ZONGULDAK – TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından 23–25 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi’nin Sonuç Bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Şube Başkanı Levent Yağcıoğlu tarafından açıklanan bildirgede; maden facialarının sistematik nedenlerine, piyasacı politikaların havzalarda yarattığı tahribata, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) rödövans yoluyla parçalanmasına karşı kamusal işletmeciliğin zorunluluğuna ve 20-30 yıllık planlı bir “Ulusal Madencilik Politikası” ihtiyacına dikkat çekildi.

14’ü yabancı olmak üzere 415 delegenin katıldığı, 27 firmanın yer aldığı ve 46 bilimsel bildirinin sunulduğu kongre; dünyada jeopolitik krizlerin tırmandığı, ülkede ise ekonomik kriz ve madencilikte kamu yararının geri plana itildiği bir dönemde gerçekleştirildi. Bildirgede, enerji arz güvenliğinin yalnızca üretim miktarıyla değil; kamusal planlama, emekçilerin yaşam hakkı ve ekolojik dengenin korunmasıyla sağlanabileceği vurgulandı.

“Maden Ölümleri Kader Değildir, ‘Sıfır Ölüm’ İlke Olmalı”

Kozlu, Armutçuk, Soma, Ermenek ve Amasra facialarını hatırlatan bildirge, maden facialarının teknik veya münferit bireysel hatalarla açıklanamayacağını kaydetti. Kazaların denetimsizlik, yönetsel zafiyetler, ekonomik baskılar ve mevzuat boşluklarının bir bileşkesi olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Bu ölümler kader olarak kabul edilmemeli; her bir maden faciasından bilimsel ve teknik dersler çıkarılmalıdır. ‘Sıfır ölüm’ hedefi sektörün temel çalışma ilkesi haline getirilmelidir. Yaşanan facialar yalnızca aileleri değil, tüm maden havzalarını sarsan derin sosyal travmalara yol açmaktadır. Kazalara yol açan sistematik eksiklikler ortadan kaldırılmalı, etkilenen çalışanlar ve aileler için uzun süreli destek mekanizmaları kurulmalıdır.”

TTK’da Rödövans Uyarısı: “Ruhsatların Parçalanmasından Vazgeçilmeli”

Zonguldak Taşkömürü Havzası ve TTK’nın stratejik rolüne geniş yer ayrılan bildirgede, özelleştirme ve taşeronlaşma modellerine sert eleştiriler yöneltildi. Kurumun nitelikli iş gücü açığının giderilmesi ve genç maden emekçilerinin istihdam edilmesi gerektiği belirtilirken, havza bütünlüğünün bozulmaması istendi:

“TTK’ya ait ruhsatların bölünmesi ya da rödövans yoluyla parçalanması uygulamalarından derhal vazgeçilmeli; kömür üretiminde havza madenciliği anlayışı ve kamusal işletmecilik esası yeniden tesis edilmelidir. Ruhsat sahalarının parçalanması ve denetim zaaflarına zemin hazırlayan modeller, ilerleyen süreçte ağır iş kazalarıyla birlikte ciddi hukuki uyuşmazlıklara ve cezai yaptırımlara yol açmaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin hukuki güvencesi ancak bütüncül kamusal işletmecilikle mümkündür.”

Ayrıca havzanın karmaşık jeolojik yapısına uygun mekanizasyon, galeri açma makineleri ve otomasyon teknolojilerinin çalışanları ağır risklerden uzaklaştırmak amacıyla devreye sokulması gerektiği kaydedildi.

“Enerji mi, Doğa mı?” İkilemi Reddedildi: Akbelen Vurgusu

İklim krizi ve enerji dönüşümünün tek boyutlu dayatmalarla yürütülemeyeceği belirtilen sonuç bildirgesinde, doğanın talanına karşı Akbelen’de yürütülen çevre mücadelesine işaret edildi:

“‘Enerji mi, doğa mı?’ biçimindeki ikilemler reddedilmeli; insanı, çevreyi ve gelecek kuşakları koruyan politikalar esas alınmalıdır. Akbelen’de verilen çevre mücadelesi göz ardı edilmemelidir. Orman ekosistemleri ve yerel yaşam alanları korunmalı, madencilik planlanırken ekolojik değerlerin yanı sıra yöre halkının yaşam hakkı ve karar alma süreçlerine katılımı gözetilmelidir.”

Bildirgede ayrıca, “adil dönüşüm” kavramının çalışanları ve havza ekonomilerini tasfiye eden bir mekanizma olamayacağı; emekçilerin ve kentlerin geleceğini güvence altına alacak sosyal bir uzlaşıyla yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Jeopolitik Krizler, Dışa Bağımlılık ve Nadir Toprak Elementleri

Rusya-Ukrayna savaşı ve 2026 yılı Şubat ayından itibaren Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimlerin yerli enerji kaynaklarının stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye’nin petrol ve doğal gazda yüksek dışa bağımlılığı karşısında kömürün kritik bir emniyet sübabı olduğu hatırlatıldı.

Geleneksel yakma yöntemlerinin ötesinde; kömürün gazlaştırılması, sıvılaştırılması, ileri temiz kömür teknolojileri ve kömür atıklarında bulunan nadir toprak elementleri ile kritik hammaddelerin geri kazanımına yönelik Ar-Ge çalışmalarına bütçe ayrılması istendi.

20-30 Yıllık Kamucu Ulusal Madencilik Politikası Çağrısı

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi, bildirgenin sonuç kısmında günübirlik piyasa kararları yerine bilimi, liyakati, kurumsal hafızayı ve toplumsal yararı önceleyen bir hat çizilmesini talep etti:

  • Kamu kurumlarında liyakat ve teknik kadro eksiklikleri derhal giderilmelidir.
  • Metan drenajı yaygınlaştırılmalı, işçi sağlığı kâr hırsına kurban edilmemelidir.
  • İklim politikalarını ve çevresel sorumlulukları gözeten, enerji arz güvenliğini sağlayan, havza madenciliğini ve kamusal işletmeciliği temel alan 20-30 yıllık bir Ulusal Madencilik Politikası ivedilikle hayata geçirilmelidir.

24. Uluslararası Kömür Kongresi Sonuç Bildirgesi‘nin tamamı


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.