1.      Küresel Ekonomi Politik: Çatlayan Hegemonya, Korumacılık Savaşları ve Enerji Güvensizliği

Küresel kapitalist sistem, hegemonik merkezlerin göreli güç kaybettiği, çok kutupluluğun derinleştiği ve emperyalist rekabetin doğrudan ticaret yolları ile enerji hatlarına sıçradığı yapısal bir kriz evresinden geçmektedir. 21-27 Ekim 2026 haftası; bir yanda Orta Doğu ve Karadeniz’de tırmanan jeopolitik çatışmaların dünya ticaretini felç ettiği, diğer yanda ise Batı sanayisinin Asya merkezli yükseliş karşısında korumacı duvarlara sığındığı bir tabloya sahne olmuştur.

Enerji Hatları ve Ticaret Koridorlarında Savaş Baskısı

  • Hürmüz ve Petrol Fiyatları: ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın diplomatik müzakerelerle yatışabileceği beklentisi kısa vadeli bir rahatlama yaratsa da, Husilerin Suudi Arabistan tesislerine yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim nedeniyle Brent petrol varil başına 115 dolar seviyelerinde yüksek risk primini korumuştur. Washington merkezli veriler, ekim ayının 2017’den bu yana Hürmüz hattında ticari gemilere yönelik en ağır saldırı dönemi olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Karadeniz’de Ticari Seyrüseferin Çöküşü: Karadeniz, küresel enerji ve gıda tedarikinde bir çatışma havzasına dönüşmüştür. Yılbaşından bu yana 570’ten fazla gemiye yönelik saldırılarda en az 40 denizcinin yaşamını yitirmesi, deniz ticaretindeki risk ağırlık merkezinin Hürmüz’den Karadeniz’e kaydığını göstermektedir. Savaş riski sigortalarının gemi değerinin %15’ine ulaşması ve Büyük Odessa limanlarındaki aylık gemi trafiğinin 400’den 10’un altına inmesi, küresel tahıl ve gübre arzında yeni bir enflasyonist dalgayı tetiklemektedir. Bu hatta Suriyeli ve Mısırlı denizcilerin aylık 800 dolar gibi sefalet ücretleriyle hayati tehlike altında çalıştırılması, savaş koşullarında emeğin ucuzlatılmasının somut bir göstergesidir.
                     KÜRESEL VE BÖLGESEL ÇELİŞKİLER MATRİSİ
┌─────────────────────────┬──────────────────────────────────┬─────────────────────────────────┐
│        Dinamik          │         Küresel Boyut            │      Türkiye / Bölgesel Boyut   │
├─────────────────────────┼──────────────────────────────────┼─────────────────────────────────┤
│ Sanayi & Ticaret        │ Çin'in EV (%75) ve Gemi (%81,8)  │ Çelikte AB korumacılığı baskısı │
│                         │ hâkimiyeti; VW'de 47 bin tasfiye │ ve "Made with Europe" arayışı   │
├─────────────────────────┼──────────────────────────────────┼─────────────────────────────────┤
│ Enerji & Koridorlar     │ Hürmüz ve Karadeniz'de risk      │ Karadeniz ve Akdeniz'de enerji  │
│                         │ primleri; Brent petrol > 110$    │ diplomasisi; Filyos açılımı     │
├─────────────────────────┼──────────────────────────────────┼─────────────────────────────────┤
│ Finans & Para           │ Fed ve ECB faiz bekleyişi;       │ TCMB faizi %36'ya çekti; fon    │
│                         │ Fransa tahvillerinde 24 yıl zirve│ krizinde 3,5 trilyon TL eridi   │
├─────────────────────────┼──────────────────────────────────┼─────────────────────────────────┤
│ Emek Rejimi             │ Sarı Yelekliler sokakta;         │ Gelik'te 3 madenci can verdi;   │
│                         │ Avrupa genelinde kemer sıkma     │ genç kadın işsizliği %23,3      │
└─────────────────────────┴──────────────────────────────────┴─────────────────────────────────┘

