Zonguldak’ta tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit eden ‘kahverengi kokarca’ istilası, üreticinin haklı feryadına dönüşürken, siyasilerden gelen çözüm önerileri tartışma yarattı. Yeni Parti İl Genel Meclisi Üyesi Hamdi Akyüz’ün zararlıyla mücadele için “Devlet derhal ücretsiz ve topyekûn bir seferberlik başlatmalı, İŞKUR üzerinden personel alınıp ilaçlama yapılmalı” şeklindeki çağrısı, ilk bakışta çiftçiyi koruyan bir hamle gibi görünse de, madalyonun diğer yüzünde devasa bir halk sağlığı ve ekoloji felaketi barındırıyor.
Haberin ardından bir okurumuzun dile getirdiği şu uyarı, meselenin nirengi noktasını oluşturuyor: “Tarımda vahşi hayvanlara ve zararlılara karşı ilaçlama (zehirleme) önerisi son derece tehlikeli ve uzun dönem toplumsal sağlık zararları olan bir uygulamaya yol açar. Dünyadaki uygulamalar incelenmeli ve tarımda zehir kullanılmasına karşı net bir tutum alınmalıdır.”
Bu haklı itirazdan yola çıkarak, kokarca istilasına karşı “topyekûn kimyasal silah” kullanmanın dünyadaki sonuçlarını ve yapılması gerekenleri analiz ettik.
“İlaç” Değil, “Tarım Zehiri” (Pestisit): Dünyadan Çarpıcı Örnekler
Tarımda zararlılarla mücadele adı altında havaya, suya ve toprağa zerk edilen maddeler “ilaç” değil, kimyasal zehirlerdir (pestisit). Hamdi Akyüz’ün önerdiği gibi devlet eliyle, klasik yöntemlerle ve topyekûn bir kimyasal zehirleme kampanyası başlatmak, geçici bir rahatlama sağlasa bile orta ve uzun vadede geri dönülemez yıkımlara yol açar.
Dünya tarihi bu “vahşi ilaçlama” politikalarının yarattığı felaketlerle doludur:
- ABD ve İtalya’nın Kokarca Tecrübesi: Kahverengi kokarca, ABD ve Avrupa’yı da istila etmiş bir türdür. Bu ülkelerde başlangıçta yoğun kimyasal tarım zehirleri (pestisitler) kullanılmış, ancak kokarcanın hareketli yapısı ve bağışıklık kazanma hızı nedeniyle kimyasallar işe yaramamıştır. Üstelik bu zehirler, kokarcanın doğal düşmanlarını, arıları ve faydalı böcekleri öldürdüğü için doğanın dengesi tamamen çökmüş, ikincil zararlı patlamaları yaşanmıştır.
- Arı Ölümleri ve Gıda Güvenliği: Topyekûn kimyasal ilaçlama, polinasyonu (tozlaşmayı) sağlayan arıların toplu ölümüne neden olmaktadır. Albert Einstein’a atfedilen “Arılar yeryüzünden kaybolursa insanın 4 yıl ömrü kalır” sözü boşuna değildir. Zehirle fındığı kurtarmaya çalışırken, arıları yok etmek asıl büyük “kıtlığa” davetiye çıkarmaktır.
- Kanserojen Etkiler ve Su Kaynakları: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kontrolsüz pestisit kullanımının kanser, nörolojik hastalıklar (Parkinson, Alzheimer) ve çocuklarda gelişim bozukluklarına yol açtığını defalarca kanıtlamıştır. Zonguldak’ın eğimli arazilerinde topyekûn sıkılacak zehir, ilk yağmurla birlikte yeraltı sularına ve içme suyu havzalarına karışacaktır.
Çözüm Zehirde Değil, “Biyolojik Mücadele”de
Dünya, kahverengi kokarca ile “kimyasal zehirlerle” değil, “Biyolojik Mücadele” ile başa çıkmaktadır. Doğada bu zararlının yumurtalarına kendi yumurtasını bırakarak üremesini durduran “Samuray Arısı” (Trissolcus japonicus), entegre zararlı yönetiminin (IPM) en başarılı örneğidir. Karadeniz’de de araştırma enstitüleri tarafından laboratuvar ortamında üretilip doğaya salınmaya başlanan bu arılar, toprağı zehirlemeden, suyu kirletmeden zararlıyı baskılamanın tek bilimsel yoludur.
Meslek Odalarına Acil Çağrı: “Sessiz Kalmayın, Sürece Müdahale Edin!”
Siyasilerin, günü kurtarmak ve çiftçiye şirin görünmek adına “topyekûn kimyasal ilaçlama” gibi popülist, çağdışı ve tehlikeli söylemlerine karşı bilim insanlarının ve meslek odalarının ağırlığını koyması şarttır. Buradan ilgili odalara açık çağrımızdır:
- Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO): Kokarca ile mücadelede kimyasal zehirlemenin neden çıkmaz sokak olduğunu, “Entegre Zararlı Yönetimi”nin ve “Samuray Arısı” gibi biyolojik mücadele yöntemlerinin neden tek çözüm olduğunu kamuoyuna ve yöneticilere acilen anlatmalısınız.
- Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO): İŞKUR personeliyle, kontrolsüzce doğaya boca edilecek tarım zehirlerinin (pestisitlerin) Zonguldak’ın toprağında, yeraltı sularında ve derelerinde yaratacağı ekolojik yıkımı raporlayıp tehlikeye dikkat çekmelisiniz.
- Tabip Odaları (TTB): Tarımda kullanılan zehirlerin insan bedeninde birikerek yarattığı kanserojen, mutajen ve endokrin bozucu etkileri halka açıklamalı; toplum sağlığını tehdit eden bu “ilaçlama” retoriğine karşı tıbbi gerçekleri masaya vurmalısınız.
Sonuç olarak ilan ediyoruz ki;
Bizler, üreticimizin feryadını duyuyor ve zararlılarla mücadelenin devletin asli görevi olduğuna inanıyoruz. Ancak bu mücadele, bir felaketi önlerken başka bir felaketi doğuracak olan “Tarımsal Zehir” (Pestisit) kullanımıyla yapılamaz. Tarımda zehir kullanımına karşıyız! Çiftçimizin emeğini korurken, çocuklarımızın geleceğini, toprağımızı ve suyumuzu zehirleyecek her türlü kimyasal katliam girişiminin karşısında duracağız. Çözüm popülizmde değil, bilimde, doğanın kendi dengesinde ve ekolojik yöntemlerdedir.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
