KESK Zonguldak Şubeler Platformu, Meclis’e sunulan 2027 bütçesine karşı Vergi Dairesi önünde sokağa çıktı: “Toplanan her 100 liralık verginin 73 lirası emekçinin cebinden çıkıyor; faize, silaha ve sermayeye trilyonlar akıtılırken halka açlık ve kemer sıkma reva görülüyor!”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Zonguldak Şubeler Platformu, AKP iktidarının Meclis’e sunduğu 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’ne karşı Zonguldak Vergi Dairesi önünde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. KESK’e bağlı sendikaların şube başkanları, yöneticileri ve kamu emekçilerinin yoğun katılım sağladığı eylemde, iktidarın kemer sıkma politikalarına ve sermaye odaklı bütçe tercihlerine sert tepki gösterildi.
Platform adına basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü ve ESM Zonguldak Şube Başkanı Özgür Erkal, iktidarın “dayanıklılık ve refah” ambalajıyla sunduğu bütçenin gerçekte emeğin yarattığı tüm değerleri sermayeye ve faiz lobilerine aktarma belgesi olduğunu vurguladı.
Bütçenin Sınıfsal Anatomisi: Faize 4 Trilyon, Sosyal Yardıma Kırıntı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi” iddialarının sahadaki yoksulluk gerçeğiyle taban tabana zıt olduğunu belirten Özgür Erkal, 27,3 trilyon liralık bütçenin sınıfsal tercihlerini rakamlarla ortaya koydu:
“İktidar yıllardır dar gelirlilere ‘Biraz daha sabredin, gelecek yıllarda refah artacak’ masalı anlatıyor. Açıklanan 27,3 trilyon liralık bütçede yalnızca faiz giderlerine ayrılan kaynak 3,98 trilyon TL! Buna karşın milyonlarca yurttaşın muhtaç bırakıldığı sosyal güvenlik ve sosyal yardım desteklerine ayrılan pay ise 1,34 trilyon lirada kalıyor. Sosyal desteğin üç katı doğrudan faiz baronlarına aktarılıyor. Bu bütçe bir refah bütçesi değil; emeğin birikimlerinin bir avuç servet sahibine peşkeş çekilmesidir.”
Erkal, bütçede sermaye çevrelerine sağlanacak vergi muafiyeti ve indirimlerinin 4,87 trilyon lirayı bulduğunu, doğrudan sermaye teşviklerine 1,009 trilyon TL, Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) projelerinin hazine garantilerine ise 306 milyar TL aktarılacağını hatırlatarak bütçenin kimin için yapıldığının tescillendiğini kaydetti.
Vergi Soygunu Belgesi: Gelir Vergisinin Yüzde 93’ü Ücretlilerden Çıkacak!
Açıklanan bütçe açığının 3,86 trilyon lira olduğunu ve bu deliğin yine emekçilerin sırtına yıkılmak istendiğini ifade eden Erkal, Türkiye’deki vergi adaletsizliğinin ulaştığı vahim boyutları şu verilerle paylaştı:
- Dolaylı Vergi Kıskacı: 2027 yılı için hedeflenen 19,9 trilyon liralık vergi gelirinin yüzde 73’ü, halkın zorunlu tüketim maddelerinden kesilen KDV, ÖTV ve maaşlardan doğrudan kırpılan gelir vergisinden oluşuyor.
- Ücretlilerin Sırtındaki Yük: Toplanması planlanan 5,5 trilyon liralık gelir vergisinin tam yüzde 93’ü (5,2 trilyon TL) henüz cebine girmeden işçinin, memurun ve ücretli emekçinin maaş bordrosundan kesilecek.
- Sermayeye Teşvik Cenneti: Şirket kârları ve servet sahipleri vergi aflarıyla ödüllendirilirken, temel barınma, gıda, ulaşım ve sağlık harcamalarını karşılayamayan halk her gün yeni bir zam dalgasıyla eziliyor.
18 Milyar Dolarlık Fon İddiaları ve Silahlanma Bütçesi: “Halkın Parası Nerede?”
Açıklamada, kamuoyunda infial yaratan Hazine ve fon yönetimi skandallarına da dikkat çekildi. Yaklaşık 888 milyar TL’ye denk gelen 18 milyar dolarlık fon kaybı iddialarının iktidar tarafından geçiştirilemeyeceğini belirten Erkal, şu soruları yöneltti:
“Halkın ve küçük yatırımcıların birikimlerini ilgilendiren fon tartışmalarında 18 milyar dolarlık devasa bir kayıptan söz ediliyor. Bu büyüklükteki bir kamu zararının sorumluları kimlerdir? Fonlar nasıl yönetilmektedir? Hazine ve Maliye Bakanlığı şeffaf bir biçimde kamuoyuna hesap vermek, sorumluları yargı önüne çıkarmak zorundadır. Emekçiye gelince kuruşun hesabını yapanlar, milyarlarca dolarlık kamu zararlarının üzerini örtemez!”
