 2 ay sonra üçüncü haber: Dünya nüfusu 500 milyon olsa çok çok iyi olur.”
İşte böyle! Önce 2020 yılı başında Covid-19 hastalığı yayılmaya başlandı, şimdi de Yapay Zekâ salgını… Birileri planlarını yapmışlar ve uygulamaya koymuşlar. O zenginler ve yardımcıları(500 milyon) dünyada yaşamaya devam edecek kalan 8 milyara yaşanacak hayat kalmayacak.
Ne demiştik Dünya insanoğlunun evren bilimsel okuludur. O zenginler ise insansız dünyada ne yapacaklar? İnsanlığı yöneten robotlara kulluk mu yapacaklar?
XXXXXXXXXXXXXXXX
Susma Gazetesi 24.08.2026 Haftanın Ekonomi Analizi
Türkiye’nin dış borç stoku 539 milyar Dolar. 1.32 trilyon Liraya ulaşan 7 aylık merkezi bütçe açığı: Bu dış ticaret açığı son yıllarda çok hızlanarak arttı. Bunun nedeni döviz kurlarının düşük tutularak ihracatın engellenmesi, ithalatın teşvik edilmesindendir. Böylece tekstil, ayakkabı sektörlerinde çökmeler ve ülkeyi terk etmeler, demir-çelik sanayide ise durağanlık doğmuştur.
Enflasyon beklentileri: Merkez Bankası 12 ay sonrası % 23.69, reel sektör % 32,8, hane halkı % 45,58: Bu gelişmelerin nedeni de dış ticaret açığının artması, üretimin azalması ve vergi gelirlerindeki dengesizliklerdir. Çünkü bütçede tüketim vergileri % 70’e yakın, gelir ve kurumlar vergileri % 20 civarında kalmaktadır. Bilhassa kurumlar vergilerinde vergi silmeleri vardı geçmiş yıllarda ama bu yıl bu konuda bilgi bulunamadı. Ama güncel vergi oranlarının ticari şirketlerde % 25, üretim şirketlerinde % 24 ve finans ve sigorta şirketlerinde % 30 olduğunu öğrendim internetten.
Resmi işsizlik %7.9, toplam işsizlik %29.9. Sanayide bir yılda 121 bin kişi (%2.2) işsiz kalmış: Ülkede işsizliği yok etmek için Avrupa’da olduğu gibi haftalık çalışma saatini 45’ten 35’e indiremez miyiz? Böylece sosyal, ekonomik adalet sağlandığı için hukuki, sosyolojik, psikolojik, genetik sorunlar en aza indirilemez mi? Muhalefet partilerinin, işçi ve memur sendikalarının, esnaf ve sanatkârların, yardım ve dayanışma derneklerinin ve tüm yoksul, işsiz vatandaşların birinci görevi bu değil mi? Haftalık çalışma saati 35’e insin!
Otomobil üretiminde azalma/düşüş %19: Bu gelişme çok hoşuma gitti. Çünkü dünyada 25 yılda bir kat artış olduğu halde ülkemizde iki kat trafiğe girmiş. Ve bundan dolayı ithalat artışı, dış ticaret açığı artışı ve hava, su ve toprak kirliliği 2 kat fazla artmış ülkemizde böylece…
Tarımda gübre maliyeti artışı % 51: Diyoruz ki: bu sebze ve meyve fiyatları neden bu kadar çok artıyor? İşte yanıtı! Enflasyon % 40-50 ama gübre fiyat artışı yüzde 51. Ve bunu yaratan devletin kendisi. Nasıl kalksın çiftçi bu zam yükünün altından?
İşsizlik fonu dağılımı sorunu: DİSK-AR verilerine göre, işsizlik sigortası giderlerinin %44.3’ü işverenlere, % 32’i işçilere dağıtıldı. Ve kayıtlı 2.68 milyon işsizden sadece %17’si fondan yararlandığı görüldü.
Peki, işsizlik fonu giderlerinin % 25’i nereye ve nasıl harcandı?
XXXXXXXXXXXXXXXXXX
Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerine ödenmeyen yasal hakları için Çalışma Bakanlığı raporlarıyla belgelenmiş olmalarına rağmen yaptıkları Başkent eylemlerine bakanlıklar, sendikal kuruluşlar ve diğer dayanışma kuruluşları (Zonguldak dâhil) sessiz kalmış, basit açıklamalarla yetinmişlerdir.
Bu tutum yasamanın, yürütmenin ve yargının hiçe sayılması değil midir?
Ve işçilerin ödenmeyen ücret ve diğer hakları ödenmeye başladı ve işçiler eylemlerini sonlandırdı.
Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın Romanya ile başlattığı dış ticaret girişimi bölge için iyi bir kapıdır. Kolay gelsin!

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