Asya Üretim Gücü ve Batı Sanayisinin Çözülüşü

  • Çin’in Üretim Tekeli: Çin, 2025’te 16 milyon adetle dünya elektrikli araç üretiminin yaklaşık %75’ini gerçekleştirmiş, 2026’nın ilk 9 ayında ise yeni küresel gemi siparişlerinin %81,8’ini alarak ağır sanayideki belirleyiciliğini pekiştirmiştir.
  • Avrupa Merkezinde Daralma: Çin menşeli araçların AB pazarındaki payının %9,6’ya tırmanması karşısında geleneksel otomotiv tekelleri krizi emekçilere fatura etmektedir. Alman devi Volkswagen, daha önce duyurduğu 35 bin kişilik tensikata 12 bin çalışan daha ekleyerek toplam işten çıkarma hedefini 47 binin üzerine çıkarmıştır.
  • Avrupa Sokaklarında Kriz: Fransa’da hayat pahalılığı ve kemer sıkma politikalarına karşı sokaklara dökülen 400 bini aşkın “Sarı Yelekli” eylemciye yönelik sert polis müdahaleleri ve gece sokağa çıkma yasakları, kapitalist merkezdeki yönetişim krizini derinleştirmektedir. Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizinin %5,002 ile 24 yılın zirvesini görmesi, Avrupa genelinde kamu maliyesine yönelik sarsıntının boyutunu belgelemektedir.

2.      Küresel Hiyerarşide Türkiye: “Stratejik Özerklik” Söylemi ve Bölgesel Genişleme

Dünya kapitalist hiyerarşisinde süper güçler ile bağımlı çevre ekonomiler arasında yer alan orta ölçekli güçler, küresel sistemdeki kırılmaları kendi etki alanlarını genişletmek için birer manevra alanına dönüştürmektedir. Türkiye’nin 21. yüzyılda izlediği dış politika çizgisi, geleneksel Batı ittifakı (NATO) içerisindeki yerini korurken, Rusya ve Çin gibi alternatif güç odaklarıyla kurduğu pragmatik dengeler üzerinden bölgesel bir alt-merkez oluşturma çabasıdır.

Dış Politikada Askeri-Endüstriyel Genişleme

  • Savunma Paktları ve Bölgesel Hamleler: Bu hafta TBMM Dışişleri Komisyonu gündemine gelen Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması, savunma mimarisinde bölgesel bir blok inşasını hedeflemektedir. Taraflardan birine yapılan saldırıyı herkese yapılmış sayan bu anlaşma, Türkiye’nin Orta Doğu ve Güney Asya hattındaki askeri-stratejik tahkimatını bir üst aşamaya taşımaktadır.
  • Diplomasi Trafiği ve Çıkarlar: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan heyetlerinin Tahran’da İranlı yetkililerle gerçekleştirdiği dörtlü temaslar, bölgesel gerilimi yönetme arzusunun yanı sıra, Ankara’nın kriz anlarında kolaylaştırıcı ve yönlendirici bölgesel aktör olma iddiasını somutlaştırmaktadır.
  • Savunma Sanayii Odaklı Diplomasi: Ankara’da düzenlenen 4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı’nda değişen savunma mimarisi ve taktik platformların masaya yatırılması, Türkiye’nin yerli savunma sanayi şirketleri aracılığıyla Batılı askeri-endüstriyel yapılarla kurduğu ortak üretim ilişkilerini koruma arayışını yansıtmaktadır.

Sermaye İhracı ve “Mekânsal-Zamansal Çözüm” Arayışı

Türkiye’de egemen sermaye fraksiyonları (hem geleneksel holdingler hem de ihracata dayalı Anadolu sermayesi), iç pazarda kârlılık oranlarının düşmesi ve aşırı sermaye birikimi krizleriyle karşılaştıkça, çözümü sınır ötesine sermaye ve mal ihraç etmekte aramaktadır.