Kamu hizmetlerinin bütçedeki payının 2002 yılındaki yüzde 42 seviyesinden yüzde 31,2’ye gerilediğini, kamu borcunun ise 15,8 trilyon lirayı aştığını kaydeden Erkal; savunma ve güvenlik harcamalarına 3,45 trilyon TL ayrılmasını eleştirerek, “Bizim önceliğimiz silahlanma yarışı ve militarist politikalar değil; insanca yaşam, nitelikli parasız kamu hizmeti ve sosyal adalettir” dedi.
Sahte Enflasyon Hedefleri ve “Sarı Sendika” İş Birliği
Kamu emekçilerinin maaşlarının yıllardır masa başında uydurulan “hedef enflasyon” yalanıyla eritildiğini hatırlatan KESK Dönem Sözcüsü, yetkili konfederasyonlara da sert eleştiriler yöneltti:
“2026 yılı toplu sözleşme sürecinde hükümetin kriterleri baz alındığında dahi kamu emekçisinin alım gücü kaybı en az yüzde 13,11’dir. 2027 yılı için enflasyon tahmini yüzde 21 olarak revize edilirken, masada imzalanan yüzde 5 + yüzde 4’lük zam (kümülatif yüzde 9,2) emekçiyi açlığa mahkûm etmektir.
Bu sefalet tablosunun tek sorumlusu iktidar değildir; toplu sözleşme masasını tiyatro sahnesine çeviren, memurun hakkını savunmak yerine iktidarın arka bahçesi olmayı seçen Memur-Sen ve Kamu-Sen de bu ihanetin ortağıdır. Üstelik kendi koltuklarını korumak için sendikal örgütlenmeye baraj getirmeye çalışanlar, emekçinin iradesini teslim alamayacaktır.”
KESK’in 10 Maddelik Acil Mücadele Programı
Özgür Erkal, emekçilerin artık sabredecek gücünün kalmadığını vurgulayarak KESK’in 10 temel talebini kamuoyuyla paylaştı:
- Hedef Enflasyon Kayıpları Karşılansın: Oluşan en az 13,11 puanlık reel alım gücü kaybı derhal karşılanmalı, tüm kamu emekçilerine acil ek zam verilmelidir.
- Yoksulluk Sınırı Üzerinde Temel Ücret: En düşük memur maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı; tüm ek ödemeler emekliliğe yansıtılacak güvenceli taban aylığa dönüştürülmelidir.
- Seyyanen Zam Tabana ve Emekliliğe: Seyyanen verilen ilave ödemeler emekli maaşlarına eklenmeli; 3600 ek gösterge ayrım yapılmaksızın tüm kamu çalışanlarına uygulanmalıdır.
- 5510 Sayılı Yasa Zulmü Bitmeli: Ekim 2008 sonrası göreve başlayan emekçilerin mezarda emeklilik ve düşük maaş dayatmasına yol açan yasal mağduriyetleri giderilmelidir.
- Az Kazanandan Az, Çok Kazanandan Çok Vergi: Gelir vergisinin ilk dilimi yüzde 10’da sabitlenmeli; asgari ücret tutarı ve temel yaşam ihtiyaçları vergiden tamamen muaf tutulmalıdır.
- Parasız ve Nitelikli Kamu Hizmeti: Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik başta olmak üzere tüm temel hizmetler ticarileşmeden arındırılmalı, halka ücretsiz sunulmalıdır.
- Servis, Yemek ve Ulaşım Kamusal Haktır: Tasarruf tedbirleri bahanesiyle gasbedilen servis, yemek, ulaşım ve sağlıklı içme suyu tüm çalışanlara bedelsiz sağlanmalıdır.
- Kamu Lojmanları Açılsın, Kira Yardımı Yapılsın: Barınma krizine karşı kamu lojmanları rant çevrelerine satılmaktan vazgeçilip emekçilere tahsis edilmeli, büyükşehirler başta olmak üzere acil kira desteği verilmelidir.
- 24 Saat Açık Ücretsiz Kreş: Bütün kamu kurumlarında 24 saat esasıyla hizmet veren, donanımlı ve ücretsiz bebek bakım üniteleri ile kreşler açılmalıdır.
- Grevli Toplu Sözleşme ve Barajsız Sendika: Sendikal örgütlenmeye getirilen antidemokratik barajlar kaldırılmalı; grev hakkını güvenceye alan gerçek ve özgür bir toplu pazarlık hukuku tanınmalıdır.
Vergi Dairesi önündeki açıklama, kamu emekçilerinin hep bir ağızdan attığı “Bütçe Hakkımız Engellenemez”, “Sermayeye Değil Emekçiye Bütçe” ve “Direne Direne Kazanacağız” sloganlarıyla sona erdi. KESK Şubeler Platformu, emek düşmanı 2027 bütçesine karşı işyerlerinden meydanlara uzanan fiili ve meşru mücadeleyi büyüteceklerini ilan etti.

sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
