Çaycuma’da farklı siyasi partilerin ilçe başkanları, siyasi rekabetin ötesine geçen samimi diyaloglarıyla örnek bir birliktelik sergiliyor. İlçede düzenlenen Gaziler Günü programının ardından bir araya gelen siyasi parti temsilcileri ve İl Genel Meclisi üyeleri, samimi bir çay sohbetinde ilçe gündemini değerlendirdi.
Buluşmaya; AK Parti İlçe Başkanı Birol Yiğit, Yeni Parti İlçe Başkanı Fahri Diler, MHP İlçe Başkanı Mustafa Kaplan, Saadet Partisi İlçe Başkanı Engin Zeren ile İl Genel Meclis üyeleri katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, Çaycuma’nın güncel sorunları ve hayata geçirilebilecek ortak çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Siyaset üstü bir anlayışla hareket ettiklerini vurgulayan ilçe başkanları, “Çaycuma’nın geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur” mesajı vererek kentin kalkınması ve huzuru için diyalog zeminini koruma kararlılığını dile getirdi.
Farklı siyasi görüşleri temsil eden ilçe başkanlarının aylık periyotlarla düzenledikleri istişare toplantılarının aralıksız sürdüğü belirtilirken, sahada ve sosyal yaşamda kurulan bu temasın Çaycuma’daki ortak akıl ve dayanışma kültürünü güçlendirdiği kaydedildi.

HABER ANALİZ / YORUM: Çaycuma’da “Siyaset Üstü” Konsensüs: Demokratik Olgunluk mu, Siyasetin Renksizleşmesi mi?
Çaycuma’da iktidardan muhalefete farklı siyasal gelenekleri temsil eden ilçe başkanlarının bir çay masası etrafında bir araya gelmesi, ilk bakışta kentin toplumsal barışı ve yerel nezaketi adına olumlu bir “diyalog” tablosu sunuyor. Kutuplaşmanın derinleştiği bir ülkede siyasi aktörlerin selamlaşması ve medeni bir zeminde görüşebilmesi elbette kıymetlidir. Ancak bu görüntüye bir de siyaset biliminin, yerel demokrasinin ve gazetecilik sorgulamasının penceresinden bakmak zorundayız: Sahi, hepsi Çaycuma için tamamen aynı şeyleri düşünüyorsa, bu partilerin programları, ideolojileri ve ayrı tabelaları neden var?
Siyaset, doğası gereği bir çatışma, tercih ve iddia alanıdır. Farklı siyasal partilerin varlık sebebi; kentin kaynaklarının nasıl bölüşüleceğinden tutun da yerel yönetim anlayışına, emek-sermaye çelişkisinden çevre politikalarına, kamu yatırımlarından gündelik yaşamın özgürlük alanlarına kadar birbirine taban tabana zıt programlara sahip olmalarıdır. Bir araya gelen masada sosyal demokratından muhafazakârına, milliyetçisinden sağ-sol yelpazeye kadar farklı iddialar yer alıyorsa; “Çaycuma’nın ortak çıkarları” denilen soyut çatı altında bu derin politik ayrımlar nereye kaybolmaktadır?
Meslek Odalarının Rolü ile Partilerin Rolü Birbirine Karışırsa
Farklı meslek kuruluşlarının, kitle örgütlerinin, sendikaların veya ticaret odalarının kentin genel meselelerinde ortak bir zeminde buluşması, bu yapıların tüzük ve misyonlarına uygundur. Çünkü kitle örgütleri, belirli mesleki veya sivil faydaları gözetir; siyasi iktidar iddiası taşımaz.
Oysa siyasal partiler iktidar alternatifi üretmek için vardır. Partilerin görevi kenti “idare etmek” değil, kente dair farklı vizyonları yarıştırmaktır:
- Biri organize sanayide sermaye birikimini ve serbest piyasayı savunurken, diğeri işçinin sendikal hakkını ve emek sömürüsünü ön plana koymak zorundadır.
- Biri rant odaklı imar politikalarına göz yumabilirken, diğeri Filyos Vadisi’nin tarım arazilerini ve ekolojisini koruma kavgası vermelidir.
- Biri kentsel yaşamı kamusal hizmetler üzerinden kurgularken, diğeri özelleştirmeyi savunabilir.