  • Bu mekanizma; Afrika, Orta Doğu ve Kafkasya hinterlandında altyapı, enerji, madencilik ve askeri teçhizat yatırımlarıyla fazla sermayenin emilmesini sağlamaktadır.
  • Ancak resmi söylemde “stratejik bağımsızlık” ve Batı karşıtı popülist retorikle meşrulaştırılan bu yayılma, gerçekte küresel neoliberal değer zincirlerinin bölgesel taşıyıcılığını üstlenmekte ve uluslararası finans sistemine olan yapısal bağımlılığı ortadan kaldırmamaktadır.

3.      Türkiye Ekonomisi: Otoriter Neoliberalizm, Finansal Türbülans ve Emeğin Aşırı Sömürüsü

Bölgesel düzeyde askeri ve ticari nüfuz peşinde koşan sermaye birikim modeli, yurt içinde ise emeğin aşırı sömürüsüne, reel ücretlerin baskılanmasına ve kamu kaynaklarının sermaye transferine tahsis edilmesine dayanmaktadır. 21-27 Ekim haftasında açıklanan makroekonomik veriler, büyüme ve bölgesel iddiaların ardında yatan toplumsal ve finansal tahribatı net biçimde ortaya koymuştur.

Finansal Çözülme ve Sermaye Piyasalarında Güven Kaybı

  • Fon Krizi ve Varlık Erozyonu: Yüksek getiri vaadiyle toplanan sermayenin tasfiyesiyle patlak veren fon krizi, mali piyasaları sarsmayı sürdürmektedir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) mahkeme kararıyla Tera Yatırım Teknoloji Holding’e kayyım olarak atanması ve soruşturma kapsamında gözaltına alınan Altınbaş Holding patronu Nusret Altınbaş’ın tutuklanması, krizin mali oligarşi içerisindeki boyutlarını sergilemektedir.
  • Borsada Değer Kaybı ve Tasfiyeler: 15 Eylül’den bu yana BIST Tüm endeksinde 3,5 trilyon lirayı aşan piyasa değeri silinirken, BIST100 defter değerine gerilemiştir. Devlet Denetleme Kurulu raporu beklenirken, 18 fonun tasfiyesi tamamlanarak 8,9 milyar TL ödeme yapılmış, SPK ise nitelikli yatırımcı finansal varlık eşiğini 10 milyondan 50 milyon liraya çıkararak korumacı tedbirler almıştır.
  • Faiz İndirimi ve Kur Riski: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, 9 ay aradan sonra politika faizini 100 baz puan indirerek %36’ya çekmiştir. Ancak bu adım bankacılık hisselerinde satış dalgası yaratmıştır. Finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığının 213 milyar dolara ulaşması ve 1 trilyon liralık özel sektör tahvil piyasasında temerrüt kaygılarının baş göstermesi, şirketler kesiminin döviz ve faiz sarmalında kırılgan olduğunu göstermektedir.

Sınıfsal Kutuplaşma: “Emekliler ve Yemekliler”

  • Bütçenin Sınıfsal Tercihi: Yılın ilk 9 ayında merkezi yönetim bütçesinden faize ayrılan kaynak 2 trilyon 249 milyar liraya ulaşırken, tarımsal desteklemelere yalnızca 114,7 milyar, yatırımlara ise 583,4 milyar lira ayrılmıştır. Faiz harcamaları tarımı 20’ye, yatırımları ise 4’e katlayarak kamu maliyesinin rantiyeye kaynak aktarım mekanizması olarak işlediğini kanıtlamıştır.
  • Emeklilerin Sefaleti: Gelir dağılımında en zengin %20’lik dilim toplam gelirin %48’ini alırken, en yoksul %20’lik kesim yalnızca %6,4 pay alabilmektedir. 17 milyonluk emekli nüfusunun en az 10 milyonu asgari ücretin (28 bin TL) ve açlık sınırının (32 bin TL) altında hayatta kalmaya çalışmaktadır. Küresel Emeklilik Endeksi 2026 raporunda Türkiye’nin 55 ülke arasında 54. sıraya gerilemesi, sosyal güvenlik sisteminin fiilen tasfiye edildiğini göstermektedir.
  • Tüketici Güveninde Çöküş: Fon krizinin ve geçim sıkıntısının etkisiyle tüketici güven endeksi ekim ayında %7,7 azalarak 84,8 puana inmiş, hanelerin maddi durum beklentisi sert gerilemiştir.

