Haber/Güngör Şenkal

Hakan Tosun’un Kamerası

10 Ekim 2025 tarihinde İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğradıktan sonra hastanede yaşamını yitiren gazeteci, çevre aktivisti Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin davanın üçüncü duruşması, 22 Eylül 2026 salı günü yapıldı. Bakırköy Adliyesi’nde görülen davada karar beklenirken, 7 Ekim 2026 saat 10:30’a erteleme çıktı.

Duruşmada söz alan Tosun ailesinin avukatı Cemal Yücel, özetle: Saldırı öldürme değil de dövme/yaralama maksatlı olsaydı, sanıklar o şekilde şiddetli tekme ve yumruk atmaz, olay yerine tekrar gelmezdi. Maktul ile sanıklar birbirini tanımıyor olabilir; kanıt yok. Ancak bu durumlara ilişkin Yargıtay kararları var. Birinde, Mahkeme yaralama kastından ceza verir ancak Yargıtay, maktuldeki çoklu kırıklar nedeniyle yaralama değil öldürme kastının varlığına hükmeder… Savcı, ölüme neden olan saldırı ile bir saat kadar öncesinde metrobüste meydana gelen olayın birbirinden bağımsız olduğunu belirtmiştir. H. Tosun’u iftira yoluyla itibarsızlaştırmaya çalışarak yapılan savunma kabul edilemez. İlk duruşmadaki kadın tanık beyanları da iftiradır. Sanıkların öldürmeyi istediği doğrultusunda tanık beyanları da vardır. Öldürme kastı olmasa, yardıma muhtaç birini tekmelemek yerine yardım talebinde bulunurlardı; yardımcı olmak yerine tekmeleyerek öldürmüşlerdir. Olayda haksız tahrik söz konusu değildir.  İnsanları rahatsız ediyor iddiasındaki rahatsızlığın sanıklara yönelik olması gerekir ki, o da bahis konusu değildir. Bir de uyuşturucu meselesi var. Adli tıp raporunda rastlanan eser miktardaki (1mg) fentanil, ağrı kesicilerde bulunan maddedir. Bu tür ağrı kesiciler Hakan Tosun’a hastanede yoğun olarak verilmiştir. Sanıkların, Hakan Tosun’u öldürme kastıyla eylem birliği içinde hareket ettiği görülmektedir. Haksız tahrik indirimi yapılmadan müebbet hapisle cezası verilsin.

Ardından yine müşteki avukatı olarak söz alan Hakan Bozyurt, Yusuf Özakdağ’ın (Tosun cinayetinde sanık olması gerekirken tanık olarak dinlenen üçüncü kişi), park ettiği arka sokaktan –hava sıcak olmasına karşın- kaskı kafasında olduğu halde geldiğini, H. Tosun’un yanından geçen ilk kişi olduğunu; ilk olayda tutuklu sanıklarla (Abdurrahman Murat ile Adnan Şahin) beraber olay yerinde bulunduğunu, daha sonra tekrar gelip maktulü gözlediğini söyledi. Mahkemenin, cinayetin üçüncü kişisi olarak Yusuf Özakdağ hakkında suç duyurusunda bulunmasını; depolarda bekletilen imajı alınmış kamere kayıtlarının kendilerine de verilmesini talep etti. Karar duruşmasında daha uzun anlatacağını söyledi.       

Tutuklu sanıklar, önceki ifadelerinin arkasında durdukların söyleyerek, söz almak istemediler. Sanık Adnan Şahin’in avukatı, karar duruşması olmadığı için savunma yapmayacağını, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi. Kararın açıklanması, sanık Abdurrahman Murat’ın avukatlarının mazeret göstererek duruşmaya katılmamaları nedeniyle 7 Ekim tarihine bırakıldı. Hâkim, sanık avukatlarının bir sonraki duruşmaya yine gelmemeleri halinde zorunlu avukat görevlendireceğini belirtti.

Av. Cemal Yücel, basına duruşma sonrası yapılan bilgilendirme sırasında, cinayetin üçüncü kişisinin durumuna ilişkin bir soruya; “Üçüncü şahısla alakalı, mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını talep ettik. Mahkeme bu konuda karar vermedi. Bu kişiyle ilgili yaptığımız ikinci şikâyetin yine takipsizlikle sonuçlanması üzerine, tarafımızca Sulh Ceza mahkemesinde itirazımız yapılmıştır. Bunun neticesini bu aralar alacağız.” diye karşılık verdi.

Hakan Tosun’un ailesi ve dostları adına yapılan basın açıklamasının sonunda şu cümleler yer aldı:

“Biz intikam istemiyoruz.

Biz gerçeğin tamamını ve eksiksiz adalet istiyoruz.

Bütün sorumlular yargı önüne çıkarılana, bütün ihmaller açığa çıkarılana ve adalet eksiksiz biçimde sağlanana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.

KAMERA HALA KAYITTA!”


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.