Eğer ilçenin iktidarı ve muhalefeti her ay bir araya gelip “aramızda siyaset yok, hedefimiz ortak Çaycuma” diyorsa, ortada ortak bir akıldan ziyade, yerel siyasetin renksizleşmesi (depolitizasyon) ve idari bir konfor alanı tehlikesi belirir.
“Siyaset Üstülük” mü, Siyasetsizleşme mi?
“Siyaset üstüyüz” söylemi, çoğu zaman gerçek sorunların üzerini örten bir perde işlevi görür. Çünkü kentin sorunları teknik değil, sınıfsal ve politiktir:
- Filyos Projesi’nin çevreye ve tarıma etkileri tartışılırken “ortak çıkar” kimin çıkarıdır? Fabrika sahibinin mi, yoksa toprağı kamulaştırılan köylünün mü?
- İlçedeki işsizlik ve taşeronlaşma sorunu konuşulurken, iktidar partisinin getirdiği ekonomik model ile muhalefetin sunduğu alternatif nerede çatışmaktadır?
- Sosyal ve kültürel yaşamın sınırları çizilirken hangi partinin dünya görüşü Çaycuma sokaklarına yansımaktadır?
Tüm bu temel çelişkileri bir kenara bırakıp “hepimizin hedefi ortak” demek, aslında siyaseti merkezde biriktirmek, muhalefetin itiraz gücünü törpülemek ve yurttaşa gerçek bir seçenek sunma yeteneğini kaybetmektir.
Aylardır Süren Çay Diplomasisi: Ne Konuşuluyor, Hangi Karar Hayata Geçiyor?
İşin bir de şeffaflık ve hesap verebilirlik boyutu var ki, asıl gazetecilik sorgulaması burada başlıyor. Malum, bu buluşma ne ilk ne de tesadüfi; ilçe başkanlarının her ay düzenli olarak bir araya geldiği biliniyor. Peki, kamuoyu adına açıkça soralım:
- Bu masalarda Çaycuma’nın hangi somut yarasına neşter vurulmuştur?
- Bir önceki ay dile getirilen o meşhur “ortak payda”dan geriye hangi somut icraat kalmıştır?
- Alınan hangi ortak karar kamu kurumlarına veya yerel yönetime bir yaptırım ya da proje olarak iletilmiştir?
Toplantı bitiyor, çaylar içiliyor, objektiflere samimi tebessümler eşliğinde tek bir fotoğraf veriliyor ve ardından beylik bir “Çaycuma’nın sorunlarını konuştuk” cümlesiyle servis ediliyor. Masada neyin tartışıldığı, hangi konuda uzlaşılıp hangi konuda şerh düşüldüğü, yani kentin kaderini ilgilendiren konuların muhtevası halktan sır gibi saklanıyor. Eğer her ay toplanılmasına rağmen ortaya kamuoyuna açıklanan tek bir somut tutanak, takip edilen tek bir ortak dosya ya da çözülmüş somut bir mesele konulamıyorsa; bu buluşmalar Çaycuma’nın geleceğini inşa etmekten ziyade, siyasetçilerin birbirini ağırladığı bir vitrin çalışmasına ve kapalı devre bir “çay diplomasisi”ne dönüşmüş demektir.
Gerçek Demokratik Olgunluk Nedir?
Çaycuma’nın ihtiyacı olan şey, partilerin kendi ideolojik kimliklerini ve programlarını çay bardaklarının ardında eriterek “siyaset dışı” kalmaları değildir. Aksine, Çaycuma’nın ihtiyacı; her partinin kendi dünya görüşünü, emek politikasını, çevre duyarlılığını ve kalkınma modelini halkın gözü önünde, şeffafça ve cesurca tartışabilmesidir.
Farklı fikirleri savunurken nezaketi korumak demokratik bir olgunluktur; ancak nezaket adına siyasal iddialardan ve şeffaflıktan vazgeçmek, siyasetin tasfiyesidir. Çaycuma kamuoyu, ilçe başkanlarından bir örnek koro halinde aynı şeyleri tekrarlamalarını ya da içeriği belirsiz kapalı kapı sohbetleri yapmalarını değil; kentin geleceğine, emekçisine, doğasına ve gençlerine dair farklı, çatışan, şeffaf ve sahici çözümlerini kamuoyu önünde masaya koymalarını beklemektedir. Siyaset renksizleştiğinde ve kapalı kapılar ardına çekildiğinde, kaybeden daima kentin kendisi ve sesi kısılan halk olur.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