İstihdam Piyasasında Tıkanma ve Nitelikli Emeğin Tasfiyesi

  • İşsizlikte Artış: TÜİK’in Eylül 2026 verilerine göre resmi işsizlik oranı %8,4’e çıkarken işsiz sayısı 2 milyon 967 bine ulaşmıştır. İstihdam edilenlerin sayısı 49 bin kişi azalmış, haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,4 saat olarak gerçekleşmiştir.
  • Geniş Tanımlı İşsizlik ve Genç Kadınlar: Zamana bağlı eksik istihdam ve potansiyel işgücünü kapsayan atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı %31,2’ye tırmanmıştır. Krizin en ağır yükü yine kadınların sırtına yüklenmiş; erkek işsizliği %6,9 iken kadın işsizliği %11,3’e, 15-24 yaş arası genç kadınlarda ise %23,3’e fırlamıştır.
                     İSTİHDAM VE İŞGÜCÜ VERİLERİ (EYLÜL 2026)
┌─────────────────────────────────┬──────────────┬──────────────┬──────────────┐
│           Gösterge              │    Toplam    │    Erkek     │    Kadın     │
├─────────────────────────────────┼──────────────┼──────────────┼──────────────┤
│ İşsizlik Oranı (%)              │     %8,4     │     %6,9     │    %11,3     │
├─────────────────────────────────┼──────────────┼──────────────┼──────────────┤
│ Genç Nüfusta İşsizlik (15-24)   │    %14,8     │    %10,4     │    %23,3     │
├─────────────────────────────────┼──────────────┼──────────────┼──────────────┤
│ İstihdam Oranı (%)              │    %48,3     │    %65,8     │    %31,2     │
├─────────────────────────────────┼──────────────┼──────────────┼──────────────┤
│ Geniş Tanımlı Atıl İşgücü (%)   │    %31,2     │      --      │      --      │
└─────────────────────────────────┴──────────────┴──────────────┴──────────────┘
  • Nitelikli Beyin Göçü: Ülke içindeki baskıcı siyasal ortam, düşük ücretler ve güvencesizlik, eğitimli genç işgücünü kitlesel bir kaçışa yöneltmektedir. TÜİK Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri (2025), lisans mezunlarının beyin göçü oranının %2,2’ye yükseldiğini göstermektedir. Göçün zirve yaptığı alanlar moleküler biyoloji ve genetik (%13,1), işletme mühendisliği (%13,0), matematik mühendisliği (%11,0) ve bilişim teknolojileri (%7,0) olmuştur. Vakıf üniversitelerinden tam burslu mezun olanların %8,6’sının, yabancı dilde eğitim alanların ise %10,5’inin doğrudan Batı ülkelerine (başta %22 ile Almanya ve %16,9 ile ABD) gitmesi, ülkenin kalkınma dinamizminin altının oyulduğunu belgelemektedir.

4.      Yerel Ekonomi Politik (Zonguldak): Madenlerde Ölüm Rejimi, Teknoloji ve Küresel Enerji Koridorları

Ulusal ve uluslararası ölçekteki sermaye birikim modellerinin yereldeki yansıması, emek-yoğun maden havzası Zonguldak’ta en çıplak haliyle somutlaşmaktadır. Bir tarafta kâr hırsıyla denetimsiz bırakılan özel ocaklarda can veren işçiler, diğer tarafta ise Karadeniz offshore enerji havzaları ve lojistik koridorlar üzerinden küresel pazarlara entegre edilmeye çalışılan bir bölgesel ekonomi yer almaktadır.

