12 Ekim 2026
Trump-Putin Dizel Anlaşması Avrupa’yı Böldü: “Transatlantik İttifak Çatlıyor”
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Vladimir Putin ile vardığı mutabakat kapsamında Rusya’ya yönelik yaptırımları geçici olarak askıya alması ve ilk etapta 300 bin ton Rus dizeli ithal edileceğini duyurması Avrupa başkentlerinde sert tepkilere yol açtı. İç piyasadaki akaryakıt krizini frenleme iddiasıyla atılan bu adım, kıta basınında Ukrayna’nın geleceği ve Washington’ın müttefiklik güvenilirliği ekseninde geniş bir tartışma başlattı.

- Büyük Britanya (The Independent): Anlaşmayı hem “şok edici derecede alaycı” hem de ABD’nin kendi çıkarlarına ters düşen bir taviz olarak niteleyen gazete; Trump yönetiminin Rus savaş makinesine doğrudan kaynak aktardığına, çatışmaları uzattığına ve buna karşın iç piyasada fiyatları düşürmeyi başaramayarak yalnızca zafiyet görüntüsü vereceğine dikkat çekti.
- Hırvatistan (Jutarnji list): Washington’ın Rus dizeline kapı aralayarak kendi yaptırım rejimini fiilen deldiğini yazdı. Anlaşmanın Kremlin’e sunulmuş diplomatik bir hediye olduğunu belirten yayın organı, 300 bin tonluk sevkiyatın ABD’nin yarım günlük tüketimini (yaklaşık 500 bin ton) dahi karşılamaya yetmediğini hatırlattı.
- Romanya (Adevărul): Kararın arkasında yaklaşan ABD ara seçimlerinin yattığına işaret eden analizde; hayatının önemli bir bölümünü otomobilinde geçiren ve yakıt istasyonlarındaki tabelalara göre oy tercihi belirleyen Amerikan seçmeninin yarattığı siyasi basınca vurgu yapıldı.
- Litvanya (Delfi): Sert bir dille kaleme alınan yorumda, geçtiğimiz yıl 62 milyon ton dizel ihraç eden ABD’nin aslında Rus yakıtına muhtaç olmadığı, bu hamlenin Rusya’ya uygulanan ambargoları delmek için kurgulanmış bir siyasi kılıftan ibaret olduğu savunuldu.
- Rusya (Echo): Bağımsız muhalif çizgideki yayında yer alan değerlendirmede; krizin Kiev için telafisi imkânsız bir kopuş anlamına gelmediği, ancak ara seçimler arifesindeki Washington fırtınasının Ukrayna’yı Rus rafinerilerine dönük operasyonlarını yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceği ifade edildi.
- Çek Cumhuriyeti (Novinky.cz): Trump’ın uluslararası yükümlülükleri hiçe saydığını öne süren gazete, “Transatlantik ilişkiler fiilen sona erdi; karşımızda artık güvenilir bir ortak değil, çıkarlarına göre dost ya da hasım olabilen ikircikli bir güç var” tespitinde bulundu.
2026 Nobel Barış Ödülü Navi Pillay’a Verildi; Washington UCM’yi Hedef Aldı
Eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Hâkimi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Güney Afrikalı hukukçu Navanethem “Navi” Pillay’ın 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi, uluslararası hukuk ile küresel güç dengeleri arasındaki fay hatlarını yeniden hareketlendirdi. Kararın Oslo’da duyurulmasından birkaç saat sonra Beyaz Saray’ın UCM’ye dönük yaptırımları ağırlaştırma kararı alması basının ana gündemi oldu.
- İspanya (El País): Yargıçların kutuplaşan siyasi iklimde giderek daha fazla hedef haline getirildiğini belirten gazete, Pillay’ın temsil ettiği ilkelerin “gücün keyfiyetine karşı hukukun üstünlüğünü” simgelediğini yazdı.
