Kdz. Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP), Zonguldak Çevre Koruma Derneği ve Akçakoca Yeşil Yaşam İnisiyatifi, Batı Karadeniz bölgesinin karşı karşıya kaldığı çevresel yıkımı gözler önüne seren geniş kapsamlı ortak bir envanter raporu yayımladı. Hazırlanan raporun, Zonguldak genelindeki yaşamsal tehditleri ortaya koymak ve 14-18 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan Halkların İklim Zirvesi’nde (HİZ) sunulmak üzere oluşturulduğu bildirildi.

Görsel Y:Z da tasarlanmıştır

Halk sağlığını, doğayı ve gelecek kuşakların haklarını savunan üç platformun yayımladığı ortak raporda, Zonguldak ve çevresindeki hava kirliliğinden su kirliliğine, vahşi madencilikten Filyos Vadisi’ndeki ekolojik tahribata kadar birçok başlık detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.

Hava Kirliliği ve Artan Kanser Vakaları Alarm Veriyor Raporda, Zonguldak ve ilçelerindeki en yakıcı sorunların başında hava kirliliğinin geldiği vurgulandı.

  • Hava Kalitesi İzleme (HKİ) İstasyonu’nun son 5 yıllık verilerine göre, bölgede PM10 sınır değerinin 4 katına ulaşan seviyelerde bir hava kirliliği yaşanmaktadır.
  • KERÇEP tarafından gerçekleştirilen anketlere göre, Kdz. Ereğli’de her iki aileden birinde solunum yolu hastalığı bulunmaktadır.
  • Zonguldak LÖSEV merkezinin kayıtlarına göre il genelinde yılda ortalama 200 kanser hastası kuruma başvurmakta olup, bu hastaların 150’si Ereğli ve Alaplı ilçelerinde yaşamaktadır.
  • Erdemir’in çelik üretimi için kullandığı 10 milyon ton hammadde ile Çatalağzı’ndaki termik santrallerin (Eren Holding ve ÇATES) yaktığı yıllık 10 milyon ton kömür kirliliğin birincil kaynakları olarak gösterilmiştir.
  • Şehir içi araç trafiğinden kaynaklı egzoz gazları ve Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) tesislerden çıkan emisyonların da bu tabloyu ağırlaştırdığı ifade edilmiştir.

Akarsular ve Denizler Ağır Sanayi Baskısı Altında Sanayi tesislerinin yarattığı kirliliğin sulara da sıçradığı raporda detaylandırıldı.

  • Tesislerden denize ve akarsulara bırakılan atık sular ile kimyasalların deniz ekosistemini bozduğu belirtilmiştir.
  • Erdemir ve termik santrallerin üretim süreçlerinde soğutma amaçlı denizden çektikleri suyu tekrar sıcak olarak denize deşarj etmesinin ciddi zararlara yol açtığı ifade edilmiştir.
  • Şehir içindeki derelere bırakılan evsel atıklar, çöpler ve liman faaliyetlerinden kaynaklanan sintine kirliliklerinin ekosistemi tehdit ettiği kaydedilmiştir.

Madencilik, Cüruf Sahaları ve Orman Kıyımları Raporda, Zonguldak-Bartın bölgesinin yüzde 72’sinin maden ruhsatlı alan haline gelmesinin büyük bir felaket senaryosu olduğu uyarısında bulunuldu.

  • TEMA Vakfı’nın verilerine atıf yapılarak, milli parklar, tabiat parkları ve doğal sit alanlarının bulunduğu koruma statüsüne sahip bölgelerin yaklaşık %71’inin madenciliğe açılabilecek alanlar içinde kaldığı aktarılmıştır.
  • Kandilli’deki Borcam silis madeni tesislerinde kuvars üretimi sebebiyle ağaç kesimleri yapıldığı, yeraltı atık sularının doğayı zehirlediği ve Ağustos 2024’te atık havuzunun patlamasıyla tonlarca çamurlu atığın doğrudan denize aktığı hatırlatılmıştır.
  • Alaplı ve Karadeniz Ereğli bölgelerinde kurulan cüruf (demir-çelik atığı) geri kazanım tesislerinin mahkeme kararlarıyla kapatılmasına rağmen, atık tepelerinin hala yerinde durduğu ve yağmur sularıyla kimyasal sızıntı yapmaya devam ettiği vurgulanmıştır.