Gelik Faciası: Sermayenin Maliyet Hesabı ve İş Cinayeti

  • 3 Madencinin Ölümü: Gelik beldesinde Demir Madencilik A.Ş.’ye ait özel kömür ocağında 23 Ekim’de meydana gelen grizu patlamasında maden işçileri Recep Çolakoğlu, Cengizhan Bökrübaş ve Murat Kaya yaşamını yitirmiş, 5 işçi yaralanmıştır. İki ağır yaralı madenci Ankara’ya sevk edilirken, adli soruşturmada işveren Mehmet Salih Demir, İSG uzmanı Ercüment Yalçın ve maden mühendisi Yusuf Çavdar “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan tutuklanmış, işletme müdürü ise firar etmiştir.
  • Kader Değil Sınıfsal Tercih: TMMOB Zonguldak İl Koordinasyon Kurulu ve Zonguldak Demokrasi Platformu, peş peşe yaşanan sel, heyelan, bina göçmeleri ve maden facialarının “kader ya da fıtrat” olmadığını, kuralsızlaştırma ve kamusal denetim yoksunluğunun doğrudan sonucu olduğunu vurgulamıştır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesindeki “çalışmaktan kaçınma hakkı”nın fiilen kullandırılmaması, formalite icabı hazırlanan risk haritaları ve üretim zorlaması, insan hayatının maliyet hesabına indirgendiğini göstermektedir.

Maden Teknolojisinde Yerlilik Adımı

  • ATEX Sertifikalı Yükleyici: Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ile Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) iş birliğiyle %71,6 yerlilik oranıyla üretilen MAZ EHM 45 Elektro-Hidrolik Yükleyici, patlama riski taşıyan ortamlarda can güvenliğini tescilleyen uluslararası ATEX sertifikasını alarak TTK Karadon Müessesesi’nde yeraltına indirilmiştir. Dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen bu mühendislik başarısı, doğru planlama ve kamusal yatırımla madencilikte güvenlik standartlarının yerli imkânlarla yükseltilebileceğini kanıtlamaktadır.

Filyos Limanı ve Karadeniz’den Kuzey Denizi’ne Enerji Diplomasisi

  • Oslo Temasları: Oslo Innovation Week kapsamında Norveç’e giden Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) heyeti, Türk Hava Yolları ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi desteğiyle “Kuzey Denizi ile Karadeniz Ortaklığı” panelini düzenlemiştir. Filyos Limanı’nın sunduğu lojistik imkânlar, deniz üstü (offshore) rüzgâr/gaz enerjisi yatırımları ve yeşil denizcilik alanlarında Norveç sermayesi ile kurulabilecek iş birlikleri masaya yatırılmıştır. Zonguldak, ulusal bir kömür havzası olmanın ötesine geçirilerek küresel bir enerji ve lojistik üssü olarak pazarlanmaktadır.
  • Çelik Sektörü ve ANKIROS 2026: Bölgenin ağır sanayi omurgasını oluşturan Erdemir, İsdemir ve Erdemir Mühendislik; İstanbul’daki ANKIROS 2026 Fuarı’nda yerini almış, eş zamanlı düzenlenen metalürji kongresine 22 poster sunumuyla katılarak Ar-Ge birikimini sergilemiştir. Türkiye çelik sektörünün Avrupa’da birinci sırada yer almasına rağmen AB’nin korumacı kotalarıyla sıkıştırıldığı bir dönemde, Erdemir grubunun katma değerli üretimi öne çıkarma çabası kritik önem taşımaktadır.

Haftanın verileri; Türkiye’nin dışarıda bölgesel güç projeksiyonları, savunma paktları ve sınır ötesi sermaye arayışlarıyla hareket ederken, içeride emeğin aşırı sömürüsü, derinleşen yoksulluk, beyin göçü ve ölümcül iş kazalarıyla yüz yüze olduğunu teyit etmektedir. Zonguldak Gelik’te yerin yüzlerce metre altında hayatını kaybeden madencilerin dramı ile Ankara’da savunma ihaleleri ve bütçe faiz ödemelerine aktarılan trilyonlar, bu ekonomi politik modelin sınıfsal çelişkisini özetlemektedir. (Susma Ekonomi Servisi)


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.