- Almanya (Die Welt): Nobel Komitesi’nin kararını eleştiren gazete, Pillay başkanlığındaki BM komisyonunun Gazze sürecine dair hazırladığı raporlara atıfta bulunarak, komitenin uluslararası hukukun tarafsız birleştiricisi olmak yerine siyasi bir tavır alıp İsrail aleyhine pozisyon belirlediğini öne sürdü.
- Hollanda (NRC): Washington’ın UCM’ye dönük yaptırımlarını sert biçimde eleştiren yayın organı, ödülün yalnızca bir şahsa değil, “en güçlü liderlerin dahi kurallara tabi olduğu” evrensel hukuk mimarisine verilmiş hayati bir can suyu olduğunu vurguladı.
Fransa Solunda Dengeler Değişiyor: Ilımlı Kanadın Adayı Raphaël Glucksmann
Avrupa Parlamentosu Milletvekili Raphaël Glucksmann, Place Publique ve Sosyalist Parti’nin (PS) düzenlediği ortak ön seçimde oyların yüzde 66’sını alarak Fransa merkez solunun cumhurbaşkanı adayı seçildi. Olivier Faure ve Ségolène Royal’i açık farkla geride bırakan Glucksmann’ın zaferi, sol kanattaki liderlik yarışını yeniden şekillendirdi.
- İtalya (La Repubblica): Glucksmann’ın hem Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketine hem de Macronizmin mirasına mesafe koyma stratejisinin sahada riskler barındırdığını belirtti. Gazeteye göre yeni adayın, seçim kampanyasını örgütleyebilmek için mağlup ettiği Faure liderliğindeki geleneksel Sosyalist Parti teşkilatını ikna etmesi gerekiyor.
- İtalya (La Stampa): Radikal solun lideri Jean-Luc Mélenchon ile Glucksmann arasındaki gerilime odaklanan analiz; Glucksmann’ın liberal ekonomik eğilimleri nedeniyle sol muhalifleri tarafından “solcu Macron” olarak yaftalandığını, kampanyasında “halktan kopuk Parisli entelektüel” imajını kırmak zorunda kalacağını yazdı.
- İsviçre (Le Temps): Adaylığın Fransız solu adına kritik bir kırılma noktası teşkil ettiğini vurgulayan gazete; Mélenchon ve Glucksmann figürlerinin Fransız toplumu ve dünya düzenine dair iki uzlaşmaz tahayyülü temsil ettiğini, seçmenin nihayet net bir yön tayini yapma imkânına kavuştuğunu kaydetti.
Macaristan’da Özgür Basın Geri Dönüyor: Népszabadság 10 Yıl Sonra Yayında
Viktor Orbán hükümetinin baskıları sonucu 2016 yılında Avusturyalı patronu tarafından aniden kapatılan ve hükümete yakın sermayeye devredilen Macaristan’ın köklü gazetesi Népszabadság, on yıllık aranın ardından yayın hayatına döndü. Dört bağımsız Macar girişimcinin finansmanıyla haftalık basılı gazete ve dijital mecra olarak kurulan yeni yayın organı, Budapeşte’deki medya tekeline karşı yeni bir soluk olarak karşılandı.
- Népszabadság (Ákos Tóth – Genel Yayın Yönetmeni): Tóth, bağımsız gazeteciliğin ancak basının özgürlüğüne adanmış sermaye yapılarıyla mümkün olduğunu ifade etti. Orbán sisteminin bağımsız kurumları adım adım tasfiye ettiğini hatırlatan genel yayın yönetmeni, bugün hem adanmış bir mülkiyet yapısına hem de piyasa koşullarında sürdürülebilir bir modele sahip olduklarını belirtti.
- Macaristan Basını (Boróka Parászka): Yayıncı Parászka, girişimin nostaljik bir “rövanş” projesi olarak görülmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Népszabadság’ın eski haliyle aynen canlandırılamayacağını vurgulayan Parászka, on yıl önce gazetenin kapatılmasına yol açan siyasi yolsuzluk ve örtük şiddet pratiklerinin bugün farklı biçimlerde medya alanını zehirlemeye devam ettiğine dikkat çekti.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