Filyos Vadisi’ndeki Ekolojik Tahribat Raporun en dikkat çeken bölümlerinden birini Filyos Vadisi Projesi ve yaratacağı yıkım oluşturdu.

  • Filyos Serbest Bölgesi, Endüstri Bölgesi ve Liman projesinin ağır sanayi yatırımlarıyla nehrin sulak alan ekosistemini ve tarım arazilerini yok ettiği belirtilmiştir.
  • Tosyalı Holding tarafından kurulması planlanan devasa Entegre Gübre Fabrikası’nın baca gazları, kimyasal deşarjı ve su tüketimi ile vadiye büyük zarar vereceği uyarısı yapılmıştır.
  • Filyos Irmağı’nın taşıdığı verimli alüvyonlarla oluşan 1. ve 2. sınıf tarım arazilerinin sanayi tesisleri uğruna betonlaştırıldığı ve bölgenin gıda güvencesinin tehlikeye atıldığı aktarılmıştır.
  • Irmağın akış rejiminin üzerine kurulan Çayaltı HES ve planlanan Yağmurca HES ile değiştirildiği, bu durumun ırmağın sucul biyoçeşitliliğini yok ettiği kaydedilmiştir.

Kafes Balıkçılığı, Çarpık Kentleşme ve İklim Krizi Raporda ayrıca son dönemdeki çarpık kentleşme, iklim değişikliği ve ekosistem dengesine yönelik diğer tehditlere de yer verildi.

  • Kdz. Ereğli, Alaplı ve Zonguldak açıklarında planlanan kapasitesi on binlerce tonu bulan kafes balıkçılığı projelerinin deniz tabanında ciddi organik kirlilik ve oksijen azalması yaratacağı belirtilmiştir.
  • Kentlerde azalan nüfusa rağmen inşaatların artmasıyla aşırı betonlaşma yaşandığı, yeşil alanların daraldığı ve bunun 19 Kasım 2023’teki kasırga gibi afetlerin yıkıcılığını artırdığı ifade edilmiştir.
  • İnşaat, hafriyat atıkları ve çöplerin doğaya gelişigüzel bırakılmasının büyük bir sorun olduğu vurgulanmıştır.
  • 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren yasanın ardından sokak hayvanlarına yönelik şiddet ve kıyımın arttığı gözlemlenmiş, bu konuda bilimsel kısırlaştırma ve tedavi merkezleri kurulması talep edilmiştir.

Ortak Çözüm ve Seferberlik Çağrısı Raporun sonuç bildirisinde, söz konusu problemlerin birbirinden bağımsız olmadığına; hava, su ve toprak üzerinde kümülatif (birikimli) bir baskı yarattığına dikkat çekildi. Üç platform, kirlilik oluştuktan sonra müdahale etmek yerine kaynağında önlenmesi gerektiğini belirterek, “Çevrenin korunması, yaşam ve gelecek için göz ardı edilemez bir konudur” çağrısında bulundu. Merkezi hükümet, yerel yönetimler, sanayi kuruluşları ve yöre halkının sürece şeffaf bir şekilde dahil olacağı “Bütüncül bir çevresel izleme sistemi”nin kurulması talep edildi.

Ortak Açıklamaya İmza Atan Kurumlar:

  • Kdz. Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP)
  • Zonguldak Çevre Koruma Derneği
  • Akçakoca Yeşil Yaşam İnisiyatifi

ZONGULDAK GENELİ ÇEVRE PROBLEMLERİ – TEHDİTLERİ ENVANTERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Raporu okumak için


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.